1915 Olayları Devlet Tiyatroları Sahnesinde
1915 olayları, siyasetten arındırılmış insan hikayeleriyle tiyatro sahnesine taşındı-DT'nin 2014-2015 repertuvarına aldığı "Bir İnce Sızı: Nisan 1915" adlı eser, Çanakkale'de küçük bir siperin ardında yaşananları anlatıyor-Eserin yazarı Prof. Dr. Gündüz:-
ANKARA (AA) - ŞENAY ÜNAL ÖKSÜZ - Bir asrı geride bırakan 1915 olayları, yaşanmış insan hikayeleriyle tiyatro sahnesinde yer alacak.
Devlet Tiyatroları'nın (DT) 2014-2015 repertuvarına aldığı ve 21 Nisan'da Cüneyt Gökçer Sahnesi'nde dünya prömiyeri gerçekleştirilen "Bir İnce Sızı: Nisan 1915" adlı eser, Çanakkale'de küçük bir siperin ardında yaşananları tüm hafta boyunca aynı sahnede seyirciyle buluşturacak.
Eseri kaleme alan Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tufan Gündüz, AA muhabirine, oyunu, uzun süren saha araştırmaları ve dinlediği gerçek hikayelerden yola çıkarak oluşturduğunu söyledi. Son yıllarda 1915 olaylarının dünyanın gündeminden düşmediğine dikkati çeken Gündüz, Nisan 2015'te de olayların 100. yılının dolması nedeniyle yeniden farklı görüşlerin dillendirildiğini vurguladı.
-Levent ile Hasmik'in saf aşkları
Her kafadan "farklı bir ses çıktığı" dönemde, siyasete bulaşmadan Anadolu'da yaşananları anlatmayı seçtiğini kaydeden Gündüz, oyunda, ihtiyat zabiti Levent ile Hasmik'in saf aşklarının, sıhhıye eri Karabet ile Yörük Bahri'nin, Çanakkale cephesinde kurdukları dostlukların anlatıldığını dile getirdi.
Gündüz, "Kazanmak ve kaybetmek olguları içinde kazanmak yerine kaybetmemeyi tercih eden bir avuç kahramanın öyküsü karşımıza çıkıyor çünkü 1915 rüzgarı kaybetmemeyi öğretiyor insana. 'Dostunu, arkadaşını, sevgini, komşunu ve toprağını kaybetme, işte o zaman kazanırsın' demek istiyor" diye konuştu.
-"Bir hikayemiz olsa onu kutsayacağız ama milyonlarca var"
Gündüz, konuya ilişkin hatıratlarda ve kitaplarda çok sayıda hikayeyle karşılaştığını söyleyerek, "Biz bu hikayelerle birlikte büyüyoruz ama hikayelerimiz o kadar çok ki sıradanlaşıyor ve masala dönüşüyor. Bir tane hikayemiz olsa onu kutsayacağız ama milyonlarca hikaye var" değerlendirmesinde bulundu.
Olayları sadece 24 Nisan ile sınırlamanın doğru olmayacağının altını çizen Gündüz, şunları belirtti:
"1915'te yani bundan tam 100 yıl önce neler olmadı ki. 24 Nisan 1915'te ve Anadolu'da bazı Ermeni örgüt liderleri tutuklanmaya başlandı. Ermeni diasporası bunu tehcirin başlangıcı sayıyor. Her yıl anma törenleri düzenliyor ama bu kararın alınmasından bir gün sonra 25 Nisan'da Çanakkale'de kara savaşları başladı. Öylesine büyük öylesine görkemli bir savaştı ki Çanakkale'de yenilgi alınırsa İstanbul'un hatta imparatorluğun sonu demekti.
Şöyle düşünelim; 1915'in 24 Nisan'ında Ermeni tutuklamaları var. Bir gün sonra 25 Nisan'da da kara savaşları başlıyor. Siz sadece Çanakkale'ye odaklanırsanız Ermeni meselesini göremezsiniz ya da sadece Ermeni meselesine odaklanırsanız Çanakkale'yi göremezsiniz. Oysa bunlar aynı günlerde yaşanan olaylar. Ermeni tehciri başladığında biz daha Çanakkale Savaşı'nın ilk haftalarındaydık ve savaşı kazanma ihtimalimiz de neredeyse yoktu. Olaylar iç içe geçmişken biz bunu niye anlatmıyoruz diye düşündük. Bunu bir roman içinde anlatmaya karar verdik."
-DT bir taşla iki kuş vuracak
Tufan Gündüz, "Nisanın İki Günü" romanın beğenilmesinden sonra tiyatrocu Emre Özünlü ile romanı tiyatroya uyarladıklarını, seyircinin, eserdeki duygu yoğunluğu dolayısıyla ağlayabileceğini dile getirdi. Gündüz, "Eser politikadan o kadar çok arındırılmış bir şekilde anlatıldı ki bittiğinde 3 dakika daha ışıkların yanmamasını tavsiye edeceğim" diye konuştu.


Kaynak: