Yargıtay’dan nafakada emsal karar: Mal paylaşımı da hesaba katılacak
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yoksulluk nafakası belirlenirken yalnızca maaş gelirinin değil, kira getirisi olan taşınmazlar ile mal rejimi tasfiyesi davası sonucunun da dikkate alınması gerektiğine hükmetti.
Sakarya’da görülen karşılıklı boşanma davasında verilen karar, nafaka uygulamalarında emsal niteliği taşıyan yeni bir içtihadın önünü açtı. Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yoksulluk nafakasının kapsamına ilişkin önemli kriterler ortaya koydu.
Yerel mahkemenin kararı temyize taşındı
Sakarya Aile Mahkemesi’nde görülen davada, erkek eşin boşanma talebi reddedilirken, kadın eşin davası kabul edildi. Yerel mahkeme, kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle lehine maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmetti.
Kararın ardından taraflar dosyayı temyize taşıdı.
Yargıtay: Kira gelirleri mutlaka araştırılmalı
Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin emekli olduğunu, buna karşılık kadının gelir getiren taşınmazlarının bulunduğunu belirtti.
Kararda, taşınmazlardan elde edilen kira gelirlerinin miktarının araştırılması gerektiği vurgulandı.
Yüksek Mahkeme, bu gelirlerin kadını yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağının belirlenmeden nafaka takdir edilmesini hukuka uygun bulmadı.
Mal rejimi davası nafakada belirleyici olacak
Kararda ayrıca, taraflar arasında devam eden ya da sonuçlanan mal rejiminin tasfiyesi davasının, yoksulluk nafakası açısından doğrudan etkili olacağına dikkat çekildi.
Yargıtay’a göre;
Mal paylaşımından elde edilecek olası pay,
Kira gelirleriyle birlikte değerlendirilmeli,
Nafakanın kaldırılması, hiç hükmedilmemesi ya da miktarının düşürülmesi bu verilere göre yeniden ele alınmalı.
“Nafaka takdirinde yeni bir eşik aşıldı”
Kararı değerlendiren Avukat Fatih Karamercan, Yargıtay’ın bu kararla nafaka uygulamalarında önemli bir içtihat değişikliğine imza attığını belirtti.
Karamercan, yerleşik uygulamalarda gelir getirici taşınmazların dikkate alındığını ancak bu kararla birlikte mal rejimi tasfiyesi davasının da artık nafaka hesabının merkezine alındığını ifade etti.
Eleştiriler bu kararla karşılık buldu
2002’de Medeni Kanun’da yapılan değişiklikle eşlerin edinilmiş malların yarısını talep edebilme hakkı kazandığını hatırlatan Karamercan, yüksek bedelli mal paylaşımlarına rağmen nafaka yükünün devam etmesinin uzun süredir eleştirildiğini söyledi.
Bu kararın, nafaka yükümlüsünü yoksulluğa sürükleyen uygulamalara karşı gecikmiş ama önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Kaynak: