• BIST 97.859
  • Altın 145,775
  • Dolar 3,5783
  • Euro 3,9984
  • Konya 21 °C
  • Bakan açıkladı: Emeklilik yaşı ileri çekilecek mi?
  • Maliye Bakanı Ağbal'dan yapılandırma toplantısı
  • Kurtulmuş'tan 'kıdem tazminatı' açıklaması
  • Bakan açıkladı: Emeklilik yaşı ileri çekilecek mi?
  • Maliye Bakanı Ağbal'dan yapılandırma toplantısı
  • Kurtulmuş'tan 'kıdem tazminatı' açıklaması

Özür diliyorum...

Adem Alemdar

Otomatik vitesli arabamın hidrolik direksiyonunu tek elimle tutmuş, rahat koltuklarına iyice yayışmış vaziyette, CD çalarımdan hafif bir müzik dinleyerek lakaytça, trafik lambalarından fırsat bulup yavaş yavaş ilerliyordum yoğun araç trafiğinde…

Derken…

Üstleri başları pejmürde, pasaklı, elleri yüzleri kirli iki kişi gördüm…

Bayan olanı diğerinin tekerlekli sandalyesini sürüyor, koltukta oturan ise koşuyormuşçasına heyecanla ileriye bakıyordu…

Gülüyor, kirli dişlerini kimseden sakınmadan sırıtıyordu. Çok mutluydu, sanki hayatında her şey yolunda; üstüne bir de az evvel güzel bir haber almışçasına gözlerinin içi de gülüyordu. Oturduğu tekerlekli sandalyeyi süren kişinin eşi veya kız kardeşi olduğunu zannediyorum. Ne fark eder ki, o gülüyordu…

Bir de kendime baktım…

Her türlü konfora rağmen yüzüm gülmüyordu…

Kafamda onlarca telaşım vardı…

Eşim, çocuklarım, evim, arabam, işim, gücüm vardı. Üstüm başım, kılığım kıyafetim yerindeydi…

Sonra…

Bir türlü tamamen iyileşmeyen ayaklarıma baktım!

Onlar bile, beni henüz tamamen yolda bırakmamışlardı…

Daha ne istiyordum(?)…

Niye o adam kadar mutlu değildim(?)…

Bu soruları kendime sorarken, aslında cevaplarını da bi güzel biliyordum…

Hayatımızı kendimiz zorlaştırıyor, içinden çıkılmaz hallere sokuyorduk. Hep yukarılara bakarak bulunduğumuz yeri beğenmeyişimiz bizi yeni işlerin stresine gark ediyordu…

Oysa insanoğlu küçücük şeylerle mutlu olabilirdi…

Çocukken babamın aldığı yan tarafında iki beyaz çizgisi olan mavi spor ayakkabılara ne kadar sevinmiştim…

Üniversiteyi kazandığımda ve bitirdiğimde…

Evlendiğimde, çocuklarım doğduğunda, işlerim yolunda gittiğinde…

İki şeyin beni gerdiğine, mutlu olmamı engellediğine karar verdim düşünürken…

İlki bitmek bilmeyen işleri büyütme hırsı. İkincisi ise kırdığım insanların o son bakışlarında içime attıkları huzur bozan tarifi zor şey…

Ve karar verdim, işe güce gerektiği kadar değer vermeye…

Sonra da kimseyi bilerek kırmamaya…

Ya şimdiye kadar kırdıklarım?

Hepsinden özür diliyorum…

İnanın bu yazıyı mutlu ve buğulu gözlerle yazıyorum. Beni derin düşüncelere sevk eden ve bir kez daha mutluluğu tattıran o iki kişiye de dua ediyorum; inşallah onlar bu geçici dünya hayatından sonra daha mutlu olacakları cennette yaşarlar konforlu hayatı…

 

-------------------------------------------

Konya’nın 2009 yılındaki ‘EN’lerini seçmeye çalıştım. Ve fakat bu konu gördüğüm kadarıyla beklediğim ilgiyi görmedi. Laf olsun diye birkaç ismi yılın ‘EN’i seçmeyi istemem. O yüzden web sitemizden yılın enlerini size sormak daha doğrusu olacak…

Önümüzdeki günlerde sitemizde yapacağımız ankete katılımınızı bekliyorum…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
tatsız
14 Nisan 2010 Çarşamba 10:26
bugünün tadını çıkartmak
yarını, geleceği düşünebilen için mutlu olmak imkansız. geçen hafta konet e kesimhaneye gittim. bir hayvanın kesimi 1 dk. sürmüyor. önünde 3 hayvan olan dana önündekine çıkmaya çalışıyordu. halbuki ömrünün son 2 dk.sı kaldığı halde, o anın tadını çıkartmaya çalışıyordu. demek ki bizi huzursuz eden gelecek kaygısı.
195.174.31.26
mehmet ali kurtar
12 Nisan 2010 Pazartesi 13:31
erdem
özür dilemenin erdem olduğuna inananların,özür sahibinin samimiyetinden şüphe etmedikleri müddetce de özürü kabül etmenin de bir erdem olduğunu bilmeleri gerekir kanaatindeyim.
en büyük özürün kulların yaratısı olan yüce ALLAH'a olduğunu hatırlatır hepinizi ONA EMANET EDERİM.
212.175.48.250
murat pekergin
12 Nisan 2010 Pazartesi 10:40
dostluk ve samimiyet
yıllar herkesi değiştirdiği gibi olgunlaştırıyor da aynı zaman da, senin gibi samimi bir insanla aynı sınıfı paylaştığım için onur duyuyorum.
85.105.204.238
mehmet fidan
12 Nisan 2010 Pazartesi 09:32
iletişim ve sevgi
hayata pozitif bakmak bir iletişimcinin öncelik vermesi gereken degerdir.toplumun bu kadar gergin ve stresli yaşamı iletişim ve sevgi kavramını unutmaları veya boşvermelerinden kaynaklanır. ama biz herzaman yine bu iki kavramla onları yönlendirmeli ve neşter tutmalıyız. güzel gören güzel düşünür.güzel düşünen hayatından lezzet alır. birde gülmesini bilmeyen dükkan açmasın .sevgilerimle....
193.255.247.33
yakup yeşilöz
12 Nisan 2010 Pazartesi 09:14
mutluluk
Yaşamınızın ilkesi;Allah’ın rızasını kazanmak olsun ki gerçek mutluluğa erişelim.
212.175.167.194
sevil köse
12 Nisan 2010 Pazartesi 01:23
sabıra dönüşen bakış
ne güzel bir iç ses,keşke hepimiz bunu yapabilsek,sırf bu bakış açısından bakmak istediğim zaman,yani kimseyi kırmamak gibi,o kadar çok sabrediyorumki,sonra dayanamayıp kırıyorum,bu sabrın sınanmasıdır,sabredebilenler için küçük güzellikler,ayrıntılar,iç huzur ve rahatlık elbette kaçınılmaz.huzur bozan bir bakışın sabıra dönüşmesi ne güzel.
saygılar
78.165.179.47
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim