'Ağlama, bir gün faşizm de bitecek'

'Ağlama, bir gün faşizm de bitecek'

Sen ağlama Tevhide. Komünizm bitti, bir gün Faşizm de biter... Sen ağlama...

Nuh Gönültaş/BUGÜN

 

Faşizmin gözü bu kadar mı kara?

Türkiye'de nasıl faşist bir düzenin işlediğini en son Adana Kozan'da yaşanan "başörtüsü olayı" nda gördük.Ön sıralarda oturan birisi bağırıyor: "İndirin O'nu" O kim? 14 yaşında İmam Hatip Lisesi Öğrencisi! Niçin orada? Kompozisyon yarışmasında birinci olmuş. Niçin inecekmiş peki? Başörtülüymüş! Vah vah...

 Faşizme bakın. Hiçbir hak hukuk dinlemiyor. "İndirin" diye emrediyor! Emredersiniz! Başka ne yapalım, başındaki örtüyü de yırtıp atalım mı? Böyle durumlarda her zaman Necip Fazıl Kısakürek hatırlanmak ve haklı çıkmak zorunda mı? Buna "öz yurdunda garip öz vatanında parya" olmak denir. Bakalım ülkenin durumuna...

Ülkenin Bir numarası, müslüman. Dini görevlerine dikkat eder. Eşi başörtülüdür.

Ülkenin iki numarası, müslüman. Dini görevlerine dikkat eder. Eşi başörtülüdür.

Ülkenin üç numarası, müslüman. Dini görevlerine dikkat eder. Eşi başörtülüdür.

Meclis'in çoğunluğu aynı şekilde!

 

Peki nasıl oluyor da, bir kaymakam ya da milli eğitim müdürü ya da ne bileyim herhangi beşinci sınıf bir bürokrat, başörtülü bir imam hatip öğrencisine karşı böyle parya muamelesi yapabiliyor? Yani faşizmin gözü bu kadar mı kara?

 

Bu ülkenin faşist temelleri bu kadar mı vatandaşına, yerli değerlerine, dinine, diyanetine vahşi ve gaddar olmasını emrediyor? Pekala, böyle durumlarda ne yapılması gerekiyor? "Faşizme ölüm" diye bağırıp sokağa mı çıkmak gerekiyor?

Elbette hayır. Asla çözüm değil sokak! Bu durumlarda en güzelini Adanalıların, Kozanlıların yaptığı gibi bulunulan ortamı terk ederek faşistleri kendi kendileriyle, faşizimleriyle baş başa bırakmaktır. Sen ağlama Tevhide...

 

Zaten kim bir faşistin elinden ödül almayı ister ki!

Senin bir damla gözyaşın bütün dünyalara bedeldir. Ve unutma zulüm asla payidar olmaz! Komünizm bitti bir gün gelir, faşizm de biter! Merak etme sen!