• BIST 103.929
  • Altın 147,321
  • Dolar 3,5490
  • Euro 4,1819
  • Konya 20 °C
  • Zelyut: Can Dündar'ı kim o gazeteye getirdiyse operasyonu o yapmıştır
  • Beyaz Saray'dan IKBY referandumuna ilişkin açıklama
  • İş adamının "FETÖ'ye 2 milyon liralık bağış" itirafı
  • Zelyut: Can Dündar'ı kim o gazeteye getirdiyse operasyonu o yapmıştır
  • Beyaz Saray'dan IKBY referandumuna ilişkin açıklama
  • İş adamının "FETÖ'ye 2 milyon liralık bağış" itirafı

Osmancıklı Salih Hocam

Ramazan Altıntaş

Âdem odur ki adını âlemde andıra.

Âlemde ad kalır ve âdem gelir-gider.  

 

Mükemmel insan Osmancıklı Salih Büyükcam hocamızı bundan altı yıl önce “Mayıs 2001”de dâr-ı bekâya uğurlamıştık. Onu bir kere daha rahmetle anıyoruz. Kâl-hâl Müslümanlığının bu çağda iyi bir temsilcisi olduğuna inandığım muhterem hocam, 1933 yılında Konya-Kâdınhanı-Osmancık kasabasında dünyaya gelir. Babası, Konya medreselerinde okumuş, ilmiyle âmil bir âlim olan Hasib Efendi’dir. Hocamız, muhterem babalarının rahle-i tedrisinde hâfızlığını tamamladıktan sonra, ülkemizde tek parti iktidarının bütün haşmetiyle dini tedrisatı olabildiğince daralttığı ve bunalttığı yıllarda bir Müslüman âlim duyarlılığı sergileyen Hacıveyiszâde Mustafa Kurucu Efendi’den din eğitimi almak için Konya’nın yolunu tutar. Hacıveyiszâde hocamızın manevi terbiyesinden de geçen Salih hocamız, altı sene kendilerinden başta Arapça olmak üzere, Fıkıh, Kelam, Tasavvuf, Hadis gibi temel İslam ilimleri alanında dersler alır.

“Görüldüğü zaman akla Allah gelir” diye tarif edilen, adı gibi Salih insan olan hocamız 1950 yılında Kadınhanı’na döner. Henüz talebelik dönemi bitmemiştir. O yıllarda Osmanlı bâkiyesi diyebileceğimiz âlimler vardır memleketimizin her tarafında olduğu gibi, Kadınhanı’nda da. Devrin Kadınhanı müftüsü âlim insan Mehmet Müslimoğlu’ndan özel olarak Fıkıh ve Ferâiz dersleri alır. İyi derecede İslamî ilimlere vâkıf olan Salih hocamız, geleneğimizden kopmadan çalışmalarını bireysel anlamda kendisi yürütür.

Hocamız 1957 yılında evlenir. Konya-Akşehir (Absarı) ve Konurören köylerinde imam-hatiplik görevine başlar. Bu görevi, 1962 yılına kadar sürdürür. Cemaatinin manevi önderi olan hocamız, kısa zamanda tanınır. Uzak yerlerden ahali fetva sormak için hocamıza gelir. Onun kapısından insanlar hiç eksik olmaz. Fetva bağlamında söyleyeceğini söyledikten sonra, kısa sohbetlerle halkı irşad görevini de sürdürür.

1962–1983 yıllarında Kadınhanı’nda vaizlik yapar. Çevre ilçe ve köylere gider. O, fıkhı, salt, ilmihal bilgileri anlamında anlamazdı. Ona göre Fıkıh, bir Müslümanın gerek ibadet, gerek itikat ve gerekse Müslüman dünyada olup bitenlerin arka planını anlama anlamındadır. Bu sebeple, gerek ilçedeki çarşı camiinde ve gerekse köy ve kasabalarda yaptığı vaazların muhtevasını, şuur verici mesajlar oluşturur. Bu durum bazılarını rahatsız da etmiştir. Biraz da bundan dolayı, daha özgür bir hizmet yapabilmek amacıyla 1983 yılında emekli olur. O, bir müslümanın, işin keyfiyet planında asla emekli olamayacağını, emekliliğin ölümle gerçekleşebileceğine inananlardandı. İşte bu sebeple merhum hocamız, vefatına kadar fahri vaizliğine ve sohbetlerine kesintisiz devam etmiştir. O, sadece kendi küçük dünyasına kapanan bir insan değildir. Hacıveyiszâde hocadan aldığı feyiz ve ilm-i siyaset bilgisiyle başta ülkemiz olmak üzere bütün bir İslam coğrafyalarında olup bitenlere kayıtsız kalmazdı.  Müslümanca bir duyarlılığa sahipti. Bu duyarlılığı daima çevresindeki insanlara, özellikle de talebelerine hissettirmiştir.

Merhum Hacı Salih hocamız; güler-yüzlü, insana güven veren, sevecen, utangaç tabiatlı bir insandı. Yolda giderken hızlı gider, etrafına pek bakmaz, daima önüne bakar, (nazar ber kadem), sağından-solundan geçen insanlara tebessümle selam verirdi. Çok güzel bir tebessümü vardı. Bu çağda güler yüzlü sureti ve sünnete uygun sîretiyle tam bir temsil müslümanıydı. Onun konuşmalarının Kadınhanı halkının dindarlığı üzerinde büyük tesirleri olduğuna inanıyorum.

Hocamızın, gerek halka dönük vaazlarında ve gerekse özel sohbetlerinde çok tatlı ve gönüllere hitap eden bir anlatım tarzı vardı. Örnek bir âlimdi. Hocamızın Cuma vaazlarını hiç kaçırmazdık. Cuma vaazına çıkmadan önce iki rek’at nafile namaz kılardı. Konuşmalarında Allah’ın ismini andığı zaman, Allahu Zü’l-Celâl ve Tekaddes Hazretleri; Hz. Peygamberin ismini andığı zaman Resûl-i Ekrem ve Nebiyyi Muhterem Sallallahu Aleyhi Vesellem demeyi hiç ihmal etmezdi.  Gerek Efendimizin ve gerekse sahabenin sadece adını söyleyen kimseleri müsteşriklerin tavrı gibi görür, kınardı. Geleneğimizin hem hâfızı ve hem de muhâfızı idi. İnşallah birgün onunla ilgili hâtıralarımızı yazmak nasip olur.

Nur içinde yat değerli hocam.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mehmet akgül
09 Ağustos 2009 Pazar 20:38
başsağlığı
salih kardeşim benim askerlik arkadaşımdı.cenabı allah mekanını cennet etsin(amin)
81.214.0.235
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim