"ABD Senatosunun sözde soykırımı tanıma kararını iptal ettirebiliriz"

"ABD Senatosunun sözde soykırımı tanıma kararını iptal ettirebiliriz"

Uluslararası STK danışmanı ve yazar Mehmet Şükrü Güzel:- "ABD, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'yi onayladı ve imzaladı. Bu sözleşmeye göre her 4 yılda bir, ülkeler insan hakları ihlallerine karşı BM içerisinde gözden geçirilmektedir

İSTANBUL (AA) - KÜBRA KARA - Sözde Ermeni soykırımı iddialarına karşı kitap ve makaleleri bulunan, BM bünyesinde bazı uluslararası sivil toplum kuruluşlarına insan hakları konusunda danışmanlık yapan Mehmet Şükrü Güzel, ABD Senatosu'nun kabul ettiği sözde Ermeni soykırımı tasarısının iptal ettirilebileceğini söyledi.

Bazı ülke parlamentolarının ve son olarak da ABD Senatosu'nun sözde Ermeni soykırımı hakkında aldığı karar hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Güzel, ABD'nin, BM Genel Kurulu'nca 1966 yılında kabul edilen Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye imza attığını hatırlatarak, "Bu sözleşmeye göre her 4 yılda bir, ülkeler insan hakları ihlallerine karşı BM içerisinde gözden geçirilmektedir. Biz de bu sistem içerisinde ABD Senatosu'nun almış olduğu sözde soykırımı tanıma kararının, soykırım sözleşmesinin 3. maddesinin C fıkrasına göre Müslümanlara karşı soykırımı teşvik etme suçu teşkil ettiğine dair başvuruda bulunabilir ve iptalini de gerçekleştirebiliriz." dedi.

BM sistemini bir restoran örneği üzerinden anlatan Güzel, "BM'yi bir restorana benzetirsek, bir fix menü bir de alakart menü vardır. Alakartta istediğinizi seçiyorsunuz. BM'nin sistemi fix menüdür, istediğinizi seçemezsiniz. Bu fix menüye göre, Ermeni devlet dışı terör örgütlerinin uluslararasılaştırılmış iç savaş sırasında öldürdükleri Müslümanları yok sayarak sözde soykırım kararını almak, soykırımı meşrulaştırmak olduğu için BM Soykırım Sözleşmesi'nin 3. maddesinin C fıkrasına göre soykırımı teşvik etme suçu teşkil ediyor." ifadelerini kullandı.

- "600 bin Türk, Kürt ve Gürcü sırf Müslüman oldukları için öldürüldü"

Müslümanlara yönelik katliamları gerçekleştirenleri "Ermeni devlet dışı silahlı terörist gruplar" olarak tanımlayan ve bu grupların 1895 yılından, Mondros Ateşkes Antlaşması'na kadar Doğu Trakya da dahil olmak üzere, İzmir'den Bakü'ye kadar yüzbinlerce sivil Müslümanı öldürdüğünü söyleyen Güzel, tek taraflı olarak kağıt üzerinde icat edilmiş sözde Ermeni soykırımını tanımanın, BM sözleşmesine ve örgütün ilkelerine aykırı olduğunu ifade etti. Güzel, belgeler incelendiğinde Türklerin soykırım yapmadığını, bilakis Ermeni devlet dışı silahlı terörist gruplar tarafından ırk ve dine dayalı olarak 600 bin Türk, Kürt ve Gürcü’nün sırf Müslüman oldukları için öldürüldüğünü aktardı.

Bu gruplar tarafından öldürülen Müslümanlar hakkında bilgi verin Güzel, şunları kaydetti:

"Hınçak ve Taşnak adlı devlet dışı silahlı terörist gruplar Müslüman Türk ve Kürt köylerinde yaklaşık 600 bin sivili öldürdü. Amaç, bağımsız bir devlet kurmak için bölgeyi Müslümansızlaştırmaktı. Çünkü, Doğu'daki Hristiyan nüfus, Müslüman nüfusa göre azdı ve bu durumda devlet kurabilmelerinin imkansız olduklarını biliyorlardı. Bunun için terörist eylemlere başvurdular.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasının hemen sonrasında Ermeni Hınçak ve Taşnak devlet dışı silahlı gruplar tarafından ilk olarak Kars, Ardahan ve civarında 30 bin silahsız, sivil Müslüman öldürüldü. Çünkü, Osmanlı ordusu Rusya toprakları içerisine ileri bir harekat yaparsa, bu Türkler Osmanlı'ya yardımcı olur diye düşündüler. Van isyanında ise 23 binden fazla Türk kadın, erkek, çocuk katledildi. Sivas ve diğer bölgelerdeki Ermeni devlet dışı silahlı Hınçak ve Taşnak isyanı ile bölgeye asker sevk etmesi Osmanlı'nın sadece Rus ordusuna karşı değil, Çanakkale, Filistin ve Basra'da İngiliz ve Fransızlara karşı da gücünün zayıflamasına neden oldu."

