AK Parti'ye geçirme sanatı

AK Parti'ye geçirme sanatı

1 Mayıs Taksim’de sembolik olarak yapmalıydı. Ama hesap soracak kişi medya değil..

Ali Atıf Bir-Bugün

 

Ak Parti'ye geçirme sanatı

 

1 Mayıs'ta Türkiye'ye yaşatılan gerginliğin üç yönü var.

İlki 1 Mayıs'ın AK Parti tarafından "Emek Bayramı" ilan edilmemesi...

Medyanın aklına 1 Mayıs'tan 1 Mayıs'a nadiren gelen "işçi" her nedense birdenbire "badem gözlü" oldu...

Türkiye'de işçi sendikacılığı can çekişiyor. İşçi sayısı son 25 yılda 2 milyon 600 binden 400 bine geriledi. İşçi kesiminin reklam bütçesi olmadığı için merkez medyamızın ekonomi sayfaları İşverenden TÜSİAD'dan geçilmiyor.

 

"Bütün İşçiler Birleşin!" konusunda yaratılmış, takip edilmiş en küçük bir gündem yok...

Sonra "Niye Emek Bayramı" yapmadın?

AK Parti 1 Mayıs'ı "Emek Bayramı" yapmalı mıydı?

 

Evet, bana göre de sembolik olarak yapmalıydı. Ama yapmadığı zaman hesap soracak kişi bu medya değil..

Sorarsa bu ikiyüzlülük, hatta "AK Parti'ye Geçirme Sanatı"nın en nadide örneği...

İkinci konu "Taksim'e çıkacam da çıkacam" diye direten sendikalara uygulanan polis şiddeti... Bu konu da tam bir bıçak sırtı... Polisin uyguladığı yöntemleri onaylamak mümkün değil...

 

Ama bu konuda da Aykut Işıklar'a tüm kalbimle katılıyorum. Eğer polis "orantılı güç" kullansaydı ve toplantıyı kazara yaptırsaydı.

 

Bu kez AK Parti beceriksizlikle ve basiretsizlikle suçlanacaktı... Çünkü bazılarının amacının bağcıya geçirmek olduğu çok açık...

 

Üçüncü konu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tür olaylarda "Ayaklar baş" örneğinde olduğu gibi çok fazla kontrolsüz sözcük sarfetmesi ve "geçirmecilerin" ekmeğine yağ sürmesi...

 

Bana öyle geliyor ki AK Parti'nin % 47 oy oranını ve demokrasiye geçişteki üstlendiği yeni rolü Başbakan'ın danışmanları artık taşıyamıyor. Erdoğan'ın tam anlamıyla bir kan değişikliği yapması ve kendini onları önerdiği güç zehirlenmesinden kurtaracak önlemleri alması şart... Siyasi iletişim şudur: Konuları yönetemeyen krizleri yönetmek zorunda kalır!