• BIST 98.466
  • Altın 223,953
  • Dolar 5,7050
  • Euro 6,6085
  • Konya 15 °C
  • İşte dövizden TL'ye dönüş hesabı!
  • Erdoğan:"Tasvip etmiyoruz"
  • Enflasyonla mücadele kampanyasına destek çığ gibi! İşte Liste
  • İşte dövizden TL'ye dönüş hesabı!
  • Erdoğan:"Tasvip etmiyoruz"
  • Enflasyonla mücadele kampanyasına destek çığ gibi! İşte Liste

Siyer Okumaları Üzerine..

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Bütün peygamberlerin davetlerinin ilk merhalesi, gizli bir yapılanma taşır. İslam’ın gizli davet merhalesi, Peygamberimize Hira mağarasında ilk vahyin gelişiyle birlikte başlamış, peygamberlikten üç yıl sonra: “En yakın akrabalarını uyar” (Şuara, 214) ve: “Emrolunduğun şeyi açıkça ortaya koy ve müşriklerden yüz çevir” (Hicr 94) ayetlerinin inişine kadar devam etmiştir. Böylece davet,  Yüce Allah’ın emriyle aleni hale dönüştürülmüştür. Artık Resulullah’ın çağrısı tüm Mekke evlerinde yankılanmaya başlamış,  İslam’ın konuşulmadığı ev kalmamıştı.  O günün Mekke oligarşisi buna tahammül edemediği için ilk Müslümanlara akıl almaz şiddet uygulamıştı. Bununla da yetinmeyen putperestler Müslümanları toplumdan dışlamış ve onlarla her türlü sosyal ve ekonomik ilişkileri kesmişlerdi.

Müslümanlar sınanıyordu. Sabır ve dayanma sınavından geçiyorlardı. Çok geçmeden Hz. Peygamberi himaye eden ve ona davasında yakın destek gösteren başta sevgili eşi Hz. Hatice validemiz olmak üzere amcası Ebu Talip vefat etmişlerdi. Bundan rahmet ve hüzün Peygamberi Resûl-i Ekrem Efendimiz çok etkilenmişti.  İslam tarihinde bu yıla “hüzün yılı” denilir.  Ama o, Mekke’de İslam’ın boğulma girişimlerine rağmen, yeni üsler aramak amacıyla dışa açılmıştı.  İslam’da ümitsizlik ve yılgınlık yoktur. Cenab-ı Hak, bir kapıyı kapatırsa, başka kapılar açar. Kendi yolunda gayret gösteren kullarına yollarını kolaylaştırır. İşte Hz. Peygamber (a.s) hem Mekke’nin sisli ve puslu havasından kurtulmak ve hem de yeni davet üsleri aramak maksadıyla Taife gider. Orada ayak takımı tarafından taşlanmasına rağmen, İslam’ın halkasına Utbe ve Şeybe b. Rabia gibi yeni Müslümanların katılmasına vesile olur.

 Dirayetli ve ferasetli yöneticilerin ana vazifesi, yönetilenleri tehlikelerden korumaktır. Bundan dolayı yöneticilerin efendisi Hz. Muhammed (a.s) da Müslümanlara şirkin elinin uzanamayacağı, güvenli bir yer arayışı içerisine girer.  Hem İslam’ı ve Müslümanları korumak ve hem de dış dünyaya İslam’ı açmak için ilk hicreti Habeşistan’a yapmalarını sağlar.  Oraya gönderdiği Müslümanlara, orada adil ve özgürlükten yana görüşleriyle tanınan Necaşi gibi bir hükümdarın olduğunu söyler.  Çünkü hicret, bir kaçış değil, çevreden merkezi kuşatma hareketidir. Bu sebeple Habeşistan’a birinci ve ikinci hicret gerçekleşir. Bu hicretten de birçok hayırlar doğar. İslam, Cafer-i Tayyar kanalıyla hem Habeşistan’ın üst yönetimine ve hem de gayr-i Müslimlere anlatılır. Ayrıca Hz. Peygamberin en sıkıntılı günlerinde gerçekleştirilen İsra ve Mi’raç Mu’cizesi,  bir teselli ve dava yolunda bir şevklendirme olur.

Öte yandan Mekke’de Fahr-i kâinat efendimiz boş durmaz.  Bir taraftan da yeni bir üs olarak Medine görünür. Sahabenin gençlerinden Mus’ab b. Umeyr Hz.leri oraya öğretmen olarak gönderilir. Medine hicrete hazırlanır.  Hz. Peygamberin her yıl Hac mevsiminde Arap kabilelerine İslam’ı anlatması Medine’lilerin kalbinin de İslam’a açılmasına sebep olur. Bu yüzden I. ve II. Akabe biatları gerçekleşir ve Medine’de İslami bir ortam meydana gelir.  Artık İslam Medine aşamasıyla birlikte dış dünyaya açılır, Medine’nin barış ortamında İslam devletleşmek suretiyle bütün bir cihana yayılmaya başlar. 

Sonuç olarak, Kur’an-ı Kerim’i anlamada ve Resulullah’ın davet mücadelesini kavramada Siyer-i Nebi okumaları bizim için yol gösterici bir kaynaktır. Yaşadığımız çağda, Hz. Peygamberin siyretinden yararlanarak yeni bir din dili geliştirilmeli ve İslam, onun yaptığı gibi önce aileden sonra da halka halka toplumun tüm kesimlerine yayılmalıdır. Çünkü geleceğin aydınlık dünyasını kurmada buna büyük ihtiyaç olacaktır. Bu niyetle Fıkhu’s-Sîre okumalarına ağırlık verilmeli ve hüzün peygamberinin davet yolunda yeni arayışlar içerisine girmesi gibi biz de insanımıza ulaşmada yeni arayışların imkân ve dilini bulmalı ve bu dili merhamet, adalet üzerine yeniden kurmalıyız.

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Orhan Yavuz
30 Eylül 2018 Pazar 01:24
01:24
Yazar beye sorsan Türk edebiyatında ilk siyer Erzurumlu Darir'in siyerinden haberş var mı? Yoktu. & cilt olan esere biz üç işi çalışıyoruz. Asır 14.
85.96.216.95
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim