Ahmedinejad'ın nükleer zirve sürprizi

Ahmedinejad'ın nükleer zirve sürprizi

Nükleer zirvesi hafta başından itibaren New York'ta sürecek. 5 yılda bir yapılan toplantıya bu yıl NPT'ye üye 188 ülke katılıyor

Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nı (NPT) gözden geçirmek için 5 yılda bir yapılan toplantıya bu sene NPT'ye üye üye ülkelerden 188'i katılıyor. Sürpriz katılımcılardan biri de İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad.

Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik'ten Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Ellen Tauscher, geçtiğimiz hafta bir toplantıda nasıl yoğun bir bahar geçirdiklerini anlatırken, "Hatta bazıları Nükleer Bahar diye isimlendiriyor" demeyi de ihmal etmiyordu. Haksız değil, bahar başladı başlayalı Washington'ın içi dışı nükleer oldu. ABD Başkanı Barack Obama geçtiğimiz yıl 5 Nisan'da Prag'da yaptığı konuşmada "nükleersiz dünya" çağrısı, bu baharda patlama yaptı, ve bahar, Obama'nın nükleer baharı olarak geçiyor.

•29 Mart'ta, ABD Başkanı Obama, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Savunma Bakanı Robert Gates, Genelkurmay Başkanı Mike Mullen ile birlikte Rusya ile nükleer silahların azaltılmasını öngören START anlaşmasının imzalanması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu,

•6 Nisan'da, ABD gözden geçirdiği nükleer durum raporunu açıkladı,

•8 Nisan'da, ABD Başkanı Obama ve Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev Prag'da START anlaşmasını imzaladı,

•12-13 Nisan'da, 46 ülke lideri (bunlara BM, AP ve UAEA liderlerinin katıldığını hatırlatmakta fayda var) Obama'nın başkanlığında Nükleer Güvenlik Zirvesi için Washington'da biraraya geldi.

Washington'da başlayan nükleer bahar maratonu bu hafta başından itibaren New York'ta devam edecek. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nı (NPT) gözden geçirmek için 5 yılda bir yapılan toplantıya bu sene NPT'ye üye üye ülkelerden 188'i katılıyor. Genelde Dışişleri Bakanları ve müsteşarları nezdinde gerçekleştirilen toplantıya en üst düzey katılımı ise İran gerçekleştiriyor. Sürpriz yaparak yüksek düzeyli İran delegasyonuna başkanlık yapacağını duyuran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, son dakikada bir değişiklik olmazsa New York'a gelip Pazartesi günü BM Genel Kurulu'nda toplantılara katılacak, BM Genel Sekreteri Bann Ki-Moon ile görüşecek hem de bir konuşma yapacak.

CLİNTON'IN ENDİŞESİ

ABD heyetine başkanlık yapacak olan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Ahmedinejad'ın New York'a gelip İran'ın nükleer programıyla ilgili NPT'nin gereklerini yerine getireceğini duyurmasının "çok iyi bir haber olacağını" söylese de asıl endişesi, Ahmedinejad'ın konuyu başka yöne saptırması, sulandırması... Dışişleri Bakan Yardımcısı Ellen Tauscher ve Obama'nın nükleer silahların yayılmasını önleme özel temsilcisi Susan Burk ile birlikte Cuma günü basının karşısına çıkarak NPT toplantıları ile ilgili sorulara cevap veren ABD BM Temsilcisi Susan Rice, İran heyeti ile herhangi bir temasın olmayacağını tekrarladı. İran'a geçerli seçenekler sunulduğunu ifade eden Rice, "Eğer, İran'ın söyleyeceği yeni bir şey varsa bizi nerede bulacağını biliyor" diyerek, İran'ın nükleer silah peşinde koşmaması gerektiğini söyledi.

