• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Konya 26 °C
  • "Büyükada soruşturması"nda tutuklanan Steudtner'in ifadesi
  • Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu:215 bin 92 ByLock kullanıcısı var
  • "Cumhuriyet" iddianamesini FETÖ'den yargılanan savcının düzenlediği iddiası
  • "Büyükada soruşturması"nda tutuklanan Steudtner'in ifadesi
  • Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu:215 bin 92 ByLock kullanıcısı var
  • "Cumhuriyet" iddianamesini FETÖ'den yargılanan savcının düzenlediği iddiası

Mutlu aile nasıl olur?

Ramazan Altıntaş

Toplumun çekirdeği, ailedir. O, yara alırsa, toplum da yara alır. Bunun için dinimiz İslâmiyet, aile kurumunun varlığını sürdürmesine büyük önem vermiştir. Doğal yapısı yönüyle her insan, kendisine karşı eşit davranılmasını ister. Aile içindeki fertler de bundan farklı düşünmez. Eğer çocuklar anne ve babadan kardeşleri arasında kendisine aksi bir davranışın yapıldığı duygusuna kapılırsa, psikolojik olarak huzursuz olur. Bu sebeple güzel dinimiz İslamiyet kız ve erkek çocuklar arasında her türlü ayrımcı girişime izin vermemiş ve karşı çıkmıştır.   Efendimiz Hz. Muhammed (a.s),  değil çocuklarımız arasında maddî konularda, sevgi de bile olsa eşit davranmamız gerektiğini şu sözleriyle ortaya koymuştur: “Allah’tan sakının, çocuklarınız arasında (sevgi de bile olsa) adaletli davranın.” “Şüphesiz ki Allah, çocuklarınız arasında öpücüklerinizde de eşit davranmanızı ister.” Eğer, çocuklarımız arasında ayrımcılık yaparsak, bundan aile yapımız büyük zarar görür. Çünkü ayrımcılığın bulunduğu yerde, ister bu aile olsun, isterse bir başka kurum olsun, toplumda güven bunalımı yaşanır. İnsanların birbirine güven duymadığı bir ortamda herkes zarar görür.


İnsanlar her dönemde fırsat buldukça kendilerine ayrıcalık yapılmasını isterler. Bu düşünce insan tabiatının değişmez bir özelliğidir. Adâlet çerçevesinde kalarak her türlü ayrımcı ve ayrıcalıklı davranış ve tutumdan kaçınmamız gerekir. Çünkü insanların birbirlerini sevmemelerinin başında ayrımcılık yapılarak hakların gasp edilmesi gelir.


Hz. Peygamber her konuda aile bireylerinin görüşlerini almaya büyük değer verirdi. Onun karşılıklı danışma eylemine değer vermesi, bir bakıma fikir üretmeye ve çok sesliliğe önem verdiğini gösterir. Bunun anlamı,  “akıl, akıldan üstündür” atasözümüzde ifadesini bulur. Çünkü danışmak, aynı zamanda aile bireylerine güvenmek ve değer vermek demektir. Peygamberimiz, kendisine ilk vahiy geldiği zaman öncelikle konuyu eşi Hz. Hatice’ye açmış ve onunla danışmalarda bulunarak rahatlamıştır. Hz. Muhammed’in ailesinde aile bireyleri birbirine danışırdı


Danışmak, iş yapmazdan önce her hangi bir birey veya topluluğun, kendi alanında uzman olan diğer birey veya topluluğun görüşlerine başvurarak doğru görüşü aramak ve ortaya çıkarmak eylemi olarak tanımlanabilir. Bundan amaç, doğruyu yakalamak ve hiç hata yapmamak ya da hata riskini azaltmaktır.


Kur’an’da iyi insanın niteliği, danışarak iş yapmak olarak gösterilir: “Onlar işlerini aralarında danışarak yaparlar.” Âl-i İmran, 159).  Hz. Peygamber, ev işlerinde bile hanımlarıyla istişare eder, onlara danışırdı. Böylece hanımlarına değer vermiş, ayrıca onların tecrübe ve deneyimlerinden de yararlanmış olurdu. Kuşkusuz böyle bir davranış, aile bireyleri arasında güven duygusunun gelişmesine neden olduğu gibi sevgi bağlarını da kuvvetlendirir. Hz. Peygamber ve sevgili eşi Hz. Hatice, çocukları evlilik çağına geldikleri zaman eş seçimi konusunda onlarla istişare ederdi. Örneğin, her iki anne ve baba, kızları Zeynep’in Ebu’l-As isimli bir delikanlı ile evliliği konusunda bizzat onunla danışmış ve kızının isteği doğrultusunda evlilik olayını gerçekleştirmişlerdir.  


Aile bir kurumdur. Dolayısıyla, aile fertleri bu kurumun yönetiminde rol sahibidirler. Gerek iş, gerek eğitim ve gerekse sosyal hayata ilişkin birçok konuda yapılacak faaliyetler muhakkak aile fertleri arasında danışılarak çözüme kavuşturulmalıdır. Danışılarak yapılan işlerin sonunda pişmanlık olmaz. Çünkü daha az hata yapılır. Gelecekte ortaya çıkacak büyük sıkıntılar önlenmiş olur. Bunun için peygamberimiz: “ Danışılarak yapılan işte pişmanlık yoktur” buyurmuşlardır.

Efendimiz Hz. Muhammed (a.s), gerek aile içi sorunları ve gerekse hayatı boyunca ortaya çıkan sorunları en yakın hayat arkadaşı olan eşiyle enine boyuna bütün yönleriyle tartışır, sonra ona danışarak karar verirdi. Bir defasında peygamberimiz tarihe Hudeybiye antlaşması olarak geçen Mekke müşrikleriyle yaptığı sözleşmeye karşı çıkan arkadaşlarının bu tutumu karşısında eşine danışmış ve onun görüşleri doğrultusunda kararını vermiştir. Bizim için de örnek bir davranış olması gerektiğini hatırlatma bakımından kayda değer bir bilgilenme olması gerekir.


O halde gelin aile bireyleri arasında adaletle muamele ve istişareye önem verelim. Huzur ve mutluluğun kaynağı bunlardır.  Adalet, istişare ve güvenin olduğu yerde sevgi ve saygı bağları güçlenir. Zaten istenen de bu değil midir? 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim