1 yıl içinde 3 ORGAN bağışı

1 yıl içinde 3 ORGAN bağışı

Konya Numune Hastanesi’nde bu yıl içinde beyin ölümü gerçekleşen 5 kişiden 3'ünün organları bağışlandı

Konya Numune Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Melih Azap, ''Organ naklinde hasta yakınları genellikle din konusunda şüpheye düşüyor'' dedi.

Dr. Melih Azap, yaptığı açıklamada Konya'da organ bağışının henüz yeni olduğunu, ilk bağışın 1 Mart 2007'de hastanelerinde yapıldığı söyledi.

 

Geçen yıl da Konya Numune Hastanesinde 11 beyin ölümü gerçekleştiğini, bunlardan 3'ünün organlarının bağışlandığını belirten Azap, şöyle dedi:

''Birinin organları nakil için uygun değildi. Diğerlerini ikna edemedik. Konya'da bu 3 vaka dışında başka verici çıkmadı. Bu yıl ise bağış konusunda çok iyi başladık. Şu ana kadar 5 beyin ölümü gerçekleşti ve bunlardan 3'ünün organları bağışlandı. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde de bir kişinin organları bağışlandı. Konya'da şu ana kadar 4'e ulaştık. Bu 4 kişi, öldükten sonra organlarıyla 15 kişiye hayat verdi. Hastane olarak beyin ölümü üzerinden bakılırsa şimdilik yüzde 60 başarı sağladık. Ancak Konya olarak genel anlamda halen çok gerilerdeyiz. Çünkü hekimler olayı sahiplenmiyor, toplum yeteri kadar bilmiyor.''

Azap, bazen beyin ölümü gerçekleşen kişinin yakınlarının organ bağışı için doktorları yönlendirdiğini belirterek, doktorlardan organ bağışı konusunda aktif olmalarını istedi. Melih Azap, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Geçen yıl toplamda 11 kişinin beyin ölümü gerçekleşti. 2008'de ise bugüne kadar 5 beyin ölümü oldu. İstatistiklere göre, yoğun bakımdaki yatak sayısı kadar yılda beyin ölümü olması gerekiyor. Hekimlerin biraz daha olayı sahiplenmesi lazım. Daha yakın takiple hastanın beyin ölümü tespit edilmelidir. Böylece bağış konusunda daha ileriye gidebiliriz.''

    

BEYİN ÖLÜMÜ İLE BİTKİSEL HAYAT AYNI DEĞİL

    

Aileleri ikna konusunda zaman zaman çok zorlandıklarını vurgulayan Dr. Melih Azap, şöyle devam etti:

''Beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişinin yakını, beyin ölümü ile bitkisel hayatı aynı sanıyor. Bir gün normale döneceğine inanıyor. Bunları gazetelerde okuduğunu, 10 yıl bitkisel hayatta kalan kişinin tekrar yaşama döndüğünü söylüyor. Beyin ölümü ile bitkisel hayat aynı değildir. Bitkisel hayattan geri dönüş olabilir, ancak beyin ölümünde hastanın artık kurtulma imkanı yoktur. Bu noktada çok az zaman kalıyor. Beyin ölümünden sonra geçen her dakika organların biraz daha hasar görmesi demektir. Bu yüzden ailenin zaman geçirmeden organları bağışlaması, ekibin organları alması ve yine acilen nakilin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Organ bağışında hayat kurtarmak zamanla yarış demektir.''

    

GÖZLER KONUSUNDAKİ HASSASİYET...

    

Organ başında en fazla dini konularda sıkıntı çektiklerini ifade eden Konya Numune Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Melih Azap, şunları söyledi:

''Organ bağışında hasta yakınları genellikle dini konuda şüpheye düşüyor. Bize 'organları Müslüman kişiye mi nakledilecek, organların nakledileceği kişinin işleyeceği günahtan yakınım sorumlu olursa' gibi endişeler dile getiriliyor. Özellikle Konya'da bu sorun çok daha fazla. Bunu aşmakta güçlük çekiyoruz. Bazen ölen kişinin yakını, benim yanımda bazı yerleri arayıp günah olup olmayacağını soruyor. Karşıdan olumlu yanıt alırsa bağışlıyor, günah denilirse kesinlikle bağışlamıyor. Bu yüzden din konusunda söz sahibi kişilerin toplumu bu konuda bilinçlendirmesi gerekiyor.''

 

Azap, hasta yakınlarının ikinci zorlandıkları konunun vücudun parçalanacağı endişesi olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Biz organları bağışlanan kişiye olabildiğince saygılı davranıyoruz. Organları büyük bir titizlikle alıyoruz. Hasta yakını ameliyat izi dışında bir şey görmüyor. Bir de kornea bağışı zor oluyor. Herkes kornea alınırken gözlerinin çıkarılacağını sanıyor. Ama böyle değil. Kornea sadece bir zar demektir. Uzman kişiler dışında kimse korneanın alındığını anlayamaz.''

aa