YSK'ya tepkiler çığ gibi

YSK'ya tepkiler çığ gibi

Halkın Avukatları Platformu Sözcüsü Süleyman Küçüksucu, halkın tercihlerinin sandığa yansıdığı ölçüde demokrasinin güçlü olduğunu, şiddetin hiçbir şekilde meşru olmadığı gibi, halka rağmen demokrasinin meşru görülemeyeceğini söyledi.

Küçüksucu, Bera Otel'de düzenlenen ve Baran Hukukçular Derneği Başkanı Sebahattin Batur, Denge Hukukçular Derneği Başkanı Erhan Şahin, Usul Hukukçular Derneği Başkanı Fatih Atar, Aksiyoner Hukukçular Derneği Başkanı İkbal Kavalcı, Huder Başkanı Özgür Solak ile çok sayıda avukatın katıldığı toplantıda, platform adına hazırlanan açıklamayı okudu.
    
Küçüksucu, YSK'nın 12 bağımsız milletvekili adayıyla ilgili iptal kararıyla 12 Haziran'da yapılacak seçimlere siyasi karar mercii gibi bir görüntü içine girdiğini öne sürdü.
    
YSK'nın son kararıyla 12 bağımsız milletvekili adayının eski mahkumiyetlerini gerekçe göstererek reddettiğini anımsatan Küçüksucu, şunları kaydetti:
    
''Bu karar seçimlerin meşruiyetine gölge düşürecek komplolar hazırlayan ve hatta seçimlerin hiç yapılmamasını arzulayan bir kısım çevrelere destek gibi algılanmıştır. Bu karar, seçimleri sıkıntılı bir sürece taşımaya sebep olabilecek mahiyettedir. Ayrıca, demokratik yollardan çözüm arayışı içindeki bölge halkını, şiddet taraftarları karşısında zor duruma sokacak, mevcut demokratik açılımı baltalayacak bir karar gibi görünmektedir.''
    
Küçüksucu, barış ve kardeşlik söylemlerinin konuşulduğu, seçimden sonra daha katılımcı, daha özgürlükçü bir anayasanın beklentileri en üst perdeden dillendirildiği bir dönemde 12 bağımsız adayın adaylıklarının iptal edilmesinin en masum ifade ile bile seçimi etkilemeye dönük hamleler olarak algılanacağını vurguladı.
    
-HALKA RAĞMEN DEMOKRASİ-
    
Demokrasinin ''halkın tercihlerine saygı duyma'' rejimi olduğunu dile getiren Küçüksucu, ''Halkın tercihleri sandığa yansıdığı ölçüde demokrasi güçlüdür. Şiddet hiçbir şekilde meşru olmadığı gibi, halka rağmen demokrasi meşru görülemez'' diye konuştu.

Bir kısım çevrelerin terörün bitmesini istemediğini öne süren Küçüksucu, ''Bu çevrelerin gerek içte gerekse dışta bağlantıları olabilir. Bunun için çeşitli planları da olabilir. Fakat öncelikle seçime katılacak aktörlerin siyasi partilerin milletvekili adaylarının bu tür yaklaşımlara fırsat vermeyecek bir feraset içinde millet meselelerine sahip çıkması gerekmektedir'' dedi.
    
BDP yöneticilerinin de tahrik edici üsluptan sakınarak etrafa tehdit yağdırmayı bırakması gerektiğini söyleyen Küçüksucu, şöyle devam etti:
    
''BDP yöneticiler bu durumu siyasi rant elde etmek için kullanmamalıdır. Anayasa değişirken 12 Eylül'ün vesayetçi maddeleri kaldırılırken genel kuruldan kaçıp, anayasanın milletvekili seçilme şartlarını düzenleyen 76. maddesinin değiştirilmesi konusunda çaba göstermeyenlerin, bugün fırtınalar koparması samimi bir görüntü vermemektedir. Protesto etmek herkesin anayasal bir hakkı olmakla birlikte bunun meşru dairede gerçekleşmesi gerekir. Toplumu germeye dönük ve tamamen şiddete kaymış olan protestoları, eylemlerin demokratik bir hak kullanımı olduğu söylenemez. Milletimiz bu tür tahrik edici yaklaşımlar karşısında sağduyusunu yitirmemelidir.''
    
Halkın Avukatları Platformu adına konuşan Baran Hukukçular Derneği Başkanı Sabahattin Batur da yüksek mahkemelerin toplumun özgürlük taleplerine en üst merci olarak cevap verecek organlar olduğunu belirtti.
    
Gelişmiş hukuk sistemlerinde yüksek mahkeme kararlarının özgürlüklerin alanını genişletecek şekilde yorumlandığını anımsatan Batur, ''Bizde ise yüksek mahkemeler maalesef statükonun korunmasına hizmet eden bir rol üstlenmişlerdir'' dedi.
    
''YSK, KARARINI TARTIŞILIR HALE GETİRMİŞTİR''-
    
YSK'nın son kararında basit gerçekçelerle iptal kararı vermesiyle hukukilikten uzaklaştırıldığını iddia eden Batur, şunları kaydetti:
    
''YSK'nın kararı kendi uygulama ve kararlarıyla da çelişki içerisindedir. 2007 seçimlerinde başvurusu kabul edilmiş olan Kışanak (Gültan Kışanak) ve Tuncel'e (Sebahat Tuncel) haklarında milletvekilliğine engel yeni kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmamasına rağmen 2011 seçimlerine giremeyeceklerine karar verilmesi YSK'nın ortaya hukuki olarak yaklaştığı konusunda ciddi şüpheler doğmasına neden olmaktadır. Ayrıca eksik olduğu iddia edilen belgelerin son ana kadar istenmemesi ve aday listeleri kesinleşmeden ilanın yapılması YSK'nın kararını daha da tartışılır hale getirmiştir.''
    
Yargıtay'ın maddi hataların varlığı halinde kararını gözden geçirip düzeltilmesinin her zaman mümkün olduğunu hatırlatan Batur, YSK'nın tüm toplumu etkileyecek olumsuz sonuçlar doğuracak iptal kararını bu yönden değerlendirmesi ve zamanın ruhuna uygun özgürlükçü bir yorumla karar vermesini beklediklerini sözlerine ekledi.