• BIST 106.668
  • Altın 140,816
  • Dolar 3,5391
  • Euro 4,0642
  • Konya 28 °C
  • Sıcaklıklar yeniden artacak! Konya 5 günlük hava durumu
  • İşte Bakan Sarıeroğlu olayında tüm gerçekler!
  • Cem Küçük, Fatih Terim'in mekan basma olayını yazdı
  • Sıcaklıklar yeniden artacak! Konya 5 günlük hava durumu
  • İşte Bakan Sarıeroğlu olayında tüm gerçekler!
  • Cem Küçük, Fatih Terim'in mekan basma olayını yazdı

Sen yoksan her şey eksik !..

Fatma Şeref

Bir süredir eksiklerim, engellerim üzerine düşünüyordum...

Sen varsan herşey tamam...Yalan yalan yalan ...Seni sevmediğim yalan ... Sen yoksan herşey eksik ...Sen varsan herşey tamam !...Bir anlatı vardı hafızamda :

1968’deki Meksika Olimpiyat Oyunları’na kadar bütün yüksek atlamacılar, yüzleri çıtaya dönük, vücutları paralel şekilde çıtayı geçmeye çalıştıkları, alışılmış “Western Roll” tekniğiyle yarışıyorlardı.  Fakat bu durum değişmek üzereydi.

down-gazete.jpg

Pek tanınmamış bir atlet çıtaya yaklaştı ve 2.24 metrelik atlayışı ile yeni dünya rekorunu belirledi. Tek yaptığı havalandıktan sonra, tüm atletlerin aksine çıtaya yüzünü değil sırtını dönmekti. Ayaklarını yukarı çekti ve dizlerini kırarak çıtanın üstünden sırtüstü atladı. Atletin adı, Dick Fosbury’di. Ve o günden sonra bu atlayış tekniği onun adıyla anıldı. Bugün yüksek atlamada hala bu teknik (Fosbury Flop) kullanılıyor. Fosbury, insanoğlunun o güne kadar ulaşabildiği en yüksek seviyeye sıçradı. Herkesin tersine, aksini düşünerek. Bu, basit bir düşünme tekniği. Fakat buradaki düşünme tekniği, bir sıçrama tekniğine dönüştü ve yüksek atlama tarihinde bir dönüm noktası oldu.

Bazı çıkmazlarda aklıma bu olay gelir ve kendime : Bir dakika sakin ol ve bir de aksini düşün! Diye telkin ederim. Çünkü hiçbir şey için tek yol yok... Herşey gibi onu sınırlandıran biziz...Daha farklı daha esnek ve bizden çok uzak bulduğumuz insanların bakış açıları ile dünyaya bakmak bize birçok yol seçeneği de kazandıracaktır her konuda.

Bambaşka bir iftar akşamındayız. Kıymetli üstadım ve meslektaşım Av.Ahmet Ergun bey eşi Mahiye hanımın anlamlı daveti ile Meram Yaka'da Gökcem Cafe&Bistro'dayız... Heykeltraş ve tasarımcı Füruzan hanım , eğitimci ve seramik sanatçısı Füsun hanım , Sim Sırma Sanatçısı Nur Dikilitaş hanım ve oğlum Emin...

Muhabbetin terapisi hepimize şifa oluyor. Gökçem Cafe 'de Down sendromlu çocukların hayata tutunma çabası zarif ve nazik servisleri ile içten davranışları insana kendini sorgulama duygusu yaşatıyor. Onlar hep tek yüzlü ve samimiler ya biz? Ben bunları izlerken Mahiye hanım daha önceki gözlemlerini bu prıl pırıl güzel gençlerden etkilendiği sahneleri anlatıyor. Anne duygusuyla gözlerimiz buğulanırken işletmenin sahibi Uğur ve Yasemin Devecioğlu'nun 94 doğumlu ikinci çocuklarının down sendromlu olması üzerine bu konuya odaklanıp , sonunda böyle bir fikir geliştirerek cafeyi açtıklarını öğreniyorum . Ahmet ise arkadaşı İtalyan ünlü Chef ve yemek danışmanı Chef Geovanni 'den duymuş çalışmayı ve geç haberdar olduğundan üzgün... Hepimizin çorbada tuzu olsun gayretinde...

gazete-down.jpg

Aslında Down Cafe açılışından itibaren başta eski valimiz Muammer bey olmak üzere üst düzeyde bir destek de bulmuş hem resmi hem sivil kurum ve kuruluşlar bazında... Ama tüm cafe restoranların tıklım tıklım olduğu Ramazanda bile bomboş gözükmesi gerçekten düşündürücü. Oysa harika bir menü ve çok güzel güler yüzlü bir servis ile hizmet ... Bahçede oyun parkı.. Her türlü organizasyon için büyük küçük salonlar...Fiyatlar da  oldukça ekonomik... Diğerlerinden eksiği yok fazlası var diyebilirim rahatlıkla. Garsonluk yapan birbirinden özel gençlerin gözlerindeki samimi"memnun edebildim mi" sorusu uzun zamandır göremediğim ve özlemini çektiğim alçak gönüllülük normal saydığımız çoğu gence örnek oluşturacak nitelikte.

