• BIST 97.546
  • Altın 144,163
  • Dolar 3,5678
  • Euro 4,0002
  • Konya 21 °C
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor

Panik yapmak yok!

Derviş Argun

Bir büyüğüm bana “camdan köşkü olanlar ellerinde sapan taşımazlar” demişti. Korunacak şeyleriniz varsa, dikkatli olmanız gerekir. Dikkat, korkaklık değildir. Ancak olması gerekeni olması gereken yer ve zamanda yapmak demektir. Ellerindeki sapanla başkasının camdan köşklerini yıkmaya çalışanlar, kendi evlerini tamir etmeye zaman bulamazlar. Etrafı seyretmekten kendi evinde çıkan yangını göremeyenlerde, bir süre sonra kendilerine kalacak yer bulamazlar.

 

Türkiye, Dünya standartlarının üzerinde bir ilerleme kaydedip büyüyor iken, karın ağrısı başlayanların sayısında artma oldu. Maalesef bunlarında kahir ekseriyeti, bu büyümenin olduğu coğrafyada yaşayanlar. Kendi ülkesinin ekonomik ve siyasal özgürlüğünü elde etmesinden, rahatsız olmak sadece Türkiye’ye özgü bir hastalık değil. Bu doğru. Bunun doğumuzda da batımızda da örnekleri mevcut ve oldukça fazla. Her örnek kendi içinde karakteristik özellikler taşımakla birlikte, temelde sokakların idare edildiği mahfiller açısından benzerlikler taşır. Amerikan filmleri bunun örnekleri ile dolu. Ülkesini satanlar, satarken engel olanlar, engel olurken vurulanlar hepsi birbirinden farklı renk tonlarında yüzlerce senaryo. Bizde hangi senaryonun oynandığını bilmiyorum ama sürenin uzunluğu ve oynayanların ısrarcı tavırları senaristin güçlü olduğunu gösteriyor. Görünen o ki yıllar geçmesine rağmen filmde bir kopukluk yok. İstediklerinde kaldıkları yerden devam edebiliyorlar. Bu güçler, değişmeyen stilden, değişen hükümetler çıkartmakta, hükümetlerin sağlıklı refleksler vermesine engel olmaktadır.

 

Avrupa’nın göbeğinde özgürlük arayışı için dumanla haberleşen mağripli çocuklarla, Türkiye’nin doğusunda, ülkenin gidişatından rahatsız olup alevle yol almaya çalışanların arasındaki farkı görmemek mümkün değil. Her ikisi de isteklerini alev ve dumanla duyurmaya çalışmaktadır. Birisi din başta olmak üzere gasp edilmiş hakların iadesi kavgasını verirken, diğeri kaybediyor olduğu rantın peşine düşmüştür. Batıl olduğunu bildiğimiz tüm ideolojilerin temelinde elde edilmeye çalışılan rant yada kazanılması düşünülen makamlar vardır. Bu anlayış, yolda değişikliğe uğramazsa varacağı yerde temelinden farklı olmayacaktır. Güneydoğuyu yangın yerine çevirmeye çalışanlar ister terörist olsun, ister terörden beslenenler olsun hepsinin ortak noktası halkın mutlu olmasının onların mutsuzluğu anlamına gelmesidir.

 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin dinle ilgili bir kaygısı olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ancak anlaşılan din dışı gelişmeler ile elde edilen başarının dindar kimlikli insanların elinden çıkması da bir kısım güçleri rahatsız ediyor. Bu rahatsızlık onları, “Düşmanımın düşmanı dostumdur” anlayışına götürüyor ve çoğu zaman, düşmanın çıkartmayı başaramayacağı huzursuzlukların çıkmasına sebep oluyor. Ülkede elde edilen ekonomik başarılar veya sosyal refahın yükseltilmesi çalışmaları ya da özgürlükler konusunda atılan adımlar, yangın ve onun çıkardığı dumanla beslenenleri rahatsız ediyor. Eğer yangının şiddetinde bir azalma olmuşsa, arttırmak adına el birlik gayret ediyorlar.

 

Gelişmeler, gördüm bilmiyorum, duydum anlamıyorum ülkesi haline gelen Türkiye’nin, herkesin rol yaptığı bir tiyatro sahnesine dönüştüğünü göstermektedir. Komplo teorileri havada uçuşmakta, kimin neyi ne için söylediği karıştırılmaktadır. Şemdinli ve akabinde tüm Güneydoğuya yayılacağı anlaşılan olaylardaki detaylar oldukça kaba mazeretlerle örtülmektedir. Türkiye, tarihinde çokça olduğu gibi bugünde  hükümet, üzerine gidememekten dolayı çözümünü bulabileceği bir sorunu yine ötelemektedir. Ötelemeye çalışmak  sorunu çözmediği gibi, çözme iktidarı olup da kullanamayanlara da bir fayda sağlamamaktadır.

 

Önümüzdeki on yıl, kim ne derse desin ve ne yaparsa yapsın Türkiye’nin atılım yılları olacak. Karıştırmaya çalışanlar ile alet olanlar bu sürece karışıp gidecek. Yapıyor oldukları gürültü ve yok ettikleri hayatlar, boyunlarında bir vebal olarak kalacak. Dahası büyüyen bir Türkiye, kendisine engel olamaya çalışan bu puslu hava kurtlarını,  tüm inisiyatifleri ile birlikte yok edecek.

 

Bunlar, ekonomik ve siyasal anlamda yetmiş milyonu ilgilendirdiğine inandığımız gelişmeler ile ilgili beklentilerimiz. Birde inançla ilgili konular başta olmak üzere özgürlüklerle ilgili açılımlar var ki, o konudaki beklentilerde zannımca, bu gün asayişin ve kardeşçe yaşamın önünde engel olanlar yok olmadıkça çözülemeyecek. Öyleyse bize düşen, panik yapmadan sağlıklı düşünce ve tavırlar geliştirmektir. Çünkü bizim bu serinkanlılığımız, onların kin ve garazları ile ölüp gitmelerine hem yetecek hem de geride bırakacakları tohumlarına artacaktır.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim