Yazarlar Karaman'ı yazdı
17 Eylül'de Karaman'ı ziyaret eden Konyalı yazarlar İzlenimlerini Memleket'e yazdı. Ahmet Köseoğlu, Bekir Biçer, Zeki Oğuz, Makbule Arslan, İbrahim Karaçelebi, İsmail Detseli'nin ilgiyle okuyacağınız izlenimleri...
Ahmet KÖSEOĞLU
TYB. Genel Sekreter Yardımcısı
Konya Şube Başkanı
Yazılası Karaman
Câm-ı ömrü toldu Selçukilerin
Emri âhir oldu Selçukilerin
Verdi tâcü tahtı anlarda yele
Düşdü beğlik hatemi elden ele.
İbn Kemal
Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesinin yazarları “Yazılacak çok şeyimiz var” adıyla gerçekleştirdiği gezilerinin sonuncusunda (bu yıl) Karaman'daydı. Bu günkü Konya'nın uzak bir semtine belediye otobüsüyle gitmekle eş zamanlı gibiydi. Karaman'a vasıl olmamız.
Selçukluların başşehri Konya'dan, Karamanlıların başşehri Larende'ye Karaman sporun sarı-kırmızıya boyanmış lüks otobüsüyle Konya Valiliği önünden geçerek eski Larende caddesini dik kesip yeni Karaman caddesini, takiben uzun ince ve dümdüz yoldan rahatça ulaştık.
Cumhuriyet Döneminde Larende adının Karaman'a değiştirilmesi / dönüştürülmesinin gerekliliğini araştırma / soruşturma ihtiyacını hissetmedim. – Oysa ki Karaman adı (oğulları) geniş bir bölgeyi içine alır –
Tarihin, kültürün, medeniyetlerin beşiği Anadolu'nun yazılabilecek, gezilebilecek o kadar çok kâdim şehirleri var ki, yazıla yazıla bitmez. Konya'yla yoldaş, yaşdaş, dönemdaş olan Larende'nin de tarihe ve olaylara tanıklığı, yaşa(n)mışlığı günümüz Karaman'ının Dünya Tarihi Kentler listesine girişine (üye olması) vesile oluyor. Buraya sentetik (yapay) kentler üye olamıyor. Dünü olup bugünü de olan şehirler girebiliyor. Çünkü sentetik kentlerde ruh yoktur.
Moğollar karşısında Aksaray civarında ikinci defa mağlup olan II. İzzeddin Keykâvus ile IV. Kılıçarslan arasında taksim edilen Selçukluda taht kavgası sınırların parçalanıp beyliklerin sahneye çıkmasına sebep olmuş.
Selçukluların mirasçısı beylikler arasında Osmanlılardan sonra Anadolu'da en büyük ve en kuvvetlisi olan Karamanoğlu Beyliğinin 220 yıl süren hükümdarlıklarında Selçukluyla devamında Osmanlıyla pek de iyi geçindiğini tarihi kayıtlarda göremiyoruz. Dönemin tarihçisi İbn Kemal; “Karamanoğulları Selçukilere gâh itâ'at, gâh isyan etdi” diye belirtiyor. Tarihçi Hammer'de “Kıskanç Karaman Beyi rahat duramadı” diyerek Osmanlıyla 150 yıl harb ettiğini belirtiyor.
Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat Akdeniz kıyılarını güvenlik altında tutabilmek için Oğuzların Avşar boyundan olan Karamanoğullarını bölgeye iskan etmelerini sağlamış, baba (devlet) olarak müşfik davranmış ama ailenin hırçın ve hırslı oğlu zaman zaman babaya (Selçuklu), büyük ağabeye (Osmanlı) kafa tutmuş, baş kaldırmış, saldırmış yenilincede her defasında nedamet duyduğunu söyleyip af dilemiş.
Karaman ile Konya'nın önemli bağlarından sayabileceğimiz bir olay da Baha Veled ve ailesinin yedi yıl Larende de ikamet edip kendilerine tahsis edilen medresede ihya ve irşad hizmetinde bulunmaları akabinde Konya'ya gelmeleridir. Hâlen Karaman'ın tam merkezinde bulunan Mader-i Mevlânâ (Ak Tekke) Camii'nin giriş sol yanında Hz. Mevlâna'nın ağabeyi ve annesinin (Mümine Hatun) mezarları bulunuyor.
Hz. Mevlâna'nın çocuk yaşlarda Larende'ye gelmesi 18 yaşına geldiğinde de Semerkant'tan gelip yerleşen Hoca Şerafettin Lala'nın kızı Gevher Hatun'la burada evlenmiş olmasıda Karaman için önemli. Karaman Belediyesi de Hz. Pir ve eserleri ile sema ayini programlarını ciddi, nitelikli şekilde icra-i faaliyetlerine dâhil edebilir.
Cumhuriyet Döneminde Konya'nın ilçesi olan Karaman'a Hacı Bekir Zade Hüseyin Avni'den (1879) bu yana 21 belediye başkanı hizmet için göreve getirilmiş. Karamanın son belediye başkanı herhalde bugüne kadar başkanlık yapanların en genci.(38)
Cumhuriyetin genç il'ine (1989) bu genç dinamik Başkanın heyecanla, aşkla anlattığı projeleri gerçekleştirebilirse, Karamanoğlu Mehmet Bey, Piri Reis gibi adı unutulmayanlar listesine dâhil olur. Tarihi Kent Meydanı projesi başlı başına bir iş. Tarihi Belediye Binasının Kent Müzesine (Kültürel-folklorik) dönüştürülmesi, fonksiyonel Kültür Merkezinin yapılması ciddi işler. Karamanlı tarihçi Şikari'nin (16.yy) Karamanname'sini Valilikle birlikte yeniden bastırılıp gündeme getirilmesi de takdire şâyândır.
Belediye Başkanı Ali Kantürk çöplük ve mezbelelik alanı büyükçe hoş-güzel bir parka dönüştürüp adına da Muammer Baran Parkı koymuş. Baral iyi Türkçe konuşmasıyla maruf olup ödülde almış sevilen bir öğretmenmiş. Almanca, İngilizce, Fransızca'yı iyi bilen Baral hoca'nın adının parka verildiğini görünce aklıma “Türkçe Nereden Geliyor, Nereye Gidiyor” isimli eserin sahibi (kitap sonraki dönemlerde Türk dili adıyla basıldı) genç yaşta vefat eden (41) Ali Fehmi Karamanlıoğlu'nuda hatırladım. Hâni Türkçeyi güzel konuşan Muammer Baral Parkı ile Türkçeyi güzel yazıp tekniğini ve nereden gelip nereye gittiğini de yazan Ali Fehmi Karamanlıoğlu caddesi mütenasip olur derim. Karamanoğullarından Ahmet Tevfik Bey'in oğlu olan Ali Fehmi “Dil sahasında yazılan en iyi eser”dalında Cumhuriyet Gazetesinin Yunus Nadi yarışmasında birincilikte almıştı.
Karaman'ı yazmayı düşünürken; Şikari'nin destansı ve meşkuk tarihini, Hatuniye Medrese'si ve bugünkü kullanımının uygunluğunu, Yunus'un ne kadar Karaman'lı olduğunu, Dil Bayramının hareket noktası olan Mehmed Bey'in dil buyruğunun kısacık ömrünü, önümüzdeki yıl yapılması planlanan 3. Dünya Türkoloji Kongresi'nin önemini, Karamanoğlu Alaaddin Bey'in Hz. Pir'in mezarını ve Kubbeyi Hadra'yı yaptırdığını, bildiğim/duyduğum ama göremediğim Karadağ'ın Yılkı Atlarını, Karaman Kalesi ve yapılabilecek kültürel faaliyetlerini, “Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu” deyiminin tarihi bağlantısını, “Bu canı bu beden taşıdığı sürece sözüme bağlayım” diyen Karamanoğlunun hile-i siyasetini, Türkiye''nin en çok bisküvi üretiminin Karaman'da olduğunu, teşvikle birlikte hareketlenme başlayıp Konya'dan firmaların yatırıma gittiğini, toplu konutunu, elmasını, karpuzunu, ekmeğini, tozunu (yeşili az) yazmayı hedeflemiştim ama bütün bunların detayı başka bir yazıya kaldı. Zaten Belediye Başkanının da ezberinden okuduğu Karaman'lı Bekir Sıtkı Erdoğan'ın Karaman şiirinin son mısrasında vurguladığı gibi “KARAMAN YAZILA YAZILA BİTMEZ.”miş.
Bekir BİÇER
Şehrin Tarihle Yüzleşmesi
Sosyal bir varlık olan insanlar bir arada yaşamak zorundadırlar. Birlikte yaşama zarureti köylerin kentlerin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir. Ancak hiçbir şehir tesadüfen kurulmamıştır. Şehirlerin kurulmasında dini, ticari, siyasi ve sosyal birçok etken rol oynamıştır. Eski olarak tanımlayabileceğimiz bazı şehirler insanlık kadar yaşlıdır. Tarihin akışı içinde etkin rol oynayan şehirler zamana karşı direnerek eski güçlerini yeniden kazanabilmekte veya kadim şehir olma özelliğini koruyabilmektedirler. Anadolu'da bu tanım içine alabileceğimiz onlarca şehir adı sayılabilir. Yaşadığımız Konya, Karaman, Kayseri örnek olarak verilebilir.
Ben, çoğu insan gibi Karaman'ı tarihteki Karamanoğulları Beyliği'nden öğrendim. Dershane öğretmenliği münasebetiyle iki yıl boyunca haftada iki gün Karaman'a gittim geldim ama doğrusu şehri gezme tanıma imkanım, belki ihtiyacım olmadı. Ta ki Yazarlar Birliği'nin Karaman gezisine kadar. Gördüğüm gerçekler, şahit olduğum gelişmeler benim kendimle yüzleşmemi sağladı. Doğrusu hem kendimden utandım hem de irkildim. “ Ol mâhiler ki derya içredirler deryayı bilmezler” misali yaşadığım kente ne kadar yabancı olduğumu anladım. Gün boyunca tarih kitaplarından hatırladığım, öğrenciler aracılığı ile tanımaya çalıştığım şehri kendi içimde yeniden muhasebe ve murakabesini yapınca gerçekten içim aydınlandı ve çok rahatladım.
Bir defa meşhur deyimle “ Bir başkent her zaman başkenttir.” sözünün çok yerinde bir tespit olduğunu anladım. Karaman yeniden diriliyor, Karaman kendini buluyor, Karaman tarihteki eşsiz yerini yeniden alıyor ve Karaman Anadolu'ya model kent olma yolunda ilerliyor. Söylediklerim bir abartı değil. Gerçi içi kara, ufku kara dahası vicdanları kara olanlar bu ülkenin hiçbir güzelliğini kabul edemiyor, yapılanları sürekli küçümsüyorlar ama varsın öyle yapsınlar. Onlara inat bu ülkede gerçekten çok güzel şeyler oluyor.
Şehir önemli ölçüde tarihsel dokusunu korumuş. Attığınız her adımda tarihi bu bir şehirde olduğunuzu hissediyor ve sürekli tarihle yüz yüze geliyorsunuz. Tarihi eserlerin Türkiye ölçeğine göre iyi korunduğunu, müzelerin ve çevresinin bakımlı olduğunu söylemeliyim. Özellikle Hâtuniye Medresesi'nin lokanta olarak kullanımı misafirlerine tarihsel bir zevk veriyor.
Türkiye'nin en temel sorunu geri kalmışlıktır. Yani tarım toplumundan sanayi toplumuna geçememek. Bu yüzden kendimizi az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler kategorisine koyarız. Peki tarım toplumu olmaktan kurtulma şansımız var mı? Evet. Özel sektörün canlı, girişimlerin yoğun, kentin dışa-dünyaya- açık olduğu şehirlerimizin sayısı arttıkça ülkemiz geri kalmışlık çemberini kıracaktır. Bu özelliği ile Karaman kendine düşeni hakkıyla yerine getirmiş orta ölçekli bir sanayi şehrimizdir. Özellikle tarım ürünlerine dayalı olarak başlayan sanayileşme faaliyetleri inanıyorum ki yakın gelecekte Türkiye'nin yüzünü ağartacak ve daha müreffeh bir Karaman'la karşılaşacağız.
Yerel yönetim seçimlerinden sonra kendisi de belediye başkanı olan bir arkadaşımız, “Ak Partinin ve Türkiye'nin geleceğini yerel yönetimler belirleyecek.” derken çok doğru söylemişti. Ben de gerçekten öyle düşünüyorum. Özellikle yerinden yönetim anlayışının yaygınlaştığı, Demokratikleşme fikrinin kendisine zemin bulmaya çalıştığı ülkemizde geleceğimizi belediye başkanları belirleyecektir. Karaman'da sürekli bize refakat eden Belediye Başkanı Sayın Ali Kantürk beyefendiyi sürekli takip etmeye çalıştım. Gerçekten Karaman bu seçimlerde akıllı bir tercih yapmış kendisine layık bir başkan seçmiş. Önce tanıdığım şehri yenisiyle karşılaştırınca yaklaşık iki yıllık dönemde şehirde ciddi bir değişimin yaşandığını gözleme imkanım oldu ve çok sevindim. Başkan dinamik, mütevazı, girişken, kültürlü ve hizmet aşkıyla dolu bir insan. Karaman'ın sorunlarını yakından tanıyor ve çözüm üretmek için âzami çaba sarf ediyor. Öyle umuyorum ki iki yıl sonraki Karaman daha güzel, daha yaşanabilecek bir şehir haline gelecektir.
Karaman kendiyle yüzleşiyor, Karaman tarihiyle yüzleşiyor. Karaman gelecek vaad ediyor. Ben Karaman'ın tarihteki saygın yerini yeniden alacağına inanıyorum. Bize bu şehri tanıma tanıtma imkanı sunan, Konya Yazarlar Birliği'ne, Karaman Belediye Başkanı'na, Karaman'a sağlıklı hizmetler sunan Özel Selçuklu Hastanesi'ne ve katılımcı arkadaşlarıma teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.
Zeki OĞUZ
Binbir Güzelliğin Şehri: KARAMAN
TYB Konya Şubesi'nin “Yazacak Çok Şeyimiz Var” gezilerinin 7. ve bu yılki son durağı Karaman'dı. Yazar, gazeteci, öğretim üyesi, öğrenci kırkı aşkın yolcu vardı otobüste. Sevdiğim bir şehre böyle elit bir toplulukla gitmenin keyfini yaşadım.
Konya dışında yaşamak düşünebileceğim son şey ama “Konya dışında nerede yaşamak isterdin” diye. Bir soru sorulsa duraklamadan, Karaman derdim. İçinde binbir ngüzelliği barındıran coğrafyasıyla, Karaman Oğullarının mirası muhteşem bir şehir Karaman.
Toroslarda Barcın Yaylasından itibaren Karaman topraklarına girersiniz ve her adımında bir başka güzellik nerdeyse çarpar insanı. Başyayla bir başka güzel, Sarıveliler bir başka. Tekeçatı, Zeyve Pazarının güzelliğine yürek dayanmaz. İbrala Vadisi de öyle. Yeşildere (İbrala) de İsmail Hacı Yaylasında Yunus Emre çıkar karşınıza. Taşkale'nin gül yüzlü halıcı kızları buyur eder ağırlarlar konuklarını. Karadağ'da binlerce yıl geriye gidersiniz. Zaten bu bölgeye Binbir Kilise derler. Orada Volkan Çukurunda yaban atları doğanın bir parçası olmuş gibidirler. Başdağ'ın zirvesinde ikibin yıllık modern bir havuz çıkar karşınıza. Milyon yıl öncelerine ait fosil toplama gibi bir merakınız varsa Torosların her tarafı fosil yatağı.
