“Yazıcıoğlu, ahlâklı ve  dürüst bir siyasetçiydi”

“Yazıcıoğlu, ahlâklı ve dürüst bir siyasetçiydi”

Konya Aydınlar Ocağı’nda dâvâ adamı ve siyasetçi Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını anlatan Dr. Mustafa Güçlü, “Muhsin Başkan ahlâklı ve dürüst bir siyasetçiydi. O aynı zamanda yardımsever, iyiliksever ve arkadaşlarını ele vermeyen bir dâvâ adamıydı” dedi

Büyük Birlik Partisi (BBP) eski lideri Muhsin Yazıcıoğlu, vefatının 5. yıldönümü dolayısıyla Konya Aydınlar Ocağı’nda yâd edildi.

Sille Kültür Evi'nde gerçekleştirilen “Vefatının 5. Yılında Muhsin Başkan” konulu sohbetinde dâvâ adamı ve siyasetçi Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatından kesitler sunan konuşmacı Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, “Muhsin Başkan ahlâklı ve dürüst bir siyasetçiydi. Gerek Refahyol iktidarını dışarıdan 7 milletvekiliyle desteklemesinde gerekse millete karşı yöneltilen Sincan’daki tankların yürütülmesi ve 27 Nisan e-muhtırasında gösterdiği cesaretli çıkışlarıyla sevilen bir liderdi. O aynı zamanda yardımsever, iyiliksever ve onca işkence altında kalmasına rağmen arkadaşlarını ele vermeyen, satmayan, gammazlamayan bir lider ve dâvâ adamıydı” dedi.

Yazıcıoğlu’nun hayatından kesitler sunarken “31 Aralık 1954 Sivas’ın Şarkışla ilçesi Elmalı Köyü’nde doğdu. İlk ve orta tahsilini Şarkışla’da yaptı. Üniversite tahsilini ise Ankara’da Veterinerlik Fakültesinde yaptı. 68’de cemiyetçilik çalışmalarına başladı ve 14 yaşında Genç Ülkücüler Hareketi’ne katıldı. 1972’de üniversite eğitimi için geldiği Ankara’da Ülkü Ocakları’na üye oldu. Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı yaptı ve 1977-78’de 22 yaşında iken Ülkü Ocakları genel Başkanlığı görevine seçildi. Yazıcıoğlu, 1978’de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı oldu. 1980 yılına kadar MHP’de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu. 12 Eylül 1980’den sonra MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nda yargılandı. 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalan Yazıcıoğlu, bu davadan herhangi bir ceza almadan berat etti” dedi.

DÂVÂ ARKADAŞLARINA SAHİP ÇIKTI

Yazıcıoğlu’nun 12 Eylül darbesinde Sivas’ta olduğunu ve daha sonra Anadolu’yu dolaşarak teşkilatlar ile arkadaşlarını motive ederek nasıl hareket edecekleri konusunda toparlamaya çalıştığını belirten Güçlü, Ankara’da bir evde ihbar sonucunda 28 Ocak 1980 tarihinde yakalanarak Zeki Koman ve Dürüst Oktay adlı polisler tarafından sorguya çekilerek işkenceden geçirilen Yazıcıoğlu’nun 1 Şubat 1980’de Mamak Askerî Cezaevi’ne kapatılarak 26 gün boyunca süresiz olarak Filistin askısı ve cinsel uzuvlarına elektrik dâhil her türlü işkenceye tabi tutulduğunu anlattı. Güçlü, Dev-Yol Merkez Komite üyesi Nasuh Mithat ve Dev-Genç başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz’la birlikte C-5 denilen hücrede 5,5 yıl kalan Yazıcıoğlu’nun sığınılacak bir liman gibi hapishanede efsaneleştiğini kaydederek 85’de Alpaslan Türkeş’in, 87’de de Muhsin Yazıcıoğlu’nun hapishaneden çıktığını söyledi. Güçlü Muhsin Başkan’ın, 12 Eylül’de yakalanmadan önce Türkeş’in “Muhsin bir yolunu bulup yurtdışına kaçsın” önerisini “Dâvâ arkadaşlarım burada onları yalnız bırakamam” diyerek kabul etmediğini de dile getirdi.