 

Gerçekten etraf aşırı özgüven hormonu verilmiş içi bomboş ama tüm çevresindekileri ve dünyayı yöneteceğini sanan ben merkezli geçlerle dolup taşmaya başladı. Büyük küçük bilmeden her türlü şaka , tiye alma , akıl verme , uyarma, tavır yapma , trip atma ve sair usullerle  illa ki dikkat çekme ve kendi dediğini yaptırma insanı nereye götürebilir ? Kendileri, üç yaş değil üç kat büyükleri ile ilgili eleştiride, dalga geçmede, suçlamada  sınır tanımazken en ufak bir uyarıya , düzeltmeye katlanamayan yapıdaki bir gencin ilerleme gelişme ihtimali kalmamıştır. Oysa down veya başka bir şey bir engel ya da eksiği olduğunu düşünen biri her zaman gelişebilir. Bir emek bütçe ve çaba sarf etmek gerekiyorsa inanın onlar bunu daha çok hak ediyor .

gazete-givanni.jpg

Ve şunu da söylemeliyim aslında down sendromluların bizden eksiği yok fazlası var:  İnsanda genetik düzensizlik sonucu, fazladan bir 21. kromozomun bulunmasına Down Sendromu denir.

Down Sendromu genetik bir farklılıktır, bir hastalık değildir.Her 800 doğumda bir görülür. Belli bir sebebi yoktur.Hafif veya orta seviye zihinsel  ve fiziksel gelişim geriliğine sebep olur.

Ve artıları : Dürüsttürler, yalan bilmezler. Kurallara uyarlar.Yardım etmeyi çok severler.Tabiata düşkündürler. Neşeli ve sempatikdirler.Oldukça duygusaldırlar.Taklit yetenekleri vardır. Düzenlidirler, dağınıklıktan pek hoşlanmazlar. Acıma duygusu oldukça gelişmiştir. Çıkarcılık, bencillik gibi davranışlar onlarda yoktur. Güzel sanatlara eğilimleri vardır. Karşılıksız severler. Çok insancıldırlar. Kin gütmezler.

Bu sıradışı insanlar için önlerindeki en büyük engel, zihinsel olarak akranlarından daha yavaş gelişmeleri değil, onların sadece neleri yapamayacağına odaklanmış yanlış bakış açısı ve inançlardır aslında. Dışlanıp , anlaşılmadıklarında tıpkı bizim verdiğimiz gibi agresif tepkiler verebilirler.

nur-hanim-gzt.jpg

Kendi eksiklerim üzerine odaklandığım bir sırada düşünmek için farklı bir terapi oldu Down Cafe ... Kendi adıma yaptığım tespitleri burada sıralamanın faydası yok. Ama genel eksiğimiz kendini tam sanıp başkalarını eksik bulma ve sevgi bekleyip, sevgi vermeme... Aslına hepimizin içinde öyle bir sevgi potansiyeli var ki tüm engel 21. kromozumumuzun eksik olması belki de. Yoksa karşılıksız verebilir ve böylece hiçbirimiz beklemek zorunda kalmazdık. Aslında sevmediğimiz yalan seviyoruz göstermiyoruz. Bu yüzden içimde o eski şarkı çalmaya devam ediyor:

Sen yoksan herşey eksik ...

Sen varsan herşey tamam...

Yalan yalan yalan ...

Seni sevmediğim yalan ...

Sen yoksan herşey eksik ...

Sen varsan herşey tamam !...

 

Neyim varsa alıp götürsünler benden ,

Paylaşmaya hazırım inan inan ...

Yalan yalan yalan !

Seni unuttuğum yalan ,

Çocuksu bir sevinç başlar içimde ,

Seni gördüğüm zaman .

Sen yoksan herşey eksik...

Sen varsan herşey tamam .

Neyim varsa alıp götürsünler benden ,

Paylaşmaya hazırım inan inan ...

Bu güzel işletmenin sahibi Konyalı bir sanayici devçelik sahibi Uğur Devecioğlu ve eşi Yasemin hanım kendi çocuklarına olan muhabbet ve kucaklarını tüm çocukları alacak kadar açmaya çalışıyorlar. Ama hepimizin sevgisi birleşse daha mükemmel ve tam olmaz mı ?  Mutlaka bir çay için olsun uğrayın...

Ve unutmayalım : Başkalarına karşı üstün değilsin ve başkaları da sana karşı üstün değil. Sen başkalarından sadece farklısın ve başkaları da senden sadece farklı...

Ve : Sevgi yoksa herşey eksik !..

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim