Askerlerle Baykal'ı DEVİRME sohbeti

Askerlerle Baykal'ı DEVİRME sohbeti

Kışlalı, askerlerle CHP ve Baykal'la ilgili yaptığı çarpıcı diyalogu köşesine taşıdı.

M. Ali Kışlalı / Radikal

 

Sıklet merkezi CHP

 

Geçen yıl ilkbaharda Türkiye genel seçim havasına girerken, yarım asrı bulan, Türkiye genelini kapsayan önemli görevlerini ya tamamlamış ya da sonuna gelmiş üç akil adamın konuşmalarını izlemiştim. En kıdemlileri görevi sırasında ülkeyi büyük bir badireden kurtarma hususunda önemli rol oynamıştı. Yaklaşan seçimlerde çıkış noktasının CHP'nin desteklenmesiyle bulunacağını söylüyordu.

 

Söylediklerini ilgiyle dinledik. Kıdem durumu bakımından üçüncü konumdaki akil adam susarken, ikinci emekli görüşünü açıklamış, "Bana gelenler Deniz Baykal varken CHP iktidara gelemez, diyorlar" demişti.

 

Öneriyi yapan görüşünü askeri deyimle savunmuştu, "Savaşta ilk hedef önemlidir. Kuvvetinizi bu hedefe yönelterek sıklet merkezi oluşturmanız gerekir. Hedef seçimde CHP'nin başarılı olmasıdır. Baykal sonraki hedeftir" demişti.

 

CHP'nin Baykal liderliğinde şekillenmiş olan konumunun, onun çizdiği sınırlar içinde bir sıklet merkezi oluşturmaya izin vermediği görülüyor.

Akil adamlar şimdi yeni çıkış yolları arıyorlar.

 

En az 250 delegenin onayını alarak genel başkanlığa aday olmak isteyen iki adayın bunu başarıp başarmayacağı belirsiz. Bu yöntemin Türkiye'nin içinde bulunduğu kaosta CHP'yi dikkat çekecek, umut bağlayacak bir sıklet merkezi haline getirip getiremeyeceği irdelenedursun, bir başka formülün işe yarayabileceğini düşünenler var.

 

Deniz Baykal'ın kurultayda, tüm kamuoyunun dikkatini CHP üzerinde toplayacak bir açıklama yaparak, şimdiye kadar, ne sebeple olursa olsun, CHP'den ayrılmış olanlara partinin kapısını açtığını ilan etmesi öneriliyor.

 

Bu önerinin yaratacağı sıklet merkezinin ortaya çıkaracağı gücün düzenlenmesiyle ilgili ayrıntılara girilmeksizin, sadece davetin bile CHP'ye sağlaması olası dinamizm üzerinde duruluyor.

 

CHP'nin kapılarının Baykal tarafından böylesine açılması olasılığının hiç gerçekçi olmadığını, tam hayal ürünü bulanlar bile, dinamizmini ve büyük kitleler için umut olma vasfını yitirmiş olduğunu düşündükleri parti için başka çıkış yolu bulunmasının kolay olmadığını kabul ediyorlar.

 

Bu sırada Baykal'ın kimi partiden kopmuş eski şahsiyet ile temas aradığından da söz ediliyor.

 

Türkiye tam bir yol ağzında görülüyor.

Bir yanda bilinen yöntemleri kullanarak topladığı oylar ve onlara dayanarak kimi dış çevrede sağladığı destekle Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana sağladığı kazanımları özümsemediğini gösteren siyasi iktidar.

 

Diğer yanda Cumhuriyet'in laik, demokratik, sosyal ve hukuk temellerinin muhafaza edilmesine inanan kitleler ve kurumlar. Şimdiye kadar birinci grubun yarattığı tehdidi ortadan kaldırmayı bilen bir gücün pasifize edildiği inancını ve umutsuzluğunu yaymaya çalışanlar.

 

Onların yerine meşru zeminde görev üstlenebileceklerini ortaya koyan yüksek yargı sistemine karşı yıpratma çabalarının giderek güç kazanmakta olduğunu düşünenler.

Bulmakta güçlük çekmeyeceğiniz başka kaygı yaratacak unsurların, ülkenin demokratik yapısında, birbiri peşi sıra belirmekte oluşları...

 

CHP gibi Cumhuriyet'in kaynağından gelen bir siyasi parti kendisini mücadelenin önemli bir parçası yapacak itici gücü ve öncülüğü gösteremezse mücadele için sıklet merkezi nerede oluşturulacak?

 

Bu soruya yanıt aramadan önce CHP'nin kurultayının neticesini, orada bir mucizenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini görmek gerekecek.