- "Yapılan, terörizme dönüşmüş ve uluslararasılaşmış bir iç savaştır"

Ermeni devlet dışı silahlı terörist grupların Müslüman sivillere yönelik yaptığı katliamların, ortaya farklı kavramları çıkardığını belirten Güzel, durumu şöyle özetledi:

"Hınçak ve Taşnakların öldürdüğü yaklaşık 600 bin sivil göz önüne alındığında, belirli bir yoğunlukta insan öldürdükleri için 'iç savaş', Osmanlı ordusu Rusya ile savaşırken Rus ordusunun desteğiyle Ermeni devlet dışı silahlı gruplar, adam öldürdüğü için 'uluslararasılaşmış iç savaş', isyan etmiş oldukları devletin askeri gücünün dışında sivillere saldırması, sadece bir iç savaş değil, isyan edip devletin güçlerine karşı sivilleri öldürdükleri için 'terörist' eylemdir. Yani ortaya yeni bir kavram çıkıyor, o da, 'terörizme dönüşen uluslararasılaşmış bir iç savaş' kavramı."

- "Sözde Ermeni soykırımını kabul edenler soykırım suçu işliyorlar"

Sözde Ermeni soykırımını kabul eden devletlerin bu gerçek dışı bilgiyi siyasi amaçları doğrultusunda Türkiye'ye karşı bir silah olarak kullandığını ifade eden Güzel sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sözde Ermeni soykırımını kabul edenler, soykırım suçu işliyor. Ermenistan devleti ve diğer devletler Ermenilere karşı yapılmış bir sözde soykırım iddiasında bulunurken, Ermeni devlet dışı silahlı gruplar tarafından Müslümanlara karşı gerçekleştirilen soykırım bugün için yok sayılıyor ve bu durum bizzat BM Soykırım Sözleşmesi'ne göre soykırım suçu oluşturuyor. 1948 tarihli BM Soykırım Sözleşmesi'nde 'Sadece devletler soykırım yapabilir' ifadesi vardı.1949 yılında Uluslararası Kızılhaç Örgütü tarafından hazırlanan 1949 Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. maddesinde devlet dışı silahlı grupların insancıl hukuka ilişkin sorumlulukları bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin statüsünde ise devlet dışı silahlı grupların sorumlulukları ve cezai ehliyetleri net olarak tanımlanmıştır. 1994'teki BM Genel Kurulu, hiçbir sebebin sivillerin öldürülmesini meşru gösteremeyeceğini söylüyor. Aynı zamanda bugün elimizde BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi bulunmaktadır. BM'ye göre, devlet dışı silahlı grupların ve terörist olarak tanımlanan devlet dışı grupların ve kişilerin de cezai sorumluluğu mevcuttur."

BM Sözleşmesinin 103. maddesine göre üst hukukun BM hukuku olduğunu, devlet hukukunun ise buna bağımlı olduğunu belirten Güzel, BM soykırım sözleşmesinin evrensel bir sözleşme olduğunu kaydetti.

"Bu saatten sonra Türkiye iki alternatif hamle yapabilir" diyen Güzel, birinci hamlenin BM sözleşmesine göre, bireysel olarak, bulunulan ülkede dava açılması; ikinci hamlenin ise BM Sivil ve Politik Haklar Sözleşmesi'ne göre, sözde kararı alan ülkelere karşı STK'lar üzerinden harekete geçilmesi olduğunu dile getirdi.

- Mehmet Şükrü Güzel kimdir?

Dünya çapında çeşitli STK'lara insan hakları hukuku konusunda danışmanlık yapan Güzel, 15 yıldır yaşadığı İsviçre'de bazı STK'ları BM İsviçre Cenevre Ofisi bünyesinde düzenlenen toplantılarda temsil ediyor. Güzel, 2014 ve 2019 yılında Azerbaycan'daki iki üniversite rektörü, 2017 yılında ise Hawaii'de bulunan bir üniversitenin öğretim üyesi tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi. Güzel'in "Türklere Yapılan Etnik Temizliğin Bumerang Etkisi - Mübadele" ve "Kızılay ve Kızılhaç Belgeleriyle Osmanlılara Karşı İşlenen Savaş Suçları" isimli kitapları, yerli ve yabancı birçok dergide yayınlanan araştırmaları bulunuyor.

Kaynak:Haber Kaynağı