Kimyasal saldırının tanıkları dehşet anlarını anlattı

Kimyasal saldırının tanıkları dehşet anlarını anlattı

Hastanede tedavi gören 9 yaşındaki Dalel:- "Nefes alamadık, boğulduk. Sivil savunma ekipleri bizi hastaneye getirdi."- Sağlık personeli Zeyn el-Abidin:- "(Saldırıdan sonra 10 saat kendine gelemeyen) Aye hastaneye ilk geldiğinde çok kötüydü, ölüyor gibiyd

İDLİB (AA) - Suriye'de Beşşar Esed rejiminin, İdlib'in güneyinde yer alan muhaliflerin kontrolündeki Han Şeyhun'a düzenlediği kimyasal saldırılarının ardından dehşeti yaşayanlar yaşadıklarını anlattı

Esed rejiminin dün sabah saatlerinde kimyasal gaz kullanarak beldeye düzenlendiği saldırıda yaklaşık 100 kişi yaşamını yitirdi, 500'den fazla kişi yaralandı. Saldırı sonrası olay yerine ilk giden sivil savunma ekipleri de gazdan etkilendi.

AA muhabirleri bu dehşete şahit olan sivillere ve sivil savunma ekiplerine ulaştı. İdlib'in güneyindeki Maaret el-Numan ilçesindeki hastanede tedavi gören 9 yaşındaki Hasan Dalel, saldırıya uyurken yakalandıklarını söyledi.

Halen hastanede tedavi gören Dalel, "Nefes alamadık, boğulduk. Sivil savunma ekipleri bizi hastaneye getirdi." diye konuştu.

Saldırıdan etkilenen sivillerin tedavi gördüğü Maaret el-Numan'daki hastanede görevli Beşir Zeyn el-Abidin de, 8 yaşındaki Aye adlı kız çocuğun kimyasal saldırının ardından hastaneye getirildiğini belirterek, "Aye hastaneye ilk geldiğinde çok kötüydü, ölüyor gibiydi, nefes alamıyordu, bizi çok etkiledi." diye konuştu. el-Abidin, çocuğun saldırıdan sonra 10 saat kendine gelemediğini ifade etti.

Aye ayılınca ailesini bulduklarını dile getiren el-Abidin, "Çok şükür şu an iyi durumda. Sağlığı iyi, yerinde. Ailesiyle tanıştık, hepsi iyi, çok şükür." diye konuştu.

El-Abidin, "Arap ülkelerine sesleniyorum, bu saldırılardan hiç rahatsız olmuyor musunuz? Yaşananlardan memnun musunuz? Eğer mutluysanız hesap gününde Allah'ın önünde zaten buluşacağız." ifadelerini kullandı.

Han Şeyhun'daki sivil savunma ekiplerinin müdürü, Mustafa el-Hac Yusuf da, saldırı sonrası yaşananları AA muhabirine gönderdiği ses kaydıyla anlattı.

"Saldırı ilk anons edildiğinde kimyasal olduğunu tahmin etmiyorduk. Rejimin vakum bombaları kullandığını düşünmüştük. Bu nedenle ilk ekibimiz olay yerine intikal ettiğinde etkilendi" diyen Yusuf, olay yerine giden ikinci ekibin ilk ekibi ve bölgede saldırıdan etkilenenleri sağlık merkezlerine taşıdığını ifade etti.

Ekipten 2 kişinin durumunun kritik olduğunu, tedavilerinin İdlib'te sürdüğünü kaydeden Yusuf kimyasal gazdan etkilenenlere ilk müdahalelerini "Zehirli gazdan etkilenen kişilerin giysilerini çıkartarak üzerlerine su serptik, onları suyla yıkadık." ifadeleriyle anlattı.

El-Hac Yusuf, saldırı sonrası sivilleri hastanelere taşıdıktan sonra sivil savunma merkezinin ve Han Şeyhun'daki tek hastanenin (er-Rahme) savaş uçakları tarafından 8 kez bombalandığını bildirdi.

Yusuf, duygularını şu ifadelerle aktardı:

"Yaşadıklarımızı size tarif edemiyorum. Düşünün ki karşınızda 100-150 kişi, kadın, çocuk yerde yatıyor, yardım bekliyor ve hiçbir şey yapamıyorsunuz. Sadece kıyafetlerini çıkarıp üzerlerine su tutabildik. Başka bir müdahalede bulunamadık. Maalesef elimizde başka imkanlar yoktu. Sivil savunma ekiplerimiz ellerinden hiçbir şey gelmediği için gözyaşlarına boğuldu. O an hissettikleri gerçekten anlatılamaz. Han Şeyhun'da olanların halen aklımız almıyor, anlamış değiliz, şok içerisindeyiz."

Maaret el-Numan'daki sivil savunma yetkilisi Muhammed Zikra da, ekipler olay yerine ulaştığında ilk rastladıkları belirtinin boğulma, nefes alamama olduğunu ifade etti.


-"Bu daha farklı bir kimyasaldı"

Saldırıda kullanılan kimyasal gazdan etkilenenleri en yakın sağlık merkezlerine taşıdıklarını bildiren Zikra, "Sağlık merkezine taşınanların ağzından köpük geliyordu, sonrasında bazen kan geliyordu, kasılıyorlar, gerilip titriyorlardı. Bize göre bu klor gazı değildi, çünkü klor gazına çok şahit olduk, bu daha farklı bir kimyasaldı." ifadelerini kullandı.

Zikra, saldırının düzenlendiği yerde zehirli maddenin kokusunun halen durduğunu belirtti.

Maaret el-Numan'daki sağlık merkezinde görevli Mustafa Alvan da, saldırının ardından sağlık merkezinin gazdan etkilenenlerle dolduğunu söyledi.

Alvan, "Hiç alışmadığımız bir durumdu, hastaların genelinde ortak bir belirtileri vardı, kasılmalar, ağızlarından köpük çıkması, göz bebeklerinin küçülmesi, bedenlerin yerde sürekli titremeleri." bilgisini paylaştı.

Hastaneye 150 kadar sivilin aynı anda geldiğini ifade eden Alvan, "Kısıtlı imkanlarımızla ilk acil müdahelemizi yapmaya başladık. Kortizon, bikarbon sprey şeklinde verdik." dedi.

Beşşar Esed rejiminin dün sabah İdlib'in güneyindeki Han Şeyhun beldesine düzenlediği kimyasal silah saldırısında aralarında çok sayıda çocuk ve kadının bulunduğu yaklaşık 100 sivil hayatını kaybetmiş, 500 sivil de kimyasal maddeden etkilenmişti.

Kimyasal silah saldırısının ardından kurtarma faaliyetleri devam ederken aidiyeti henüz bilinmeyen uçaklar da bir hastane ve bir sivil savunma merkezini vurmuştu.

Uluslararası toplum saldırıyı kınamış, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), bununla ilgili toplanma kararı almıştı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2013 yılında Suriye'nin Guta şehrinde düzenlenenden sonraki en dehşet verici kimyasal saldırı olarak nitelediği dünkü bombardımanda sinir gazı içeren fosfor kullanıldığını gösteren bulgular olduğunu açıkladı.



AA

Kaynak:Haber Kaynağı

Önceki ve Sonraki Haberler