Hititlerin, Roma ve özellikle Bizanslıların çok yoğun izleri var bu coğrafyada. Derbe İncil'de de adı geçen önemli antik şehirlerden biri.
Karaman Oğulları 13 yy. da Moğol istilaları başlayınca Anadolu'ya gelirler. Selçuklu Sultanı I.Alaeddin Keykubat, Karaman Boyunu Ermenek civarına yerleştirir. Boyun başında Nûüre Sûfi vardır. Gözüpek, savaşçı bir önderdir. Bu yüzden Türkmenler arasında büyük bir ünü vardır. Karaman oğulları devletinin temelini o atar. Oğlu Kerimüddin Karaman Bey bu dağlık bölgede hızla nüfuzunu genişletir. Selçukluların Moğol esareti altında olması onun için bir şanstır sanki. Selçuklularla sık sık savaşırlar. Mehmet Bey 1277 yılında Konya'yı alarak ünlü fermanını yayınlar.
“Bu günden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk Dilinden başka dil kullanmayacaktır.”
Selçuklu kendi dilini unutmuş Farsçayı, Arapçayı baştacı etmiştir.
Osmanlılarda ilk savaş Karaman Beyi Alâüddin Ali Bey'le Osmanlı Sultanı I.Murad döneminde olmuş. Bu savaşlar kesintilerle yıllarca sürmüş 1774 yılında Karaman ülkesi tamamen Osmanlı hakimiyetine geçmiş.
Gezide ilk durağımız olan Karaman Kalesi'ni Osmanlılar savaş sırasında yıkmışlar ama sonradan yeniden yapmışlar. Kale geçmişten günümüze gelen en büyük kalelerden biri ve sağlam durumda. Sanayi bölgesi, Yunus Emre Camisi, (Kirişçi Baba Tekkesi) Hatuniye Medresesi gezginleri büyüledi. Gezi boyunca Karaman Belediye Başkanı ve başkan yardımcısı yanımızdan ayrılmadılar ve gezdiğimiz yerler hakkında bilgi verdiler. Karaman'da gezmeye değer yerlerden biride müze. Burada Karaman bölgesinde çıkarılan antik eserler sergileniyor. Manazan Mağaralarından çıkarılan bir kadın iskeletide tarihin canlı bir tanığı gibi müzede segileniyor.
Çok değerli, ünlü insanlar yetiştirmiş bir şehir Karaman. M. Kemaş Atatürk'ün ataları Taşkale (Kızıllar) den göçmüşler Rumeliye. İsmail Hacı Yaylasında Yunus Emre'nin atalarının izleri hala duruyor. Bahaeddin Veled'in uzun Konya yolculuğunda ilk durağı Karaman'dır. Eşi Mümine Hatun burada evlenmiş, iki çocuğu olmuştur. Ulusunun diline ilk sahip çıkan bey Karaman oğlu Mehmet Beydir. Kurtuluş savaşımızın en önemli komutanı Kazım Karabekir Paşa, Şeyh Edebali, Dursun Fakih, dünyanın en büyük denizcilerinden biri olan Piri Reis, Molla Şemsettin Fenari, Gufrani, Mehmet Çınarlı, ünlü şair Bekir Sıtkı Erdoğan ve Ahmet Tufan Şentürk Karaman'ın yetiştirdiği ünlülerden bazılarıdır.
A.Tufan Şentürk'ün dizeleriyle noktalayalım sözü.
“Karaman kalesine çıkıp seslensem
sesim yankı yapar, Toroslar'da ovalarda
Selam desem kuşa kurda, tüm insanlara
Sesimi ulu Mevlana duyar
Derviş Yunus duyar
KARAMANOĞLU MEHMET BEY
Sonra KARACAOĞLAN duyar.”
Makbule ARSLAN
Yunus Emre Diyarından
Sabah rüzgarının yüzümüzü yaladığı, sevgi ve muhabbet selinin bizi içinde boğduğu bir sabah yola koyulduk. Dönen dünyada bir kafile olarak zevkli Karaman yolculuğumuz böylece başlamış oldu.
Saat 9.50 suları ve biz Karaman'a gelmiş bulunduk. Burada bizi ilk karşılayan, yerlere kadar eğilerek saygı gösterisinde bulunan ay çiçekleri oldu. Ay çiçekleri o kadar zariftiler ki sanki yaz bitiminden dolayı kurumamışlar da sırf bizim bu güzelliği bu kadar zamandır ziyaret etmeyişimizin üzüntüsünden dolayı kurumuş gibiydiler.
Mevlana torunları olarak sabır, aşk, tevekkül ve iyi niyetle bu selam şen bir tebessümle aldık. Bu güzel selamlaşmanın ardından bizim için özel olarak hazırlanmış kahvaltıya doğru uzandık. Gerçekten Karaman bu maddi ve manevi zerafetini kahvaltı sofrasına da taşımıştı. Buradaki manevi sıcaklık (biraz da üzerimdeki paranın verdiği sıcaklıkla) bizi yakarken mekanın serin olması bizleri bir hayli rahatlattı.
***
Sevgi seli bu bozkır ilinin bozunu almış, yalnız kırını kendisine bırakmıştı. Bu sevgi selinin öncüsü, Belediye Başkanı Ali Kantürk'le görüşmek ve tanışmak için belediye binasının yolunu tuttuk. Başkan bizi yüreği gibi geniş odasında büyük bir nezaketle ayakta karşıladı. Ayrıca yine büyük bir nezaketle gezimizin başından sonuna kadar bize eşlik etti. Belediye başkanının bu kadar iyi niyetli, samimi ve sade davranışları Konya ve Karaman arasındaki maddi ve manevi köprünün genişleyeceğinin habercisi gibiydi.
***
Tırmanıyoruz. Kara Murat ve Tarkan filmlerinin çekim setine düşmüş gibiyiz. Bahsettiğim yer beni derinden etkileyen Karaman Kalesi. Bu kale antik Yunan tiyatrolarının çemberi biçiminde geniş bir alana kurulmuş, tarih kokan bir mekan. Başkanımız bize buraya yapacağı kültürel çalışmalar ve değişikliklerden bahsetti. Kulaklarımda şu an çınlayan söz “İkinci Rumeli Hisarı burada vücuda gelecek” idi. Bu kaledeki dik ve genişliği küçük merdivenlere tırmanırken buradan geçmiş ve geçecek insanların ayak seslerini duyar gibi oldum.
Zaman mutlu ve neşeli anlarımızda hızlı akarmış. Yine öyle oldu doğrusu. Kalenin cazibesinden kendimi kurtaramadan mekanın ve yemeklerin nefis olduğu bir yerde buldum kendimi. Neresi olduğunu soran bakışlara şu cevabı vereyim: Burası bir medrese imiş yılları bugüne bağlayan. Aynı zamanda Osman Hamdi Bey'in yapmış olduğu Kaplumbağa Terbiylecisi isimli tablonun gerçekten car olduğu rivayet edilen kapının bulunduğu yer. Bu kapı, çeşitli motiflerle bezenmiş, yıldız figürleriyle dolu, dünü bugüne, bugünü yarına taşıyacak bir kapı diyebilirim. Buranın atmosferinden, nemli havasından, manevi güzelliğinden ve yemek yerken gelen ney sesinden olacak, dalıp gidiyorum uzaklara.
***
Ölüm, kendimize ve sevdiklerimize pek yakıştıramadığımız bir şeydir. Ama Karaman Müzesi'nde ensemde hazır bekleyen ölümü iliğime kadar hissettim bugün. Bu hissi bende uyandıran bir genç kızın cesediydi. Bizans dönemi kalıntılarından M. S. 6.-7. yy'da Taş Kale Manazan Mağarası'ndan gelmiş bu genç kızın cesedi. Üzerinden tek renk sağı solu hafif çürümüş entarisi, koyu renk örgü saçları, genç olduğunu ifade etmek ister gibi duran biçimli ince vücudu ile sergileniyordu. Hoş, hayatta olsaydı böyle sergilenmeyi ister miydi bilmiyorum. Ancak Yavuz Bülent Bakiler'in dediği gibi,
“Boyşuna gönül vermedim bunca yıl mavi göklere
İnancım büyük Allah'a
Yaşamak istiyorum gönlümce gençliğimi
Yaşamak güzel daha”
Derken bile titriyorum.
Biliyorum yaşam güzel, ama ya yaşamdan sonrası? Düşünmek gerek doğrusu. Yunus emre Diyarı'ndan Yunus Emre “Sevelim, sevilelim/Bu dünya kimseye kalmaz” diyor. Ben ise; Karaman'a, “Bağıyla, bahçesiyle, elmasıyla, yiğidiyle, müzesiyle, kalesiyle, camisiyle, sevgisiyle, yazıla yazıla bitmez” diyorum.
İbrahim KARAÇELEBİ
Rotamız Belli 2
Karaman'ın Tarihi Yapısı ve Gelişen Teknolojisi
Konya, Ereğli, Akşehir derken Karaman'ı da gezdik. TYB Konya Şubesi'nin düzenlediği “Yazacak Çok Şeyimiz Var!..” gezilerinin 7. durağıydı Karaman. 17 Eylül Cumartesi günü gittiğimiz Karaman'da, Selçuklu Hastanesi Halkla İlişkiler Müdiresi Nadide Altıparmak hanımefendi bizi karşıladı.
Selçuklu Hastanesi Karaman Selçuklu Tıp Merkezi'nde kahvaltıyı yaptıktan sonra Belediyenin yolunu tuttuk, bizi Karaman Belediye Başkanı Ali Kantürk karşıladı. Hoş bir sohbetin ardından fazla uzatmadan, Belediye Başkanımızla birlikte Karaman'ın Kentsel Dönüşüm Projesi olan TOKİ Toplu Konutlarını gezdik. Toki ile Karaman Belediyesinin iş birliği ile yapımına başlanan Toplu Konutların yüzde 60'ı tamamlanmış durumda. Yılbaşında sahiplerini bulacak olan konutlar lüks ve şık dizaynıyla dikkati çekiyordu.
Toplu konutları gezdikten sonra Belediyenin yeni atılımlarından olan park alanına doğru geldik. Muammer Baran Parkı'nın şelalesi, oyun alanlarıyla ve ve kamelyalarıyla tarifsiz bir mekan olmuş. Parkı gezdikten sonra Karaman'ın tarihi dokularından olan kaleye geçtik. Kale zamanla yıpranmış ve yıkılmış, belediyenin çalışmalarıyla tekrar canlılık kazanan kalenin içinde bir Anfi Tiyatro var. Rumeli Hisarı Konserleri gibi güzel programlar düzenlemek için harika bir olanak sunuyor. Biraz dinlendik ve biraz da kaleyi dolaştıktan sonra öğle yemeği için Hatuniye Medresesi'nin yeni hali olan Hatuniye Restoran'a gittik. Restoran'ın yemekleri bir harikaydı, çorbası, etliekmeği, şiş kebabı ve tatlısıyla bir ziyafetti. Yemekten sonra içinde Hz. Mevlana'nın annesi ve birçok müridinin kabri bulunan Aktekke(Mevlana) Camii'ne geçtik. Hatta caminin bahçesindeki mezarlar dikkatimi çekti. Ne çok mezar vardı. Aktekke'de namazlar kılındıktan sonra Belediye'nin bize tahsis etmiş olduğu Karamanspor'un ulaşım aracı ile gezimize devam ettik.
Bundan sonraki durağımız Karaman'ın 1. Organize Sanayisiydi. Karaman, zaman içinde gelişerek gıda sektöründe olan büyük isimlerin gelip burada istihdam oluşturmasına zemin teşkil etmiş. Bu firmalar arasında, reklam yapmak gibi olmasın Ülker'den Bifa'ya, Saray'dan Halk'a, Aroma'dan Duru Bulgur'a bir çok ünlü firma son derece modern bir vaziyette üretime devam ediyor. Karaman halkı buradan kazanç sağlıyor ve tahminen 20 bin kişi iş imkânına kavuşmuş bu sanayide. Belediyenin çalışmalarından bahsederken Belediye tarafından bayanlardan oluşturulmuş temizlik ekibi şu ana kadar Karaman'da bulunan 70. Camiyi temizlemişler, temizlik işinin dönüşümlü olarak devam edeceğini söyleyen Başkan Ali Kantürk daha birçok projesinden bahsetti. Son derece modern olan bu tesislerle gezimize son verdik.
Bundan sonra yapacak şey oturup geziyi değerlendirmekti. Bizde öyle yaptık Belediyenin Kültür Merkezi'nde çaylarımızı yudumlayıp, Karamanın meşhur elmalarından yerken değerlendirme yaptık. Günün sonunda herkes mutlu idi biz yine bir ilimizi tanımış tarihten ibret almış bir duyguyla Konya'nın yolunu tutmuştuk.
Rotamız her zaman için belli.
Ozan İsmail Detseli
KARAMAN'DA GÖRDÜKLERİM
Çöplükten parka dönüşmüş bir güzel alan
Otantik taş yapılarından suları çağlayan
İsmini yaşatmışlar Karamanlı Muammer Baran
Gül bahçesi içinde gülsün sen Karamanım
Başkan Yardımcınız Mehmet Emin Tekpınar
Konya'da yetişmiş bilgili eğitimci çınar
Karamanım bu başkanlardan bol hizmet umar
Bun hizmetleri alacaksın bil Karamanım
Yunus Emre, Karamanlı da bizimdir dedi
Kurtuluş savaşımızın paşalarından Karabekir'i
Bekir Sıtkı Erdoğan'ı Zembilli Ali Efendi'yi
Senin geçmişin yetiştirmiş bil Karamanım
Bir şaheser tarih gördüm, sordum bura neresi
Dediler ki burası meşhur Karaman Kalesi
Şimdi yeşillere bürünmüş her bir karesi
Yeşiller içersinde kal yeşil Karamanım
Karamanın oldukça zengin bir müzesi var
Büyülendi bu müzede şair ve yazarlar
Yazma eserlerinden insan fosiline kadar
Bu eserlerine sahip ol sen Karamanım
Ak Tekke Hacı Beyler camileri birbirine bakar
Ak Tekke camisinde Mevlana'nın annesi yatar
Karamanın bu meydanında bir tarih kokar
Bu yaşayan değerleri ruhuna sar Karamanım
Büyük bir atılım içinde sanayi bölgeniz
Bisküvi fabrikacılığında ileri yöremiz
Karsa bisküviye ortak olmuş meşhur Ülkerimiz
Senin ufkun açılmış durma yürü Karamanım
Atatürk Kültür Sitesi'yle yan yana Karaman Lisesi
Çok zevkliydi Karamanım seni yazıp gezmesi
Yazarların ve şairlerin şehri bir kez görmesi
Onların kaleminden damlarsın sen Karamanım
Kültür Merkeziniz hakiki bir kültür yuvası
Kitaplığı müzik çalışması mehteri okuma odası
Bunlar eskiden yeni Karaman'ın tarihi doğası
Yeniden gelişen kültürünle övün sen Karamanım
Akşam saat onsekizdi Karaman gezimiz bitti
Köseoğlu Başkan gezinin güzelliğinden söz etti
Bu gezi yazarlarımızın da pek hoşuna gitti
Yine gelmek üzere gidiyoruz hoşça kal Karamanım
YUNUS'TAN
Ete kemiğe bürünenler /Yunus gibi görünenler
Bugün seni gezip görenler/Kaleme dökecek Karamanım.
İsmail Detseli
Karaman-17 Eylül 2005