İRAN'A YAPTIRIMLAR

New York'ta yeni bir NPT anlaşması yapılmayacağı gibi özellikle İran'a yaptırımlar konusunda tam bir konsensüsün sağlanması da oldukça zor görünüyor. Yaptırımlar ve NPT'nin gözden geçirilmesi ayrı konular olsa da Susan Rice, yaptırımlar konusunda önemli ilerleme sağlandığını belirterek bu konuda bir karar çıkmasının mümkün olabileceğini kaydetti.

Obama'nın nükleersiz bir dünya için üç sütuna dayandırdığı, nükleer silahı olan devletlerin silahsızlanması, olmayanların nükleer silah talebinde bulunmaması ve barışçıl amaçlı olduktan sonra herkesin nükleer enerjiden faydalanma hakkı olduğu yönündeki vizyonun nasıl hayata geçirileceği ise kocaman bir soru olarak ortada. Özellikle sözkonusu olan Ortadoğu'nun nükleer silahlardan arındırılması olunca, yol çıkmaz sokak. İran'ın nükleer programını çözecek olan olan kilit İsrail kilidi ve Washington yönetimi şu ana kadar gözle görülür bir şekilde bu kilide elini uzatmış görünmüyor. Rice ve Tauscher'in Washington, Burk'ün ise New York'tan katıldığı toplantıda her üç isim de gazetecilerin İsrail nükleer varlığıyla ilgili açıklama yapmadıkça İran'ın nükleer programını açıklamayacağı, ABD'nin İsrail'in nükleer programını açıklamasını istemesinin İran sorununun çözümüne yardımcı olacağı, bu olmadan Ortadoğu'nun nükleer silahlardan arındırılması çabalarının ne kadar gerçekçi olacağı yönündeki sorularının etrafında dönüp durdular adeta. Ortadoğu'nun kitle imha silahlarından arındırılmasını öngören 1995'teki tasarıya Amerika'nın sponsorluk yaptığını söyleyen Tauscher, aradan geçen onca zamana rağmen "Çok değerli bir hedef olduğuna inanıyoruz. (...) Fakat şartların doğru olduğu konusunda kaygılıyız. Bu biraz da doğru zaman geldiğinde bölgenin kucaklayacağı bir şey" sözlerinin ötesine geçemedi.

Toplantı sonrasında gazetecilerin etrafını çevirdiği Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü P.J. Crowley, Ahmedinejad'ın toplantıya katılan tek devlet başkanı olacağını belirtirken, sözlerini şöyle tamamlıyordu: "Biz Ahmedinejad'ın ne dediğine değil, İran'ın ne yapacağına bakarız..."

Maratonda metreler katedildikçe heyecan da yükseliyor.

Bakalım Ahmedinejad ne diyecek?

BDP'nin Amerika 'Açılımı'

ABD Adalet Bakanlığı'ndaki işlemlerini tamamlayarak bir süre önce Washington'da bürosunu açan BDP bu hafta görücüye çıkıyor. Kapatılan DTP'nin eşbaşkanı Ahmet Türk, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve Eşbaşkan Yardımcısı Emine Ayna Washington'da Dışişleri Bakanlığı'nda bazı temaslarda bulunacak, 4 Mayıs'ta Carnegie Endowment'ta Henri Barkey'in yöneteceği bir toplantıya katılacaklar.

BDP ABD Temsilcisi Nazmi Gür, Dışişleri'nde görüşmelerde bulunacaklarını ancak bunun hangi düzeyde gerçekleşeceğinin kendilerine henüz bildirilmediğini söyledi. ABD ve Avrupalı birçok yetkiliye resepsiyon için davetiye gönderdiklerini söyleyen Gür, Washington'daki Türk medya temsilcileri ile resepsiyonun yanısıra ayrıca biraraya gelmeyi planladıklarını dile getirdi.

