Hüseyin Altunbaş

Hüseyin Altunbaş

Aptallık yapmazsak!

İnşaat kategorisine kendisinin rol aldığı reklamlarla renk ve heyecan getiren, sektör satışlarını tetikleyen AĞAOĞLU Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, reklam kampanyasıyla 1 haftada 2 bin daire sattıklarını söylemiş. “Gömlek değil ev sattım ben diyen Ağaoğlu, Van'daki ve Konya'daki inşaatçı arayıp benim sayemde ev sattığını söylüyor demiş. Ve eğer çok büyük aptallık yapmazsak Türkiye olarak önümüzdeki 5 yılda uçarız demiş. Ali Ağaoğlu’na bu heyecanı ve umudu veren ne?

Reklam! Reklam! Reklam!

Ama doğru yapılırsa…

Adam gibi yapılırsa…

2011 yılı iş dünyasının aptallık yapmadan, doğru düzgün iletişim kurarak işlerini büyüteceği bir yıl olacak. Özellikle reklam alışkanlığı olmayan büyüme namzeti şirketler reklamı bu yıl öğrenirlerse gelecek onlar için gelecektir. Aksi halde şirketiniz ölecek. Ölüp gidecek. Aptallık yapmayın…

2011 yılında reklamla tanışmak isteyen reklamverenlere reklam ajanslarını seçerken kullanacakları sınav soruları veriyorum. İşte sorular;

 

-                     Soru1: Pazarlama ile satış arasındaki fark nedir?

-                     Soru2: Marka ile mal arasındaki fark nedir?

-                     Soru3: Reklamla halkla ilişkiler arasındaki fark nedir?

 

Bu sorulara adam gibi cevap veren ajansa gel diyin, anlaşın. Kem küm edene hadi canım selametle diyin gönderin. Hatta diğer şirket sahibi arkadaşlarınızı arayın. Kem küm diyen ajanscıklara başka meslek tavsiye etsinler. Reklamcılık bilgisayar anlamakla yapılacak basit bir iş değil çünkü.

 

Ya da bu sorulara adam gibi cevap verenlere reklam ajansı tabelası verelim, diğerlerine grafik atölyesi tabelası verelim. En azından…

 

Reklamın satışa doğrudan etki etmek zorunda olan iletişim yöntemi olduğunu bu sorulara cevap veren reklam ajansı patronu ve çalışanları bilirler. Diğerleri reklam uzun vadelidir canım, reklam sonucunda satışlar artmıyorsa bu ajansın değil reklamverenin suçudur, diyerek ortalığı bulandırırlar, kıvırırlar. Hey yavrum hey!

 

 

Marketler Kızışıyor!

Marketlerin rekabeti yavaş yavaş kızışıyor. Akyurt marketlerinin Konya’ya gelmesi bunu tetikledi. İyi de oldu. Bundan sonra marketler reklamı kısa vadeli fantezinin aracı olarak değil pazarlama iletişiminin uzun vadeli aracı olarak kullanmayı öğrenecekler. Öğrenemeyen market bu diyardan gider benden söylemesi. Özellikle cep telefonlarına kampanyalarını kurumsal kimliğiyle değil de farklı farklı telefon numaralarıyla (spam mesajlarla) gönderen marketler bu acemiliklerine tez elden son vermeliler. Kurumsal davranışı öğrenmeli bu marketler…

 

Açıkhava iletişimi konusunda Makro Marketi tebrik etmem lazım. İletişimi sürdürülebilir yapmayı becerdikleri için. Son Açıkhava iletişimleri de doğrudan mesaja odaklı. Başka fanteziye girmemişler.

 

 

Yılbaşı ağacı ya da noel baba kartpostalları gönderen firmalar…

2011 yılına girdik. Yılbaşı kutlamaları bireysel ve kurumsal olarak yapıldı. Bireysel olarak bireysel tercihtir. Herkesin kendi tercihi. Karışmayalım. Ama kurumsal tercih bireysel tercih gibi olunca işler karışıyor.

Beyler eğer siz bir şirketseniz, bir firmayı yönetiyor iseniz iletişim kodlarınıza daha fazla dikkat edeceksiniz. Yılbaşı deyince şirketinizin iletişim mesajında süslü yılbaşı ağacının veya Noel babanın ne işi var? Hangi kültürün ürünü olduğunuzu unuttunuz anlaşılan. İnsanların zihninde yaratacağınız değerin parçaları sizin gönderdiğiniz mesajlarla şekillenir.

Yılbaşı ağacı sizin hangi özelliğinizden doğuyor Allah aşkına. Ne kadar sık görsek de kabul etsek de, bu ağaç ve noel baba sizin markanızın iletişim temsilcisi olabilir mi?

Bunu düşünmeyen firmalar marka olmayı beklemeyin. Mal olarak kalmaya mahkumsunuz!

Bunu kim düşünecek? Tabiî ki reklam ajansları, tabiî ki iletişim departmanları…

 

Belediye Başkanları ve Milletvekilleri İletişimi!

Başbakan her belediye başkanı hangi belediyenin belediye başkanıysa evi de o ilçede olacak diyor! İstanbul’daki belediye başkanları evlerini taşımaya başlamışlar bile. Nasıl bir anlayıştır ki bunu Başbakan söylemeden anlayamıyorlar.

 

Belki kanunlarda yönetmeliklerde yazmaz ama bu ince düşünce işini seven ile sevmeyen arasındaki derin farkı gösterir. Eğer işinizin başında olmazsanız yönetemezsiniz, yönetilirsiniz. Belediye Başkanlığı uzaktan kumandayla yapılacak bir iş olmadığına göre, yönettiğiniz ilçenin içinde oturmamanız, o ilçenin üyeleri tarafından da yadırganır. Siz ilçenizin ya da ilinizin sorunlarını göremezsiniz sadece bakarsınız.

Seçmende seçim zamanı bu soruyu ilgili belediye başkanına sorar. Soracak da…

 

Milletvekili seçim zamanı yaklaşıyor. Seçimde seçmenlerle iletişim kurma becerisinde daha iyi dikkat edecek ve önceden çalışmış milletvekili adayları başarılı olacaktır. Seçmenler eskiye göre daha dikkatli benden söylemesi. İletişim kurmasını bilmeyen milletvekillerini de seçmeyelim artık. Yeter! Düzgün konuşan, düzgün giyinen, dinleyen, temiz, vizyonu olan milletvekillerini seçelim. Görünce milletvekili olduğunu anlayalım. Öyle değil mi?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum