7 asırdır ahşabı çürümemiş
7 asırlık Eşrefoğlu Camii, ahşap olmasına rağmen günümüze kadar gelebilmiş
Beyşehir ilçesinde bulunan, Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılan 7 asırlık cami, ahşap olmasına rağmen çürümeden günümüze kadar gelebilmesiyle dikkati çekiyor
Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgiye göre, Konya'nın Beyşehir ilçesinde Beyşehir Gölü'nün 100 metre kuzeyinde bulunan Eşrefoğlu Camisi, ağaç direkleri, ahşap tavanı ve minberiyle yıllara meydan okumaya devam ediyor.
Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından 1297-1299 yılları arasında yaptırılan Eşrefoğlu Camisi, güney cephesi 31-80 metre, batı cephesi 46-55 metre uzunlukta dış ölçüleriyle Anadolu'da ağaç direkler üzerine oturan düz ahşap tavanlı camilerin en büyüğü olarak biliniyor.
Yapımında çoğunlukla Beyşehir yöresindeki sedir ağaçlarının kullanıldığı caminin, ahşap olmasına rağmen 7 asır boyunca çürümeden günümüze kadar nasıl geldiği ise sırrını koruyor.
Türk mimari kültüründe önemli bir yeri olan Orta Asya'daki Semerkant, Buhara, Hive gibi eski Türkistan şehirlerinde bulunan ağaç direkli camilerin Türkiye'deki örneğini oluşturan Eşrefoğlu Cami, ahşap, çini ve kalemişleri uygulamalarının zenginliğiyle de ilgi çekiyor.
Birçok süsleme sanatının bir arada ve yoğun olarak kullanıldığı tek ahşap cami olması nedeniyle Türk mimarlık tarihinde özel bir yeri bulunan Eşrefoğlu Camisi, bu özelliği nedeniyle yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi görüyor.
Kapı ve pencere kanatları üzerindeki ahşap süslemelerin, eşi benzeri olmayan eserler olarak kabul edildiği camide, süslemeler yoğun olarak mihrap önündeki parmaklıklarda, ana ve tali kirişlerde görülüyor.
EŞSİZ MİNBER VE TAVAN SÜSLEMELERİNE SAHİP-
4.48 metre eninde, 6 metre yüksekliğindeki mihrabı mavi, beyaz, firuze renklerindeki çinilerle kaplı ahşap olan caminin en önemli bölümlerinden birini, mihrabın hemen yanında bulunan, ceviz ağacından ''kündekari'' adı verilen teknikle oymalı ve tutkalsız olarak yapılan minberi oluşturuyor.
İnanılmaz bir düzgünlük ve incelikte yapılan minberi, geometrik şekiller ve bitkisel bezemelerle kaplı olan cami, tamamen ahşap, renkli kalemişi süslemelere sahip tavanıyla da dikkati çekiyor.
5 köşeli olması camiyi mimari açıdan da farklı kılarken, halkın caminin çeşitli nedenlerle kapalı olduğu zamanlarda namaz kılmaları için inşa edilen ''son cemaat yeri''nin ilk örneği de Eşrefoğlu Camisi'nde görülüyor.
CAMİDEKİ KARLIĞIN YAPILIŞ NEDENİ BİLİNMİYOR-
Eşrefoğlu Camisi, ortasında bulunan, orijinalinde üstü açık bırakılan, 4-5 metre derinliğindeki ''karlık'' denilen kuyusuyla da dikkat çekiyor. Yapılış nedeni tam olarak bilinmeyen karlığın, caminin çürümesini önlemek için yapıldığı rivayet ediliyor.
Üstü açık karlığa dolan karın yavaş yavaş erimesiyle cami içinde meydana gelen nemin, caminin içindeki ağaçların ömrünü uzattığı sanılıyor. Buraya dolan karın, aynı zamanda yaz aylarında bölgedeki kar ve buz ihtiyacına da cevap verdiği söyleniyor.
Ağaçların çürümemesinin nedenini karlığın varlığına bağlayanlar, Eşrefoğlu Camisi'nin karlığı üzerinde bulunan çatının yapılan restorasyon çalışmasıyla kapanması nedeniyle, bu işlevini yerine getiremeyeceği endişesini taşıyor.