Veli Göçer'den Memleket'e mektup
Marmara Depremi sonrası yıkılan binalarda 168 kişinin ölümüne sebep olmakla suçlanan Veli Göçer kaldığı Konya E Tipi Cezaevi’nden gönderdiği iki mektupla dava sürecinde karşılaştığını iddia ettiği çelişki ve çifte standartlı tutumu anlattı
1999 yılında meydana gelen Büyük Marmara Depremi sonrasında “Veli Göçer göçtü” başlıklarına konu olan emlakçı Veli Göçer kaldığı Konya E Tipi Cezaevi’nden gazetemize gönderdiği iki mektupla yaşadığı süreci anlattı. Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, depremde yıkılan binalar dolayısıyla 168 kişinin ölümüne sebep olmakla yargılanan ve 18 yıl 9 ay mahkûmiyetine karar verilen, cezası Yargıtay’ca da onanan Göçer dava dosyasını AİHM’e taşımaya hazırlandığını ifade etti.
Veli Göçer gazetemize gönderdiği 19 Mart tarihli ilk mektubunda hayata ‘mürettip’ olarak başladığını, 1966 yılında İÜ Edebiyat Fakültesi Basımevi’nde Arapça ve Grekçe mektuplar dizerek ünlendiğini belirterek 1969 yılında da matbaacı olarak ticaret siciline kaydını yaptırdığını ifade etti. Matbaacılıktan kazandığı paraları araziye yatırdığını vurgulayan Göçer mektubunda “31 yıllık mesleği değiştirip emlakçı olduğumun 9. yılı felaket yaşadım. Medyanın ‘Veli Göçer göçtü’ başlıklarının kurbanı oldum. Yargıda aklanırım diye rahattım. O da beklentiyle beni ezdi. Kanunları bilmem gerekmez. Mantıken 40 ay sonra bir inşaat şirketine ortak olan, geçmişte yapılan, 2 yıl ikamet edilen binalardan sorumlu kabul edilip cezalandırılır, tutuklanır mı? Olmaz. Yargıtay da olmaz diyor. Ama ben cezaevindeyim. Oğlum Can Göçer’e, kuruluşunda 7 ay ortak olup ruhsattan sonra şirketle resmi ilişiğini kestiği halde şirketin oğlum ayrıldıktan sonra aldığı 5 ruhsattan 25 yıl hüküm verildi. Bu adalet değil” ifadelerine yer verdi.
23 Mart tarihli ikinci mektubunda “Yargıtay Cumhuriyet Savcısı 2006/212251 sayılı tebliğnamesinde “1258 adadaki yapıların ruhsat tarihinde, sanığın şirket ortağı olduğuna ilişkin delil bulunmadığından, bozulmasını…” tebliğ etmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2007/1272 esas sayılı kararında da hükmün bozulmasını onamıştır. Şirket 11 Mayıs 1993’te Zafer Coşgun-Can Göçer ortaklığı ile kurulmuş, 31 Aralık 1993’te Zafer Coşgun-İsmet Kösebalaban ortaklığı olmuş, 22 Ağustos 1996 tarihinde de Veli Göçer-İsmet Kösebalaban ortaklığına dönüşmüştür. Yargıtay kararına göre, şirkete 7 ay sonra ortak olan İsmet Kösebalaban hakkındaki 1258 ada için verilen 3 yıl 9 ay hüküm bozuluyor. Şirkete 40 ay sonra (bina bitmiş, 31 dairenin tamamı tapuya göre 18 ayda satılmış, su aboneliklerine göre 2 yıl bilfiil ikamet edilmişken) ortak olan Veli Göçer hükmü 1258 ada için onanıyor. Bunda yanlışlık var demek için hukukçu olmaya gerek yok” satırlarına yer veren Veli Göçer aynı dosyada aynı suçlamaya hem bozma hem de onama verilmesinin çelişkili, çifte standartlı bir kara olduğunu öne sürdü.
Kendisine ve oğluna verilen cezaların hem mantığa hem de kanunlara aykırı olduğunu iddia eden Veli Göçer avukatı aracılığıyla dava sürecinde karşılaştığı çifte standart ve birbirine aykırı kararlar dolayısıyla, dava dosyasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımaya hazırlandığını vurguladı. Memleket