1 Haber 1 Yorum…
‘Kışla, AVM, Rezidans Projesi’ gelecektir. Yani parkın betonlaşacağı kesin olup, olayın “12 ağacın sökülmesi” ile ilgisi yoktur.
ERCÜMENT TUNÇALP
Ortalık yatıştığına göre artık bu konuyu inceleyebiliriz. Herkes biliyor ki; “Taksim’i yayalaştırma projesi” birinci aşamadır. Hemen arkasından “Topçu Kışlasını canlandırma” adı altında, ‘Kışla, AVM, Rezidans Projesi’ gelecektir. Yani parkın betonlaşacağı kesin olup, olayın “12 ağacın sökülmesi” ile ilgisi yoktur.
Evet inanılır gibi değil ama en yetkili ağızdan duyduk; kışla aslına uygun yapılacak.
Tarihi biliyoruz. Eskiden Topçu Kışlası’nın etrafı yeşil alandı. O alanlara apartman, otel, Atatürk Kültür Merkezi yapılınca, sadece yıkılan kışlanın kapladığı alan yeşil kaldı. Dolayısıyla, “üzerinde zaten eskiden yapı vardı” savı geçerliliğini yitirdi. Zira o yapının çevresi ve çerçevesi bozuldu.
Üstelik, Taksim’den Levent’e kadar, Tarlabaşı’ndan Haliç’e kadar, Dolmabahçe’den Sarayburnu’na kadar nefes alınacak ve depremde kaçılabilecek tek alan olarak Gezi Park kaldı (Dolmabahçe Stadı karşısındaki eğimli, ağaçlık alanı saymazsak).
Sanki ihtiyaç varmış veya başka AVM dikilecek alan kalmamış gibi şehrin kalbine bu hançer uygun bulunmuş. Oysa sıkı durun, bu parka çok yakın ve hemen önündeki istasyondan hareket eden metro güzergahında; Levent’e kadar tam 18 adet AVM var ve bunların yarısı ciro sıkıntısı çekiyor. Şu anda eski Şan sinemasının yerine ve Cumhuriyet Caddesine cepheli bir AVM daha yapılmakta. Hem de bu alana yirmi adım mesafede…
“Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi” sınırlaması, şehrin siluetini koruyan bir frendi. İki katlı ev yapmak için çok zorlanırdınız, çoğu zaman da çaresiz kalırdınız. Ancak Levent’te Karayolları arazisinin yüzde yüzüne kondurulan ve yeri göğü bloke eden ucubenin, görüntüyü de yeşili de alıp götürdüğünü üzülerek izledik.
Şimdi Taksim’in durumu da aynı fasıldan…
İstanbul Belediyesi’nin park ve bahçelere gösterdiği özen takdire şayandır. İşte şaşırtıcı olan da budur. Yani “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ?” durumu!
Bir taraftan yeşile, ağaca önem vereceksiniz, diğer taraftan 70 yıllık ağaçları yerinde koruyamayacaksınız.
Bir taraftan Fatih Sultan Mehmet’in şehirciliğe verdiği önemden bahsedeceksiniz, diğer taraftan iki minare arasına gökdeleni denk getireceksiniz. Başbakan’ında kızdığı Zeytinburnu’ndaki inşaat bitmeden, hatta proje aşamasındayken, bir simülasyonla hangi değerlerimizi alıp götürdüğü görülemez miydi? Elbette görülürdü. Ancak alışmışız yoklamaya. İtiraz gelmeden çevreci olamıyoruz!
İstanbul 4. İdare Mahkemesi, bir vatandaşın açtığı bu davayı karara bağladı. Mahkeme, bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda;” taşınmazın Türkiye’nin uluslararası sözleşmelerle korumayı taahhüt ettiği Dünya Mirası Alanı Koruma İlkeleri ve ulusal koruma ölçütleriyle uyuşmadığı, inşa edilen üçlü kulenin tarihi yarımada siluetini olumsuz etkilediği, gelecekte olacak benzer yapılar için olumsuz emsal teşkil edeceğinin belirtildiğini” kaydetti.
Yani uluslararası sözleşme ile taahhüdümüz olmasaydı, yine yapanın ve yaptıranın yanına kar kalacaktı. İşte plansızlığın ulaştığı boyuta en çarpıcı örnek budur.
Peki tarihi yarımadaya ve Gezi Park’a reva görülen bu zulme değer miydi?
Bölgenin AVM’ye ihtiyacı yok, mevcut yatırımcıları daha da sıkıntıya sokmanın gereği yok, insanların buradan başka hava alacakları alternatifleri yok. Hadi bu fikri ortaya atanlar bir tek faydasını söylesinler. Söyleyemezler.
İşte rant dedikleri böyle bir şeydir. Milyonlarca İstanbullu’nun hakkı hukuku, bir AVM-Rezidans yatırımcısı tarafından süpürülebiliyor.
Benzer olay Beşiktaş’ta yaşanıyor. Kadıköy Şehir Hatları İskelesi’nin, Başbakanlık Ofisi’nin yanına yapılan Shangri- La Oteli’ne satıldığını duyuyoruz. Tuhaf olan sadece iskelenin kamusal alan olması değildir. Kıyıda yer aldığı için hiçbir şekilde satılamaz ve kiralanamaz olmasıdır da.
Ancak satıldı veya kiralandı. O alan bundan sonra otelin kullanımına tahsis edildi.
Üniversitelerin, AVM’lerin, işyerlerinin, spor ve eğlence merkezlerinin en önemli denizden aktarma noktasıdır Beşiktaş iskelesi. Vatandaş tek iskeleden hem Üsküdar’a, hem Kadıköy’e, hem de boğaz hattına binbir işkence ile ulaşmak için çabalayıp duracak. Neyin karşılığında? Otele değer katmanın karşılığında.
Şimdiye kadar hep plansız AVM yatırımlarını yazdık. Çoğunun sonunun hüsran olacağını altı seneden beri söylüyoruz. Ve peş peşe kapananlar haklılığımızı ortaya koyuyor. Ancak gelinen son nokta; bir taraftan plansız yatırımlar devam ederken, diğer yandan bu fiilin doğayı da ele geçirmek suretiyle devam etmesidir ki, işte en acımasız olan da budur.
Medeni ülkelerde halkın kullandığı alanları, halka sormadan istediğiniz gibi kullanamazsınız. İşte iktidar partisi milletvekili, eski bakan Ertuğrul Günay’ın bu konuda söyledikleri: “Kamunun elinde kalmış birkaç parça yeşili Bina/ AVM yapıp, ranta kurban etmek mi doğru, koruyup, insanların yararına sunmak mı?”
İşte bizim söylemek istediğimiz de aynen budur.