Ahmet Sorgun'dan siyaset dersi

Ahmet Sorgun'dan siyaset dersi

HİSDER’de Siyasetin İlkeleri’ni anlatan Ak Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun, “Siyaset hep doğruyu söyleme ama her doğruyu söylememe sanatıdır. Siyaset ekip işidir., Ama hizipçilik ve ekipçilik işi değildir. Siyaset lider olma ve risk alma sanatıdır.

Kısa adı HİSDER olan Hikmet İlim ve Sanat Derneği tarafından düzenlenen Cuma Sohbetleri’nde, “Siyasetin İlkeleri” konuşuldu.

Ak Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun, Keleşoğlu Kültür Merkezi’nde, kendisini dinlemeye gelen çok sayıda katılımcıya, yapmış olduğu 5 yıllık il başkanlığı dönemi ile politik hayatında edindiği siyasetin ilkelerini anlatırken,  tecrübelerini de paylaştı. Sözlerine “Kuralları olmayanların kralları olur” diyerek başlayan buna örnek olarak AB macerasını göstererek doğu toplumlarının kuralları pek sevmediğini dile getirdi. İstisnaların kaideleri bozmayacağını ifade eden Milletvekili Sorgun, devlet idaresinde kuralların önemine değindi. Siyasetin ilkelerini sayarken ilk olarak “Başkasının işini tarif etme kolaycılığı değil, ben ne yapabilirim sorumluluğu”nu dile getiren Sorgun, diğer ilkeyi ise “Yük olma, yük al” olarak açıkladı ve buna da asansör misâlini verdi. Bunu bir hayat prensibi olarak telakki etti. Siyaseti amatör ruhla (samimiyet) ve profesyonelce yapmak gerektiğini kaydederek siyasetin meslek değil, hizmet aracı olduğunu belirterek “Aidiyet olmadan siyaset olmaz. Mutlaka bağlı olduğunuz bir yer olmalıdır. Konya’dan samimiyetle yola çıkabiliriz. Ama Ankara’dan dönüş nasıl olur, orasını ben bilemem. Dualarınızı isterim. Allah çıkış noktalarımızdan ve istikametten ayırmasın. Siyasette hem içinde bulunduğumuz şartları ve vakıayı hem de ufku, idealleri, hedefleri ve ülküyü kaybetmemek gerekiyor” dedi.

 

“SİYASET, ÇUVALI PATLATMADAN YERE KOYMAKTIR”

“Siyaset hep doğruyu söyleme ama her doğruyu söylememe sanatıdır” diyerek usulsüz vusulün olamayacağını ifade eden Sorgun, Osmanlı’nın son dönemlerinde Meclis-i Mebusan’da söz alan sakallı bir mebusa, azınlıklardan bir başka mebusun “Ey Molla sen ne anlarsın siyasetten” diyerek sözle sataşması üzerine o mebusun “Biz siyaseti senden değil, hamaldan öğrendik” diye cevap vermesini hatırlatarak iri yarı zenci bir hamalın, un çuvalları alıp yere koyarken hızlıca bıraktığından devamlı patlaması üzerine hamal başı “Evladım çuvalı siyasetle yerine koy” diyerek uyarıyor. Siyaset, çuvalı patlatmadan yerine koyma sanatı aslında” diye konuştu.

“Bilgisiz siyaset lâf ebeliği olur” diyen ve vatandaş ile toplumun siyaset ile siyasetçiye bakış açısıyla ilgili olarak “Yapabileceğini söyle. Söylediğini yap. Yaptığını anlat” şeklinde değişik örnekler veren Sorgun, diğer ilke ve kuralları da şöyle sıraladı.

“Siyaset ekip işidir. Ama ekipçilik yapma. Gerçekten siyaset hizipçilik ve ekipçilik işi değildir. Konjoktürel ağırlık değil, özgül ağırlıktır siyaset. Siyasette keşke değil, iyiki demek gerekir. Çünkü keşke ‘pişmanlık’ demektir. ‘İyiki’yi hayat prensibi haline getirmek gerekir. Siyaset sorun değil, çözüm üretme sanatıdır. Siyaset aynı zamanda risk üstlenme sanatıdır. Bununla ilgili olarak gazeteci-yazar Ahmet Kabaklı’ya memleket ne zaman kurulur diye soruyorlar. O da vefat etmeden birkaç gün önce şu cevabı veriyor: “Ne zaman ki siyasetçi kuru ekmek yer ve ölümü göze alır, işte o zaman memleket kurtuldu demektir.” Bundan dolayı siyasetçi, vatanına ve milletine hizmet ederken risk almasını bilmelidir.

 

“SİYASET DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAKTIR”

Siyaset ayrıca değerlerimizi bilerek hareket etmek ve milletimizin değerlerinden beslenmektir. Buna misâl olarak Ali Ulvi Kurucu ağabeyimizden örnek verilebilir. Bir gün eşi Almanya’da hastalanmış ve bir hastaneye yatırmışlar. Kızıyla birlikte kendisi devamlı ziyaretine giderek hal hatır soruyormuş. Yanındaki hasta Alman kadın. Benim iki evladım var fakat hiçbiri beni ziyaret ederek nasıl olduğumu sormuyor. Bu nasıl bir şeydir? O da dinimiz İslâm bize bunu yaptırıyor ve teşvik ediyor deyince, kadın sizin dininiz ne güzelmiş diyerek Müslüman oluyor. İşte hastayı ziyaret etmek ve hal hatır sormak bizim bir değerimizdir. Siyasette kendi değerlerimize, köklerimize ve kaynaklarımıza inmeliyiz.

“SİYASET BİSİKLETE BİNMEK GİBİDİR”

Ayrıca siyaset bisiklete binmek gibidir. Durursanız düşersiniz. Siyaset aynı zamanda bir denge işidir. Siyaset, doğru bildiğin hak yolda yalnız kalsan da yürümektir. Siyaset bir emanet işidir. Ama emanetçi olmayacaksın. Buna örnek olarak Hüsamettin Cindoruk ve Yıldırım Akbulut gösterilebilir. Siyasette ufkun büyük, adımların küçük olacak. Siyasette nemelâzım dememek lâzım. Siyasetin ruhu hak rızası, bedeni de halk hizmeti olunca hiç kaybetmezsiniz.”

Sohbet, daha sonra soru-cevap şeklinde devam etti. Sorgun, “halkın içinde olunuz, halktan kopmayınız” uyarısıyla karşılaşması üzerine “Siyasetçi, toplumsal bir görevden kaçacak kadar cüretkâr, o görevi yapmayacak kadar da korkak olmamalıdır” dedi.