Geçtiğimiz yıl Washington'a gelen Sabahat Tuncel kimseye görünmeden Türkiye'ye dönme başarısı göstermişti... Buraya gelenler, Ankara'nın siyasi kavgalarından uzak daha rahat bir şekilde konuşup tartışabiliyor. Amerikalılar, Kürtleri daha çok Iraklı Kürtlerin ağzından dinliyordu. Türkiye'deki Kürtleri, Türkiye'nin Kürt siyasetçilerinden dinlemeleri her iki taraf için de faydalı olacaktır.

Keşmirli Lawrence

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Arapların arasına girerek Osmanlı'ya karşı ayaklanmaları organize eden İngiliz irtibat subayı T.E. Lawrence'ın yani Arabistanlı Lawrence'nin ismini bilmeyeniz yoktur herhalde.

ABD Başkanı Obama, şu aralar Washington'da zirve üzerine zirve düzenliyor. Kahire'de Müslüman dünya ile sadece siyasi değil ticari alanda da ilişkileri geliştirme sözü veren Obama, 50 ülkeden 250 girişimciyi Washington'da topladı bir de konuşma yaptı onlara. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın gelecek yıl zirvenin Türkiye'de yapılmasından yana sözlerinden büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi ABD Başkanı.

Geçtiğimiz haftayı, Washington'da Müslüman Haftası diye ilan etselerdi hiç de garip kaçmazdı. İki günlük Girişimcilik Zirvesi'nin ardından İslam ve Demokrasi Çalışmaları Merkezi (CSID) "Kahire'den Bir Yıl Sonra: ABD'nin Müslüman Dünya ile İlişkileri" başlıklı tüm gün süren bir konferans düzenlemişti. Oxford Üniversitesi'nden Tarık Ramazan, Kaliforniya Üniversitesi'nden Rıza Aslan, ABD'nin İKÖ Temsilcisi Reşad Hüseyin, Dışişleri Bakanlığı Müslüman Toplulukları Özel Temsilcisi Farah Pandith gibi önemli isimler vardı konferansta.

Bugüne kadar birçok Müslüman ülkeye gittiğini ve bu ülkelerde mevkidaşları ile değil direk sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve sivil toplum ile biraraya geldiğini, dertlerini dinlediklerini söyleyen Farah Pandith'e içimden "Aman tehlikeli sularda yüzüyorsun" demekten kendimi alamadım. O koltuğu işgal edip Müslüman ülkelere gidip mevkidaşlarıyla biraraya gelmeden direk vatandaşla biraraya gelmekten birileri farklı anlamlar çıkartabilir.

ABD Başkanı Obama, Kahire'deki konuşmasında olduğu gibi geçen hafta girişimcilere yaptığı konuşmada da ABD ile Müslüman dünya arasında temel sorunların başında birbirini yanlış anlamanın geldiğini söylüyordu. Lawrence, İngiliz'de, Pandith bildiğimiz kadarıyla Keşmir kökenli.

Aman dikkat! Adın bir anda 21. yüzyıl Lawrence ya da Keşmirli Lawrence çıkabilir!

Kur'an-ı Kerim okuyup Amerika'ya uçtu

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad kritik bir konferansa katılmak üzere dün ABD'ye gitti. Ahmedinejad New York'ta yapılacak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'nın (NPT) gözden geçirilmesi konferansına katılacak. Tahran'daki Mihrabad havalaanından ayrılmadan önce İran lideri, Kur'an-ı Kerim'den bir sure okuyup dua etti.

İRAN'IN ÖNERİSİNİ SUNACAK

İran cumhurbaşkanı dünya güvenliği için en büyük tehdidin nükleer silahlar olduğunu söylerken uluslararası ilgili kuruluşların nükleer silahların üretimini, yayılmasını ve geliştirilmesini önleyemediğini ifade etti. 'Nükleer silahların zorbalık ve yayılmacılığa dönüştüğünü' kaydeden Ahmedinejad ülkesinin görüş ve önerilerini NPT konferansında dile getireceklerini belirtti.

Yeni Şafak