• BIST 82.293
  • Altın 147,597
  • Dolar 3,8212
  • Euro 4,0743
  • Konya -1 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Oruçlar midede kalmamalı!

Ali Akpınar

Oruç ibadeti, midenin aç susuz kalması olmasıyla öncelikle midede başlar. Ancak o midede kalmamalıdır. Aslında midede başlayan oruç insanın iç dünyasına ekilen manevî bir tohum gibidir. Önemli olan bu tohumun gelişip serpilmesi ve bütün organlarda kendisini göstermesidir. Çünkü oruç tutmakla mümin, kendisini her konuda Allah’ın ölçüleri üzerinde tutacağının eğitimini almaktadır. Buna da canının en çok çektiği yeme içme ve cinsel isteklerini dizginleyerek başlamaktadır. O, aç ve susuz kalırken nefsine karşı şu duruş bilincini geliştirmektedir: Ey nefsim, senin canın yemek içmek ister, ama ben Rabbim emrettiği için seni yemekten içmekten alıkoyacağım. Herhangi bir günahı arzuladığında da ben seni ondan alıkoyacağım!

Mideye tutturulan oruç gönüle yansımalıdır. Oruca niyet eden gönlümüz Allah ve Rasülünün sevgisiyle dolu dolu olmalı; kalbimizde, müminlere kin nefret kalmamalı, Allah düşmanlarına da en küçük bir sevgi-meyil olmamalıdır.

Oruç, beyne yansımalıdır. Beynimiz günah kurguları, günah projeleri içerisinde olmamalı; hep iyi-güzel-hayırlı şeyleri düşünmelidir.

Oruç dile yansımalıdır. Dilimiz, ya hayır söylemeli yahut susmalıdır. Gıybet, dedikodu, yalan, boş anlamsız sözler oruçlunun diline yaklaşmamalıdır.

Oruç, elimizi ayağımızı ve diğer organlarımızı da yönetmelidir. Oruçlu iken diğer bütün organlarımız günaha yaklaşmamalı, haramlara düşmemelidir.

Bu haliyle orucu kendi bünyemizde gerçekleştirdikten sonra iş bitmemektedir. Bu sefer oruç ruhunu dış dünyamıza taşımaya sıra gelmektedir. Bütün organlarımızla bizi çepeçevre kuşatan oruç, bizde kalmamalı; hayatımıza yansıyıp çevremize de ışık tutmalıdır. Bizi istikamette/Allah’ın ölçüleri içerisinde tuttuğu gibi, başkalarını da aynı istikamet çizgisine çekmelidir. Çünkü Müslüman, Müslümanlığını yaşayabilen ve çevresine taşıyabilen kimsedir.

Nitekim Peygamberimiz hadislerinde bize gerçek orucun hedeflerini şöyle açıklamıştır:

"Yalan ve iftirayı terk etmeyen kimsenin aç ve susuz kalmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur."

"Nice oruç tutanlar vardır ki, tuttukları oruçlarından onlara kalan sadece aç ve susuz kalmalarıdır."

Oruçlarını midelerinden tüm organlarına, oradan da tüm dünyaya taşıyabilenlere ne mutlu!

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim