Attila İlhan da gitti "Kim kaldı?"

Attila İlhan da gitti "Kim kaldı?"

Sevgili üstat, bu milleti uyandırmalı, haklısın, peki şimdi biz kiminle konuşacağız bunları? Sahi, kaldı mı geride Müslümanlığı irtica mayını olmadan kavrayacak düzeyde kaliteli ve yüksek zeka sahibi aydın?

Türkiye önemli bir aydınını kaybetti.Bağımsız düşünen, kimseye aldırmadan inandığı fikirleri cesurca savunan, sadece beyninin emeğiyle geçinen, kendine özgü kişiliği ve üslubu olan sahici bir aydındı Attila İlhan.

Şiirleri, romanları, denemeleri, tez kitaplarıyla, 80 yıllık ömrüne seksenden fazla eser sığdırabilmiş ender bir entelektüel.
Attila İlhan, şüphesiz tanzimatçı aydın değildi ve onlara karşıydı, bir putperest Atatürkçü değildi ve onlara karşıydı, bir yeminli din düşmanı pozitivist değildi ve buna da karşıydı. Ama, keşke, din'i ve toplumsal-tarihsel değerlerimizi müstevlilerin emellerine hizmet edecek bir fabrikaya dönüştüren sürecin önünü kesecek kadar sahici, organik ve cesur bir Müslüman fikriyatını üretmeye çalışmanın önemini kavrayabilseydi.

Topraklarımızı saran barbar istilaları serisinin 20. yüzyılda olanı karşısında direnmeyi seçen İlhan'la, 21. yüzyılın başında başlayan ikincisinin karşısında yan yana direnmenin yollarını ararken, işte bunları konuşuyorduk ve yarım kaldı..

Birinci istiladan sonra, İnönücülük sayesinde bu ülkenin dinamik güçlerinin arasına irtica söylemi gibi mayınlar döşenmişti ve İlhan bunları temizlemeye çalışıyordu.

İkincisi sürerken, bu defa başka tür mayınlar döşeniyordu ve biz O'na, Nakşiliğin emperyalizme direnişin içinden doğduğunu ama tıpkı Kemalizm gibi içinden İnönücülük çıkartan operasyonun bir benzerine muhatap kalarak, içinden amerikancılık-israilcilik çıkartılabildiğini anlatmaya çalışıyorduk.

O ise bize, biteviye 'bu millet uyanmalı, uyandırılmalı' diyordu.
Evet, sevgili üstat, bu milleti uyandırmalı, haklısın, peki şimdi biz kiminle konuşacağız bunları? Sahi, kaldı mı geride Müslümanlığı irtica mayını olmadan kavrayacak düzeyde kaliteli ve yüksek zeka sahibi aydın?

Cenazene gelecek o kadar insan içinden, bunları konuşacak kaç kişi çıkar acaba?
Seni, bu aydın namusunun gereği olan arayışlarınla değil de, aşk şairi sıfatıyla içini boşaltıp magazinleştirecek olanlar, yani müstevlilerin emelleriyle kendi emellerini tevhid etmiş olanların tarihe gömmesine izin vermeyecek kaç kişi kaldı acaba?

Uyanmış kim kaldı? Allah sana da bize de rahmet etsin.… Ahmet Özcan/Haber 10