''Acaba ne yiyoruz!''
Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Özkan Taşpınar,”Acaba ne yiyoruz “diye vatandaşları uyardı
“Şeker, genel olarak şeker kamışı, şeker pancarı ve mısır olmak üzere üç kaynaktan elde edilir. İçinde bulunduğumuz coğrafya, şeker kamışı tarımına uygun olmadığı için şeker, ülkemizde şeker pancarından üretilmektedir” diyen ZMO Konya Şube Başkanı Özkan Taşpınar yazılı bir açıklama yaptı. Taşpınar yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Mısırdan elde edilen şekere mısır şurubu da denilen nişasta bazlı şeker (NBŞ), ketçap, bisküvi, meşrubat ve şekerlemelerde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır Mısır şurubunun içinde yüzde 90 früktoz (meyve şekeri) var iken, şeker pancarından elde edilen çay şekerinde (sakkaroz) ise yüzde 50 früktoz vardır. Sakkaroz 100 birim tatlı iken früktoz 173 birim tatlılığa sahiptir. Normal şekere oranla daha tatlı olan früktozun bilinen ve tartışmasız kabul edilen en önemli etkisi, beyinde tokluk hissini uyarmıyor olması. Tıp otoriteleri, fruktozlu gıda ürünlerinin şişmanlatıcı etkisi üzerinde hemfikir. Bağımsız bilim adamları, fruktozun obeziteye ve metabolik sendroma yol açtığını savunmaktadır. 2001 yılında şeker üretimimize bir “Mısır şurubu” kotası kondu. “Şeker üretiminin yüzde 10’u nişasta bazlı şekere dayalı olacak” diye başlayan bu yaklaşım, ertesi yıl yüzde 15′e yükseldi Türkiye’de mısır üretiminin yıl da 2 milyon ton, tüketiminin ise 3 milyon ton civarında olduğu düşünüldüğünde Türkiye her yıl GDO’lu veya GDO’suz en az 1 milyon ton mısır ithalatı yapmak zorundadır. Ülkemiz hiçbir zaman ürettiğimiz pancar dururken ithal mısırdan nişasta bazlı şeker üretimi yapmak zorunda değildir. Fransa, Hollanda ve İngiltere, tokluk hissi vermeyen, kanserden kalp hastalıklarına ve karaciğer yetmezliğine kadar birçok kronik hastalığa yol açtığı ileri sürülen Nişasta Bazlı Şekerin üretimini yasakladı. En büyük üretici ABD, üretim kotasını düşürdü. Buna rağmen ülkemizde nişasta bazlı şeker üretimi için AB ülkelerinin koyduğu kotanın 5 kat fazlasını koymuş durumdayız. İzlenen politikalarla, bir taraftan GDO’lu mısır ithal edip, bunlardan mısır şurubu üreterek, ölçüsüz ve denetimsiz olarak birçok gıdalara katarak, halkımızın sağlığı bozulmakta, diğer taraftan da Türkiye‘deki şeker pancarı üreticimizi değil, başka ülkelerin mısır üreticilerini desteklemekteyiz. Tarım ülkesi olan ülkemizde ve şeker pancarı ihtiyacının yüzde 25’ini karşılayan Konya’da, tarımda yoğun istihdam sağlayan, hayvan beslemede vazgeçilemeyen küspe ve melas gibi ucuz yan ürünlere sahip, nakliye sektörüne büyük bir ivme sağlayan ve insan sağlığı açısından da hiçbir sorun yaratmayacak şeker elde edilen şeker pancarından kesinlikle vazgeçilemez. ABD’de olduğu gibi ülkemizde de yüzde 15’lik Nişasta Bazlı Şeker kotası en az yüzde 1 seviyesine mutlaka indirilmeli. Avrupa birliği ülkelerinde uygulandığı gibi sıkı bir denetim yapılmalı, ürünlerin üzerinde hangi şeker kullanıldığı yazılmalı, hatta ürünlerin üzerine mutlaka sigara örneğinde olduğu gibi “sağlığa zararlıdır obezite yapar, kansere yol açar’ ibareleri mutlaka yazılmalı ve sağlıklı bir hayat ve sağlıklı nesiller için pancar şekeri kullanalım" ibarelerine de yer verilmelidir.”