Ayınlar Ocağı salı sohbetleri

Ayınlar Ocağı salı sohbetleri

Aydınlar Ocağı’nda Malazgirt Zaferi’ni anlatan tarihçi Solmaz, “Malazgirt Meydan Savaşı bir Hilâl-Haç, yani İslâm-Hristiyan mücadelesidir ve galibiyet İslâm’ın olmuştur” dedi

Konya Ayınlar Ocağı Salı Sohbetleri’nde bu hafta Malazgirt Meydan Savaşı’nın 942. yıldönümü münasebetiyle, Anadolu’nun Türklere açılan kapısı Malazgirt Meydan Muharebesi’nin siyasi ve askeri sonuçları anlatıldı.
Konuşmacı olan Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sefer Solmaz, Türklerin Malazgirt savaşından önce Anadolu’ya gelmeye başladıklarını ifade ederek “Malazgirt Savaşı bir Hilâl-Haç yani İslâm-Hristiyan mücadelesidir ve galibiyet İslâm’ın olmuştur. Burada yenilen Bizans’ın Avrupalı devletlere yaptığı imdat çağrısı bundan 25 yıl sonra cevap bulmuş ve Haçlı Seferleri’nin başlamasına sebep olmuştur”  dedi. 
Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in 1070 – 1071 kışında bir ordu hazırlayarak Malazgirt Seferi’ne çıktığını kaydeden tarihçi Sefer Solmaz, “Romanos Diogenes bu sefere çıkarken bir; Türkleri Anadolu’dan tamamen atmak, ikincisi; Anadolu’yu kurtarmak, üçüncüsü de; Büyük Selçuklu Devleti’nin tüm topraklarını ele geçirmek, bütün İslam ülkelerinin topraklarını istila etmek ve bütün camileri kiliseye çevirmeyi kendisine gaye edinmişti” diye konuştu. Diogenes’in bu amaçlarla Bizans tarihinin en büyük ordusunu meydana getirdiğini ve 200 bin kişiden oluşan Bizans ordusuna karşı Selçuklu ordusunun 40-50 bin kişiden oluştuğuna dikkati çekti.
Ordusunun azametine güvenen Bizans İmparatorunun, zaferden şüphe etmeyerek yalnız Anadolu’yu kurtaracağına değil, İslam ülkelerini de alacağına inandığından, Irak, Suriye, Horasan ve Rey valiliklerini de kumandanlarına vaat ettiğini ve camiler yerine kiliseler yapacağını söylediğini belirten tarihçi Solmaz, şunları ifade etti: 
“İmparator, bu ordu ile 13 Mart 1071’de İstanbul’dan hareketinden önce Ayasofya’ya giderek büyük bir dini ayinde dua ettikten sonra yola çıkmıştır. Bu ordu, Eskişehir’i geçip Kızılırmak vadisini takip ederek Sivas’a vardı. Alp Arslan, imparatorun Erzurum’a vardığı ve doğuya doğru ilerlediği haberini Silvan’da almış, buradan Erzen ve Bitlis yolu ile Ahlat’a çıkmıştır. Sultan, karısını ve ağırlıklarını Nizamü’l-Mülk’le birlikte Tebriz’ göndermiş, şehit olursa yerine Melik-şah’ı vasiyet ettiğini belirtmiştir. Alp Arslan, halifenin elçisi İbn Muhellebân (Mahleban) birlikte komutanlarından Sav-tekin’i, imparatora göndererek barış teklifinde bulunmuştur. Alp Arslan, imparatorun ret cevabını 24 Ağustos 1071 Çarşamba günü alınca çok üzüldü ve mukadder çarpışma için hazırlıklarını tamamlamaya çalıştı. Sultan’ın imamı Buharalı Muhammed b. Abdülmelik; “Ey Sultan! Sen Allah’ın başka dinlere zafer vaad eylediği İslamiyet uğrunda cihad yapıyorsun. Bütün Müslümanların minberlerde sana dua yaptığı Cuma günü savaşa giriş. Ben Allah’ın zaferi senin adına yazdığına inanıyorum” şeklinde, Alp Arslan’a güven veren sözler söyleyerek onu teselli etti. Alp Arslan, Cuma günü askerlerini topladı, atından inerek secdeye vardı: “Ya Rabbi, seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ey Allah’ım, niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret” diyerek başını secdeden kaldırdı.  Sonra da beylerine ve askerlerine dönerek: “Burada Allah’tan başka bir sultan yoktur; emir ve kader tamamıyla onun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta veya savaşmamak için uzaklaşmada serbestsiniz” dedi. Bu sözlerden sonra bütün askerler: “Asla emrinden ayrılmayacağız” cevabını verdi.
Sultan, beyazlar giydi, atının kuyruğunu bağladı, ok ve yayını bırakıp kılıç ve topuzunu aldı ve son olarak şu vasiyet-hitabede bulundu: “Ey askerlerim! Eğer şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Melik-Şah’ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız.  Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır.” 
Malazgirt’te 26 Ağustos 1071 Cuma günü saat 13:30’da başlayan savaşta Bizans ordusunun, “Türk Hilâli” diye adlandırılan çembere alınmasıyla akşama doğru mağlup edildiğini belirten Solmaz, Malazgirt Zaferi’nin Romen Diyojen’in yerine tahta geçen Mihail Dukas’ın anlaşmanın şartlarını ihlal etmesiyle Anadolu’nun tamamının fethedilmesiyle devam ettiğini sözlerine ekledi.
malazgirt-2.jpg