Amerika istedi diye darbe olur mu?

Amerika istedi diye darbe olur mu?

Aslı Aydıntaşbaş ve Derya Sazak Newsweek’teki Zeyno Baran’ın makalesini yorumladı. Aydıntaşbaş darbe isteyenlere global anlamda ekonomini şahlanmış vaziyette olduğunu hatırlatırken Sazak “Darbe olmaz!” diyor.

Washington gerçekten darbe mi istiyor?


 


Newsweek dergisi, Türkiye'de kenarda köşede konuşulsa da kimsenin söylemeye cesaret edemediğini "pat" diye yazdı. Washington'da yaşayan Türkiye uzamanı Zeyno Baran'ın kaleme aldığı makale, 2007'de Türkiye darbe olasılığının "yüzde 50" olduğunu iddia ediyor.


Hudson Enstitüsü isimli sağ eğilimli think-tank'de çalışan Baran, yakın zaman önce birlikte olduğu üst düzey Türk generallerin laikliği zedelediği için hükümete "kızgın" olduğunu söylüyor. Baran konuştuğu üst düzey generallerin "demokrasiyi sekteye uğratmayı istememekle birlikte, ordunun laikliği korumak için yakında devreye girebileceğini" anlattığını, bu insanların boş konuşmayan ciddi insanlar olduğunu hatırlatıyor.


Ancak yazının en çarpıcı bölümü, şu ana kadar Türk basınında en şahin kalemlerin bile yazamadığı tarz bir darbe savunuculuğunun yapıldığı son paragraf: "Asker zor kullanmadan da etkisini hissettirebilir. Ancak darbe olursa, bu ille de Türkiye'nin anti-demokratik hale geldiği anlamına gelmez. Daha ziyade, Türkiye'deki "İslamcı deneyin" sona erdiği ve daha muhafazakar ancak laik bir demokrasiye dönüş anlamına gelir. Böyle bir Türkiye Avrupa için de daha iyi bir ortak sayılır."


Peki o zaman nedir bu yazı? Amerika Türkiye'de darbe mi istiyor? Bana sorarsanız yaşanan, bir "bullying" vakası. Birileri, Tayyip Erdoğan'ın "gözünü korkutarak", "Çankaya'ya çıkma!" mesajı veriyor. Ama kim? Hudson'daki toplantılara bakarsanız, bu "Amerika üzerinden asker" değil (çünkü onlar mesajlarını doğrudan veriyor, bu konuda da Amerika'dan icazet alma niyetinde değil). Mesajı veren "asker üzerinden Amerika". Daha doğrusu, Amerika'da bir kesim.


Peki darbe? "Küçük yerli dostlarımız, sert bir generalin altında daha mutlu olacaklardır" dermişçesine oturup darbe yazısı yazmak, ne demokrasi ne de vicdani açıdan kabul edilebilir bir durum değil tabii. Darbe AB sürecinin bitmesi; demokrasinin gerilemesi; İslami hareketin de kat kat büyümesi demek. Üstelik Türk ekonomisi, global anlamda şahlanmış vaziyette. Kimse bunu bozmanın faturasını ödeyemez.


Zaten Ankara'daki hava (Erdoğan'ı Çankaya'da görmek istemeyen askeri kesimde bile) Türkiye'de yakında darbe olacağı şeklinde değil. Hatta bana sorarsanız, devlet içinde "Erdoğan Çankaya'ya çıksın da AKP sandıkta yenilsin" diye düşünenler bile var.


Peki sorun? Sorun öncelikle Türk Amerikan ilişkilerinde. Başbakan Erdoğan acilen Washington'da değişen rüzgarı anlamalı.


Aslı Aydıntaşbaş-Sabah


 


 


Ne darbesi? 


 


Newsweek dergisinde yayımlanan bir makalede Türkiye'de 28 Şubat benzeri bir darbe (postmodern) olasılığının yüzde 50 olduğu öne sürülmüş. Makale ABD'nin etkili düşünce kuruluşlarından Hudson Enstitüsü uzmanlarından Zeyno Baran imzasını taşıyor.


Baran, son haftalarda konuştuğu Türk generallerin AKP hükümetinde laikliğin temellerinin zayıflatıldığından kaygı duymakla birlikte, demokrasiye ara verilmesini arzulamadıklarını, buna karşılık 10 yıl önce Erbakan'ın iktidardan uzaklaştırılmasına benzer şekilde "harekete geçebilecekleri"ni söylediklerini yazmış.


AB süreciyle birlikte ordunun sivillerin kontrolüne girmesinin kaçınılmaz olarak "İslamcı bir Türkiye" üreteceği düşüncesine yer verilen makalede 28 Şubat tarzı yeni bir müdahalenin AKP yerine "laik ve demokratik" bir hükümetin yolunu açabileceği savunuluyor. Böyle bir Türkiye'nin "daha iyi bir AB üyesi olabileceği" görüşünde Baran.


Newsweek'teki makalede "yüzde 50 darbe olasılığı" 2007 için gerçekçi bir senaryo mudur?


Hayır.


2007 yılında Türkiye'de iki büyük seçim yapılacak.


TBMM, nisan sonunda yeni cumhurbaşkanını seçecek. Kasımda da genel seçimlere gidilecek. Seçime gidilen bir ülkede ordu nasıl darbe yapar?!


28 Şubatvâri "postmodern" bir darbenin şartlarının doğabileceği beklentisi de aşırı spekülatiftir. Çünkü on yıl önceki 28 Şubat ortamı çok farklıydı. Ordunun Refahyol hükümeti üzerindeki baskısı, Erbakan koalisyonuna destek veren DYP kanadını çatlatmış ve iktidar bir güven sorunuyla karşı karşıya kalmıştı. Başbakan Erbakan istifasını verdikten sonra TBMM'de Refah ve DYP dışında bir hükümet seçeneği doğmuştu. Dolayısıyla "postmodern darbe" denilen yöntem sonucu demokrasi kesintiye uğramamıştı.


AKP'yi kamuoyu baskısıyla ya da ordunun müdahalesiyle istifaya zorlamak bugünkü parlamento kompozisyonu içinde olası değildir.


Çankaya nedeniyle bir "kriz" oluşsa dahi, Meclis seçime gider. Darbe olmaz! Nitekim CHP de ana muhalefet partisi olarak cumhurbaşkanlığı seçimini rejim bunalımı doğmadan aşmak için AKP'yi "uzlaşma" içinde aday göstermeye çağırmaktadır. Baykal, Erdoğan'a "aday olma" telkinleri yapmakla birlikte "darbe"ye karşı bir tutum almıştır. Martta seçime gidilmesini istemektedir.


Çankaya nedeniyle "kriz" doğsa bile kasım 2007 seçimlerinde AKP'yi iktidardan uzaklaştırmak mümkündür. Ayrıca 1980'ler Türkiye'sinde yaşamıyoruz, 300 milyar doları aşkın iç ve dış borcuyla ekonomiyi yönetemezsiniz! AB süreci son bulur.


Nereden çıktı bu darbe?


Tek yol demokrasi.


Derya Sazak-Milliyet