Atatürk takım tutar mıydı?

Atatürk takım tutar mıydı?

Topluma mal olmuş kişilerin takım tutmalarıyla ilgili polemik Atatürk'ün takım tutup tutmadığı sorusunu da tartışmaya açtı. Peki tutar mıydı? İşte yanıt ve konu ile ilgili 2 ilginç yazı.

'Sayın Ertuğrul Özkök'ün dünkü kapsamlı yorumu üzerine bir yazı gönderiyorum. Atatürk,'ün 'sivil ve asker kamu görevlilerinin takım tutuyorlarsa bunu açıklayıp açıklamamaları'konusunda -henüz hiçbir yerde yayınlanmamış- görüşlerinin tam şu sırada tartışmaya yeni bir boyut kazandıracağından hiç kuşkum yok'diyor gazeteci-yazar Orhan Karaveli...

Karaveli, aşağıdaki anekdotun yakında çıkacak 'Tevfik Fikret Gerçeği'adlı kitabında yer alacağını söylüyor:
'Atatürk; 1930, 1932 ve 1933 yıllarında Galatasaray Lisesi'ni ziyaret etmiştir. Bunlardan ilkinin haberi Cumhuriyet Gazetesi'nde manşetten şöyle verilmişti:
'Reisicumhur dün Harp Akademi'sini, Mülkiye'yi, Harbiye'yi ve Galatasaray'ı ziyaret etti.'

İlk ziyaret sırasında lisenin müdürü olan Fethi İsfendiyaroğlu o günün 'perde arkasını'yıllar sonra bana şöyle anlatmıştı:
'... Müdür odasındayız. Reisicumhur, 'lütfen masamı şereflendirmeleri'önerimi 'Hayır müdür bey! Herkes kendi yerinde oturmalı ve oturduğu yeri de haketmelidir!...'sözleriyle reddettiğinden ben de yanlarında ve ayakta durmayı yeğlemiştim. Okul ve öğrenimle ilgili sorularını yanıtlıyorum. Kahveler içilirken, İçişleri Bakanı, yakın arkadaşı ve okulun eski öğrencilerinden Şükrü Kaya Bey, Gazi'nin kulağına eğilerek:

Harp Akademisi, Harbiye, Mülkiye anladım da niçin Galatasaray, Paşam, diye soruyor; yoksa siz de bizden misiniz?
- O da ne demek, çocuk?
Yani Galatasaray'ı mı tutuyorsunuz?
- Ben kulüp tutmam, çocuk... Çünkü hepsi benimdir. Hem; sivil veya asker toplumun tamamına hizmet veya kumanda edenler bir kulübü tutsalar bile -görev sırasında- bunu açıklamazlarsa isabet ederler. Aksi halde, otoriteleri sarsılır ve tartışılır. Tefrika (ayrımcılık, nifak) yaratmış olurlar. O nedenle dikkatli olmalarını tavsiye ederim.'

Yalçın BAYER/HÜRRİYET

Hürriyet yazarı Fatih Altaylı da
aynı konuda önerilerde bulundu.

Rengimiz belli olsun

ERTUĞRUL Özkök dünkü yazısında, topluma mal olmuş kişilerin takım tutmalarıyla ilgili bir yazı yazdı.

Ve bu kişilerin, tuttukları takımı açıklama özgürlüğüne sahip olduklarını söyledi.
Tartışmanın kaynağı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'ın Fenerbahçeliliklerinin 'çok ön plana'çıkmasıydı.

Ben de aynen Özkök gibi düşünüyorum.
Spor, yaşamın önemli renklerinden biri. Ve bu renklerin dışında kalmak, beraberinde bir de renksizlik getiriyor.
Ben Galatasaraylıyım; ama Fenerbahçeli Yaşar Büyükanıt en sevdiğim paşaların başında gelir. Ne zaman karşılaşsak, sohbetimizin bir bölümü takımlarımızın rekabeti üzerinedir.

Keza Başbakan'la da öyle. Son 5-1'lik galibiyetimizden sonra Galatasaraylı Mehmet Ali Birand'la Başbakan'a 'geçmiş olsun'mesajı yolladık. Bundan daha keyifli ne var.

Zaten mesele takım tutup tutmamak değil, bunun açıklanmasıyla ilgili.
Bence taraftarlık, hele hele topluma mal olmuş kişilerde açık olmalı.
Çünkü ancak o zaman objektivite sağlanabiliyor.

Düşünün, ben tuttuğum takımı açıklamayacağım; ama sürekli Galatasaray'ı kollayacağım. Ve bunu 'tarafsızlık maskesi altında'yapacağım. Sizce doğru olur mu?

Siz de biliyorsunuz ki, ben Galatasaraylıyım ve 'tarafım'. Okurken ona göre okuyorsunuz.

Kimse 'rengini belli edenden'korkmasın. Beni asıl korkutan, bukalemun gibi rengini saklayanlardır.