Yunus, Türkçe’yi imana getiren adamdır
HİSDER’de Yunus Emre’yi anlatan Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harmancı, “İslâm’ın Anadolu’da kökleşmesi, yerleşmesi ve ifadesinin yücelmesi bakımından Yunus, Türkçeyi imana getiren adamdır” dedi.
Hikmet, İlim ve Sanat Derneği’nin Cuma Sohbetleri’nde, “Anadolu’da İslâm’ın Görülmesi ve Yunus Ne Hoş Demişsin” başlığı altında Yunus Emre dile geldi.
Konuşmacı Necmettin Erbakan Üniversitesi İlâhiyat Fak. İslâm Felsefesi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harmancı, Elmalılı Hamdi Yazır’ın selamıyla konuşmasına başlarken, bin yıldan beri Anadolu topraklarında bulunduğumuzu belirterek “Biz buraya nasıl geldik? Hikâyenin başladığı yer burası aslında. Toprağı vatan yapan oraya döktüğünüz kandır. Bu topraklara kanlarını vererek buranın kimliğini inşa etmeye başlayan gaziyanın şehidana kavuşmasıyla buraya geldik” dedi.
Belli kesimlerce özellikle vurgulanan “burayı kılıç zoruyla aldınız” türündeki kanaatlere katılmadığı ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harmancı, şunları dile getirdi: “Çünkü 1071’de Malazgirt’in zafere dönüştürdüğü o cihat neşvesi, Anadolu’ya İslâm’ın kapılarını açarken aslında İslam, daha önce bu topraklarda görülmüştü. Yâni toprağa kan verenlerden önce can verenler geldiler. Nefesleri devâ olanlar geldiler, ruhları şifâ olanlar geldiler. 900’lerin sonundan başlayarak Anadolu coğrafyasında Alplerin karşısında ALP’lerle birlikte anılan EREN’ler gelmeye başladılar. Onlar Horasan Erenleri’ydi. İrtibatı Medine-i Münevvere idi. Birileri kan vererek, birileri can vererek bu topraklarda bir hikâye başladı. Bu hikâye İslâm’ın bu topraklarla özdeşleşmesi, İslâm’ın bu topraklara yerleşmesi hasbi ve samimi gayretlerle bu toprakların Müslümanlaşması hikâyesiydi. Gaziyan-ı Rûm dediğimiz Alpler bahadırlıklarıyla, göğsünü budaktan sakınmayan cesaretleriyle Allah yolundaki gayretleri ve çabalarıyla burada mücadele ettiler. Ama onlardan önce, ve onlardan daha çok ve onlardan sonra daima burada mücadele eden, bu topraklara can veren erenlerdi, âlimlerdi, fâzıllardı, âriflerdi.”
“Yunus, Türkçe’yi İmana Getiren Adamdır”
Yunus’un hikâyesinin buradan ele alarak anlatmaya başlayan Harmancı, “Yunus Emre tarihi şahsiyet bakımından tartışmalı, menkıbevi şahsiyet bakımından ilginç bir portre olarak karşımıza çıkar. 1240 ile 1320’yi genel bir kabul olarak alırsak Yunus Emre’nin Anadolu’ya gelmesi ve görünmesi Malazgirt’ten sonraki dönemde İslâm’ın iyice yerleşmeye başladığı dönem olarak adlandırılabilir” dedi.
Yunus’un önemini dile getirirken Hacı Bektaş-ı Velî’yle karşılaştığında “isterse buğday verelim isterse nefes verelim” dediği o nefes sayesinde “Anadolu’daki Müslümanlığın mayasının” atıldığını belirten Harmancı, “İşte burada Yunus’un önemi nedir ve Yunus ne anlam ifade eder oraya bakmak gerekir. Yunus, Türkçe’yi imana getiren adamdır. Hz. Cibril’in Efendimiz vasıtasıyla bize öğrettiği “İslam, İman, İhsan” bölümlemesi manasında, ve o perspektiften söylüyorum İslâm bu topraklara gelmişti. Ama İslâm’ın kökleşmesi, yerleşmesi ve ifadesinin yücelmesi bakımından Yunus, Türkçeyi imana getiren adamdır. Ve din dili olarak Türkçe’nin de İslâm’ın havzasına katılmasını sağlayan adamdır. Öncelikle önemi buradan gelir. Ve Mevlâna Celâleddin’in Farisî, İbn-i Arabî’nin Arabî söylediğini bu topraklara gelmiş bağrı yanık, nasiyesi temiz, niyeti halis fakat ilmi ve irfanı henüz yeni yeni neşvü nema bulan Türklere, Türkçe ile o hakikatı taşımıştır. Mevlâna Celaleddin’in anlattığı hakikatı, İbn-i Arabî’nin ifade ettiği marifeti ve bu havzadan çıkan muhabbeti Yunus, Türkçe’ye çevirmiştir. Bunu, Yunus Emre’nin şiirleriyle Mevlâna Hazretlerinin Divân-ı Kebir’inde geçen bazı şiirlerini karşılaştırdığınızda da görebilirsiniz. Öncelikle Yunus, Anadolu’da iman ve İslam mertebelerine doğru atalarımızın yönelmesinde önemli bir şahıs olmuştur.” diye konuştu.
“İnsanlık bu topraklarda…”
Yunus Emre’nin bu dünyaya niye geldiğine dair ve diğer anlam yüklü şiirlerinden de örnekler vererek şerh eden Harmancı, Batılıların insanı anlamaktan kaçtıklarını ve hatta insan olma ve öyle kalma noktasından çoktan uzaklaştıklarına işaret ederek “”Batıda zaten insan kalmamıştır. İnsanlık bu topraklarda kalmıştır. Yeniden bu topraklarda yeşerecektir” dedi. Harmancı, soru-cevap bölümünde de kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi.