Ali Akgül’ün geride bıraktığıyız

Ali Akgül’ün geride bıraktığıyız biz…

 

“Bazan akan bir film şeridinin

Tek kare donan bir fotoğrafı gibidir

Ölüm”

 

Sevdiklerinizin ardından bir veda yazısı yazmak için oturduğunuzda zorluk üstüne zorluk yaşar, parmaklarınız klavyenin harflerine dokunamaz. İkinci bir acıya tahammülünüz yoktur, çünkü. Onu anlatmaya başlarken bir de bakmışsınız kendinizi anlatmaya başlamışsınızdır. Nedeni ise toprağın bağrına gömdüğünüz kişinin artık arkaya bıraktığı birisi olmuşsunuzdur… 

Dert ortağı, hayat arkadaşı iseniz, ‘veda’dan sonra hayat kitabında yeni bir sayfa daha açılmıştır. Anılar tazelenir, “Hani o yaz birlikte gitmiştik dedenlere, hani o bankta birlikte oturup dondurma yemiştik” dersiniz… Ve sürer gider, her köşe başında tazelenen anılar…

 

Ali Akgül’ü 6 yıl önce tanıdığımda, öykülerimiz ve hayata bakışımız arasında hiçbir benzerlik olmadığını görmüş ve onunla bir kader birliğinde buluşacağımız aklımın ucundan geçmemişti. Emeklilik günlerine Finansal Forum’un Konya Temsilcisi olarak başlayan gazeteci, bir gün elinde Bozkır’ın Sesi isimli bir gazeteyle çıkagelmişti, biz Büyükşehir Basın’da iken… Gözlerinde gazetecilik heyecanını gördüğümüz, ama hangi badirelerden geçtiğini bilmediğimiz bir gazeteciydi belleklerimizde. Yolu bizim oraya düşen onlarca gazeteciden birisiydi…

 

Sonra yolumuz Memleket Gazetemiz’de buluştu. Yaklaşık 3 yıl önce Konya ve Bozkır gündemini yazdığı yazılarıyla Memleket sayfalarından seslenmeye başladı okurlarına. Bazen birinci sayfa haberleriyle gazeteciliğini konuşturdu. Gazeteci doğduğu için dinlenmeye vakit bulamadı, haberden el etek çekemedi. Çok yoruldu ve yorgun kalbi daha fazla dayanamadı.

Ali abi, bugün sevenlerini, sevmeyenlerini bırakıp gitti, tabiatın ölüme kavuştuğu bir zamanda veda etti, bize göre hayatının baharında …

 

Onu hep haberle anacağız. Gazetecilik mesleğinden edindiği birikimi, kendisinden sonraki kuşakla paylaşmadaki cömertliğiyle hatırlayacağız. Bütün gazete ve televizyonları ziyaretinde gerek idarecilerle, gerek çalışanlarla kurduğu diyaloglardan herkesin payına bir şeylerin düşmesiyle de… Mesleğe 30 yaşından sonra başlayan birisi olarak, onun mesleki anlamda cömertliğinden çok şey öğrendiğimi rahatlıkla söylerim…

 

Emeklilik günlerinde hiçbir dakika emekli gibi durmadı, silahını kuşanmış bir savaşçı gibi onu görenler ya deklanşöre basarken ya da bir haber için dağ, tepe, bayır dolaşırken gördüler. Salı günleri yazdığı yazılar yetmedi, bizden bir de Perşembe, Cuma, Cumartesi’yi istediği oldu Ali abinin…

Düne kadar çay içmeye her gelişinde “ortaaaak” diye seslenen, yazı gönderme telaşıyla her telefon edişinde “müdüüüüür” diye başlayıp “yerin varsa bi yazı yazdım, bi oku da sonra görüşelim”le devam eden tele-sohbetlerse bizim hafızalarımızdan, hatıralarımızdan silinmeyecek.

 

Hürriyet’in yetiştirdiği bir gazeteciydi ama o, hafızalarda Bozkır’ın çocuğu Çatlı Ali olarak iz bıraktı. Kendisini Bozkır’a ve bozkır coğrafyasına adayan Ali Akgül’ün, yorgun bedenine rağmen bu topraklar için var gücüyle sarfettiği çabalar hep hatırlanacak. Dostları, onu ölüm yıldönümünde mezarı başında anacak. Umarım bir gün bir çoklarının unutulduğu gibi unutulmaz…

 

Hep denir ya ‘ölüm hafızada başlayandır’. Sevginiz, dostluğunuz için ardından gözyaşı döktüğünüz insanı, bir gün anmaktan vazgeçerseniz, o zaman öldürmüşsünüz, onu ölümün kucağına bırakmışsınız demektir. Gideni hatırlamaya devam ediş, ölümü uzak bir yolculuk olmaktan da çıkarıyor…

Dedim ya, biz hatırası olanlar için yazmak gerçekten zor. Klişe ifadeler, bildik metinlerle “Rahmetli ile ne güzel günlerimiz olmuştu, Konya’nın yetiştirdiği yiğit, kalemini satmamış gazetecilerden biriydi, çok ekmek yedik, su içtik birlikte, az haber kovalamadık” demek ne kolay. Oysa zor olan, hayattayken paylaşmaktı.

 

Hayat yolculuğunda el ele yürüdükleri kadar kim acıyı paylaşabilir. Ateş düştüğü yeri yakıp geçmektedir.

“Babalar ölür

Dolaşır eli ölümün

Saçlarında anaların oğulların”

Allah’tan eşine ve yavrularına sabır niyazıyla…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum