Yaban koyununda genetik çeşitlilik
1967 yılında sayıları 35’e kadar düşen ve alınan koruma önlemleriyle bugün sayısı 3 bine çıkarılan Anadolu yaban koyunları, “dar bir sürüden üreme” nedeniyle genetik çeşitlilik sorunu yaşıyor
Konya’da 1967 yılında sayıları 35’e kadar düşen ve alınan koruma önlemleriyle bugün sayısı 3 bini bulan Anadolu yaban koyunları, şimdi de dar bir sürüden üredikleri için “genetik çeşitlilik” sorunu yaşıyor.
Koyunlarda, döl verimi, kuzuların zayıf doğması ve yaşam şansının azalmasına yol açan genetik çeşitlilik sorunu, daha önce Karaman ve Ankara’ya gönderilen erkek koyunların tekrar koruma önlemlerinin başlatıldığı Bozdağ’a getirilmesiyle aşılacak.
40 YILDA SAYILARI 3 BİN OLDU
Konya İl Çevre ve Orman Müdürü Nuri Kunt yaptığı açıklamada, 40 yıl öncesine kadar ciddi şekilde nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Anadolu yaban koyununun, Anadolu’ya özel çok önemli bir tür olduğunu belirtti. Kunt, 1967 yılında sayıları 35’e kadar düşerek neslinin devamı tehlike altına giren yaban koyunlarının, Konya ile Aksaray arasında yer alan Bozdağ’da, etrafı tel örgüyle çevrili 3 bin 500 dekar alanda koruma altına alındığını söyledi.
Burada, özellikle son 20 yılda hızla üreyen yaban koyunlarının sayısının bugün 3 bine yaklaştığını vurgulayan Kunt, alınan bu önlemin yaban koyunlarının tüm sorununu çözmediğini, bu kez de “genetik varyans” denilen, küçük bir aileden türeme kaynaklı, genetik çeşitlilik azlığı sorunuyla karşı karşılaştığını anlattı. Doğada genetik çeşitlilik azlığı sorununa, farklı bitki örtüsü ve iklim koşullarında yaşayan sürülerin birbiriyle zaman zaman karşılaşmaları nedeniyle rastlanmadığını ifade eden Kunt, şunları kaydetti: Ancak koruma altına aldığımız yaban koyunları, farklı sürülerle irtibat kuramadığı için bu sorun ortaya çıktı. Yani bunun temelinde ‘demografik dar boğaz’ dediğimiz, sürünün az sayıda bireyden çoğalması yatıyor. Yani genetik çeşitlilik açısından sorun var. Bu ‘akrabalık’ bağı dediğimiz, insanlardaki akraba evliliğine biraz benzeyen bir durum, yani sıkı kan yakınlığı sorunu...
ODTÜ ARAŞTIRMA YAPIYOR
Sıkı kan yakınlığının, döl verimini, yeni doğan yavruların canlı ağırlığını ve yaşama gücünü düşürdüğünü anlatan Kunt, “Fakat, sıkı kan yakınlığının yaban koyununu üzerindeki etkilerini net olarak bilemiyoruz. Çünkü, yaban koyununun gen profili henüz net olarak ortaya konulmuş değil. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), geçen yıl bizden yaban koyunu numunelerini aldı, bu konuda bir araştırma yapıyor. Araştırmanın sonuçları henüz açıklanmadı” dedi.
KANADA MODELİ UYGULANACAK
Bu sorunun çözümünün, yaban koyunlarının daha sağlam genetik yapıya kavuşturulması ve bu türün Anadolu coğrafyası yaban hayatına yeniden başarıyla döndürülebilmesinin yollarını aradıklarını dile getiren Kunt, sözlerini şöyle sürdürdü: Son birkaç yıl içinde, Bozdağ’dan 2 grup halinde, erkekli dişili 120 yaban koyununu, genetik çeşitliliği artırmak için Karaman-Karadağ ve Ankara Nallıhan’a gönderdik. Kanada yaban koyunları da bizdeki yaban koyunları ile benzer sorunlar yaşıyor... Orada 16 farklı sürü oluşturmuşlar. Bu sürüler arasında, doğal gen transferi dediğimiz, erkek transferi yapıyorlar. Türkiye’de de bu modeli uygulayıp, Karadağ, Nallıhan ve Bozdağ populasyonlardan birbirleri arasında erkek transferi yapacağız. Ancak bu işlem birkaç yıl değil, 40-50 yıllık bir zaman istiyor.
Kunt, uygulamanın, Bozdağ’daki yaban koyunlarında görülen, sıkı kan yakınlığından kaynaklanan soruna çözüm olacağını düşündüklerini, sürüler arasında transfer edilen erkeklerin, Anadolu yaban koyununu daha sağlam bir genetik yapıya kavuşturacağını sözlerine ekledi. aa