Akşam'dan ilginç Öcalan röportajı
Akşam Gazetesi terörist başı abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği röportajı bugün yayınladı. Ancak...
Akşam gazetesi bugün manşetinde İmralı Cezaevinde ağırlaştırılmış müebbet cezasını çekmekte olan Abdullah Öcalan ile yapılan röportaj vardı. Açıklamaları ile gündemi değiştiren Öcalan, 1999 yılında Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirildiği tarihten beri ilk kez bir gazetenin sorularını yanıtladı.
Gazete birinci sayfada haberi manşete taşıdı ancak manşette Öcalan ismine yer vermedi. Kullandığı fotoğrafta ise Öcalan'ın yüzü görünmüyordu. Haber 12 ve 13. sayfalarda geniş bir şekilde kullanıldı. Haber internet sitesinde de manşetten değil ama sayfanın sol üstünde imzasız ve özel haber logosu olmadan kullanıldı.

İşte Akşam'ın Öcalan röportajı
Röportajın altında imzası olan Özlem Akarsu Çelik ayrıntıları şöyle anlattı:
"Bu kritik dönemde hassas davranmak zorundaydık. Ya BDP'nin demokratik özerklik taleplerini, PKK'nın yeniden silaha sarılacağı ve kan dökeceği o tarihle (20 Eylül) gündeme taşımasını bekleyecektik ya da gelişmeleri doğru okumak, anlamak ve anlatmak için Abdullah Öcalan'a bazı sorular soracaktık. Beklemek yerine sorumlu gazetecilik saikiyle hareket ederek ikinci şıkkı tercih ettim ve İstanbul'da Asrın Hukuk Bürosu'nun kapısını çaldım.
Tanışma faslının ardından Öcalan'ın avukatlarına şunu sordum, 'İmralı'ya ziyarete gittiğinizde bizim için şu soruları sorabilir misiniz?'
Özellikle dünya basınının önde gelen temsilcilerinden bu yönde çok sayıda talep olduğunu söyleyerek umutlanmamamı tavsiye ettiler.
Bu görüşme 27 Ağustos Cuma günü gerçekleşti. Avukatlar, 'Görüş saatimiz sınırlı. Kendisine soruları iletip iletemeyeceğimize söz vermeyiz. Siz sorularınızı bize verin. Her görüş öncesi mutlaka toplantı yapıyoruz. O toplantıda bu konuyu değerlendireceğiz, size haber veririz' dediler.
Görüşmenin ardından avukatlar 1 Eylül Çarşamba günü İmralı'ya gittiler. Telefonla kendilerini aradığımda, 'Müvekkilimize bu soruları sorma fırsatımız olmadı' yanıtını aldım. Bir sonraki görüşmede sormalarını rica edip beklemeye başladım.
Amacım sorularıma referandum öncesi yanıt almak ve kamuoyunda BDP'nin boykot kararıyla ilgili oluşan soru işaretlerini gidermekti. Ancak beklediğim gibi olmadı.
Avukatlar 8 Eylül Çarşamba günü İmralı ziyaretlerinde ismimizi verip sorularımı sorduklarında Abdullah Öcalan'ın hepsine ayrıntılı olarak yanıt verdiğini ancak bana bu yanıtları 14 Eylül Salı günü (dün) iletebileceklerini söylediler. Söyledikleri tarihte Ankara'dan İstanbul'a yola çıktım ve bir kez daha Asrın Hukuk Bürosu'na gittim.
Dün avukatlarla yaptığım görüşmede şunları öğrendim: İmralı'ya her hafta çarşamba günü 3 avukat gidiyor. Adaya giden çok sayıda avukat var. Öcalan'ın avukatlarından bazıları yasaklı... Haklarında açılan davalar nedeniyle adaya gidemiyorlar. Her görüşme savcının talebi üzerine infaz hakimliğinin onayı ile Adalet Bakanlığı'nın bir görevlisi tarafından kayda alınıyor. Yani görüşmelerde hazır bulunan bakanlığın resmi görevlisi, ses kayıt cihazı ile ne konuşulduğunu kayıtlara geçiriyor.
Bizim sorularımız da böyle bir ortamda Abdullah Öcalan'a soruldu.
Öcalan'ın açıklamalarına bakılırsa sorulara referandumun sonucuna göre farklı seçeneklerle yanıt verdi. Ancak avukatları gündeme göre bu yanıtları eledi...
Avukatların anlattığına göre Öcalan önce soruları kimin gönderdiğini öğrenmek istemiş. İsmimi söylediklerinde yazılarımı ve röportajlarımı okuduğunu ve cevaplamak istediğini belirtmiş. İşte okuyacağınız röportaj bu şekilde gerçekleşti.
Öcalan'la avukatları aracılığıyla yapılan röportaja ilişkin detayları başından beri bilen Genel Yayın Yönetmenimiz İsmail Küçükkaya dün yanıtları aldığımı söyler söylemez beni gazeteye, yazı işleri toplantısına çağırdı. Koşarak gittim. İsmail Küçükkaya ile Yayın Koordinatörümüz Nergis Bozkurt, yazı işleri müdürlerimiz ve görsel yönetmenimiz bir masanın etrafında oturmuş merakla beni bekliyorlardı. Haberin hikayesini anlattım, sorularımı sıraladım ve hep birlikte Öcalan'ın yanıtlarını okuduk.
Herkesin kaygısı ortaktı: Teröre prim vermemek, kamuoyunun hassasiyetlerini göz ardı etmemek... Başlayacak tartışmalara ışık tutması açısından sizlere ulaştırmayı görev saydığımız bu yanıtları gazeteye nasıl taşıyacağımızı, başlıkları uzun uzun tartıştık...
Amacımız sadece ve sadece Türkiye'de neler olup bittiğini doğru anlamak ve kan dökülmemesi için ortak aklın oluşmasına katkıda bulunmaktır..."