"Zulme  karşı mücadele edilmeli"

"Zulme karşı mücadele edilmeli"

Konya Aydınlar Ocağı’nda konuşan yazar Cemil Paslı, “İslam’ın önceliği dünyada zulmün ortadan kaldırılmasıdır. Müslümanlar da zulme karşı büyük mücadele etmelidir” dedi.

Konya Aydınlar Ocağı'nın Salı Sohbetleri’nde, “Hilafet ve Saltanat Gölgesinde Hz. Muaviye” anlatıldı. Eğitimci - yazar Cemil Paslı, “İslam’ın ilk önceliği tüm yaratılmışlar için dünyada zulmün azaltılması ve ortadan kaldırılmasıdır. Her Müslüman zulme karşı gerekirse hayatını ortaya koyarak mücadele etmelidir” dedi.

Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen sohbette, 680. vefat yıldönümü dolayısıyla Hz. Muaviye’nin hayatını, fikrî ve siyasî mücadelesini dile getiren Eğitimci-Yazar Cemil Paslı, kişilerden çok iki farklı yönetim sistemi üzerinde durdu. Sözlerine “Büyük insanlar fikirleri, orta insanlar olayları, küçük insanlar kişileri konuşur” şeklinde başlayan Paslı, Cemel Vak’asının adaleti mahza (Hz. Ali ve taraftarları) ile adaleti izafiye (Hz. Aişe ve taraftarları) konusunda ortaya çıkan içtihad ayrılığından kaynaklandığını, Sıffin olayının ise Hilafet ve Saltanat mücadelesi olduğunu söyledi.

Muaviye bin Ebu Süfyan’ın, Hz. Osman’ın kanını bahane ederek Halife Hz. Ali’ye beyat etmemesiyle Sıffin olayının yaşandığını belirten Paslı, olayı anlattıktan sonra taraftarların, günümüzde siyasette de çok kullanılan “demogoji” ve “cerbeze” yöntemine başvurduklarını ifade etti. Sıffin’ın İslam tarihinde bir kırılma noktası olarak değerlendiren Paslı, “Bu kırılma Hz. Hasan efendimizin fedakârlığıyla düzeltilebilirdi. Peygamberimizin torunu ve bu konuda özellikle dedesinin övgüsüne mazhar olmuş Hz. Hasan meşru halife olduğu halde Müslümanların arasındaki bu ayrılığın kalkması için hakkından ferağat etti ve Muaviye bin Süfyan ile ölümünden sonra Halifeliğin kendisine, kendisi vefat ederse kardeşi Hz. Hüseyin’e geçmesi oğlu Yezid’i veliaht tayin etmemesi konusunda ahidnâme imzaladılar. Bu yıla Müslümanlar birlik yılı dediler. Ama Muaviye bin Ebu Süfyan Bizans’tan aldığı saltanatı tamamen bir devlet yönetim şekli olarak benimsedi ve ahidnâmeye uymayarak oğlu Yezid’i veliaht tayin etti. Bana göre İslam’a sokulan bidatler arasında en büyüğü olan saltanat yönetimde benimsenmiş oldu” dedi.

HİLAFET VE SALTANAT NEDİR?

Hilafeti “Allah’ın yeryüzünde hükümlerini yaşama ve yaşatma mücadelesi” şeklinde açıklayan ve saltanatı da “Hz. Âdem’e çıkışıyla İblisin başlattığı Kabil’le devam eden nefs ve hevaya dayalı sistemdir” şeklinde tanımlayan Paslı, yeryüzünde ilk Hilafet ve Saltanat mücadelesinin de Hâbil ve Kâbil’le başladığına dikkati çekti.

Habil’in hilafeti, Kâbil’in de saltanatı temsil ettiğine işaret eden Paslı, Peygamber Efendimiz’in “Benim hilafetim 30 yıldır. 30 yıldan sonra ısırıcı bir saltanat gelecektir” sözünü hatırlatarak şunları ifade etti: “Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Hz. Hasan’ın (R.anhum ecmain) 6 aylık dönemiyle 30 yıl dolmuş yerini Emeviler’in ‘ısırıcı’ saltanatı almıştı. Hilafeti savunan Hz. Ali ve taraftarları ile saltanatı savunan Muaviye bin Süfyan ve taraftarları arasında geçti. Başta Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Emeviler’in Peygamberin hilafetinin saltanata dönüştürmemeleri için canla başla mücadele ettiler. Daha sonrada ehli beytten birçok imam bu mücadeleye devam ettiler. Bu mücadelede oluş biçimi, yaşananlar ve sonuçları itibariyle 10 Muharrem tarihinde gerçekleşen Kerbela olayı çok ayrı bir yere sahiptir. Yeryüzünde zulme karşı çıkışın, baş kaldırışın en güzel misallerindendir Kerbela.”

Hilafetin insanlara hürriyet, saltanatın ise esaret getirdiğine işaret eden ve buna Bediüzzaman’dan örnekler de veren Paslı, “Bir Müslüman olarak ne kadar Yezit’e benziyoruz, ya da Hz. Hüseyin’in hak ve hakikat mücadelesi için verdiği mücadele mesajının neresindeyiz?” sorularını yönelterek din, anane, gelenek adıyla bilinen bid’atler, uygulamalar ve  alışkanlıklardan uzaklaşmamız gerektiği üzerinde durarak şu mesajı verdi:

“İslam’ın ilk önceliği tüm yaratılmışlar için dünyada zulmün azaltılması ve ortadan kaldırılmasıdır. Her Müslüman zulme karşı gerekirse hayatını ortaya koyarak mücadele etmelidir. Peygamberin, Raşit halifelerin ve başta Hz. Hüseyin olmak üzere ehli beytin en büyük mesajı ve vasiyeti budur.”