“BU DÂVÂ ADAMININ PEŞİNDEN GİDİLİR”

Yazıcıoğlu’nun 3 Mayıs 1987’de Konya’ya gelerek Gözyaşı Dergisi’nin açılışını yaptığını ifade eden Güçlü, Yazıcıoğlu’nun nasıl evlendiğiyle ilgili olarak açıklamalar da yaparak siyasi hayatından da kesitler sundu. 1988’de MSP’li Pakdil ailesinin Gülefer adlı kızına talip olan Yazıcıoğlu’nun evde nikâh kıyıldıktan sonra düğünü Kocatepe Camii’nde yaptığını hatırlattı. Yeni evlenmelerine rağmen Yazıcıoğlu’nun evinin daha ilk günden itibaren dolup taşmaya, Anadolu’dan kendisini tebriğe gelenlerin bir ay evde yatıp kalktıklarına hayret ettiğini ifade eden Gülefer Hanımefendi’nin Yazıcıoğlu’na alışmasının kolay olmadığını hatırlatan Güçlü, duygulu anların yaşandığı bir ortamda gözlerinden yaşlar süzülerek şunları söyledi: “Muhsin başkan, evlendikten sonra hanımına gördüğü işkenceler hariç bütün hayatını anlatıyor. Ben bir dâvâ adamıyım ve bir görevim var. Beni böyle kabul et diyor. Gülefer hanım buna ilk başlarda pek kabullenir görünmüyor. Bir gün eve terlikle geliyor ve hani ayakkabılarına ne oldu. Yoksa camide mi çaldırdın diyor. Bir arkadaşım çok beğendi de ona verdim diyor. Bir başka gün eve geldiğinde damatlık takımı üzerinde yoktu. Takım elbiseler nerede, diye sordum. Bana, arkadaşlarımı ziyaret etmek için yolda giderken yoksul birisi üzerimdeki takım elbisemi çok beğendiğini söyledi, bana verir misin deyince çıkardım ona verdim” diye cevap verdi. Bir gün yine telaşlı vaziyette yeni aldığı takım elbiselerini sarıp paket yaparken gördüm. Yoksa üzerine bir şey döküldü de temizlikçiye mi vereceksin dedi. Yok bir başka şehirden gelen arkadaşımın takım elbisesi yokmuş, ona hediye olarak göndereceğim. Bütün bunlar yaşanırken ne vakit ki hapishanede yazdığı el konulmayan günlüklerini bulup okuyor, işte o zaman Gülefer Hanım; “Bunca işkenceler altında arkadaşlarını ele vermeyen, satmayan, gammazlamayan bir dâvâ adamının peşinden gidilir, dedim”

MUHSİN YAZICIOĞLU ÖLDÜRÜLDÜ

Yazıcıoğlu’nun siyasi hayatından da kesitler sunan Güçlü, “Muhsin Başkan 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi’ne girdi ve Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu. 20 Ekim 1991 Milletvekili Genel Seçimlerinde, Refah Partisi (RP), Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi'nin (IDP) oluşturduğu ittifak bünyesinde milletvekili adayı olan Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas'tan milletvekili seçildi. Yazıcıoğlu, 7 Temmuz 1992’de, Meclis’teki çekiç Güç oylamasından dolayı “içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadığı” gerekçesiyle 5 milletvekili arkadaşı ile beraber MÇP’den ayrıldı. Bu arada Bizim Dergâh dergisi olayı meydana geldi ve Muhsin Yazıcıoğlu, 29 Ocak 1993’de, bir grup arkadaşı ile beraber Büyük Birlik Partisini kurdu ve partinin Genel Başkanı oldu” dedi.

muhsin_dinleyiciler560.jpg

25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’dan Yozgat’taki mitinge helikopterle giderken Keş Dağları üzerinde helikopterin düşmesi üzerine şehit olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatının çilelerle dolu olduğunu ifade eden Güçlü, helikopterin uçtuğu bölgede üç jet uçağından birisinin alçaktan uçuş yaptığıyla ilgili iddiaların doğruluk derecesinin tartışıldığını belirterek “O bölgede tatbikat yapılıp yapılmadığı veyahut bir başka hava aracının uçuş bilgileri helikopter pilotuna verildiği bilinmesine rağmen hangi uçağın alçak uçuş yaptığı o 4 dakikalık karartmada gözükmüyor. Bunlar kuşkulu şeyler ve açığa çıkartılması gerekir. İngiliz kruvazörün bizim körfezde ne işi vardı? O uçaklar NATO uçakları mıydı? Yazıcıoğlu’nun öldürüldüğünü biliyoruz. Kendisi şehid olmuştur” dedi.  

muhsin_-dr.mustafa-guclu.jpg