Vakıflar'la Belediye birbirine düştü
Seyfeddin Karasungur türbesindeki kazı çalışmaları, tartışma yarattı.
Anadolu Selçukluları’nın büyük sultanı I. Alaaddin Keykubat zamanında Selçuklu orduları başkomutanlığı yapan Mevlana muhibbi Emir Seyfeddin Karasungur’un Çiftemerdiven Mahallesi Mekteb Çıkmazı’nda bulunan türbesi Karatay Belediyesi ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü arasında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmaya kadar varan bir dizi yazışma yaşanmasına sebep oldu.
OLAY NASIL GELİŞTİ?
Vakıflar Bölge Müdürlüğü, mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait Seyfeddin Karasungur Türbesi çevresinde Konya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’ndan aldığı izne istinaden rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmaları başlatmak amacıyla çevre araştırma ve hafriyat uygulaması başlattı. Hafriyat çalışması neticesinde orijinal mezar adası, türbeye ait merdiven basamakları ve türbe kaidesi ortaya çıkartıldı. Ancak, türbeye komşu ve mülkiyeti Karatay Belediyesi’ne ait 20 ve 23 nolu parsellerde, Koruma Kurulu kararı gereği yapılacak uygulama için Karatay Belediyesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne muvafakat vermedi. Bunun üzerine Vakıflar Bölge Müdürlüğü herhangi bir uygulama yapmadan türbenin çevresini hafriyat öncesi eski haline getirdi.
GENÇ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILDI
Karatay Belediyesi, vatandaşların şikâyeti üzerine Karasungur Türbesi etrafında yapılan hafriyat çalışmasının Karasungurlu apartmanının temellerine zarar verdiği ve belediyeden izin alınmadan hafriyat çalışmasının yapıldığı gerekçesiyle 28 Mayıs 2007’de Yapı Tatil Zaptı tutarak Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Ayrıca belediye encümeni Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne hafriyat çalışmasını ruhsatsız yaptığı gerekçesiyle 900 YTL para cezası kesti. Belediyenin para cezasının haricinde Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç hakkında İl İdare Kurulu komşu apartmana da zarar verecek şekilde kazı yaptırdığı için Cumhuriyet Başsavcılığı’na soruşturma izni verdi.
PARSELLERİN MÜLKİYETİ TARTIŞILIYOR
Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Karatay Belediyesi’ne ait olan 23 No’lu parselin vakıf olduğunu iddia ederek mülkiyetinin kendisine tevdi edilmesini istedi. Karatay Belediyesi ise elindeki tapu kayıtlarına başvurarak söz konusu parselin 1905 tarihi itibariyle gayrımüslim vatandaşlara ait bir mülkken, terkiyle birlikte Hazine’ye intikal ettiğini ve Hazine’den de şahıslara geçtiğini belirterek parselin vakıf olduğu iddialarını yalanladı.
PARSELLERİN YERİNDE SEYFİYYE MEDRESESİ Mİ YER ALIYORDU?
Karatay Belediyesi’ne 1997 yılında intikal eden ve vakıf olup olmadığı tartışılan 23 No’lu parsel, türbenin kuzey cephesine düşüyor. İbrahim Hakkı Konyalı’nın Konya Tarihi’nde ise türbenin kuzeyinde Seyfiye Medresesi’nin bulunduğu ve bu medresenin türbenin bitişiğinde olduğu kaydı mevcut. Konyalı bu konuda şu bilgileri veriyor: Seyfiye Medresesi, türbenin kuzey tarafında ve bitişiğindeydi. Kapısı saray sokağına açılırdı. Arsası son zamanlarda satılmıştır. Harçlı kemerleri hâlâ durmaktadır. 1476 tarihli Fatih Tahrir Defteri’nde medresenin Hatıp köyünden geliri de olduğundan bahsedilmişse de sonradan mensuh işareti çekilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki medrese Fatih zamanında yıkılmış bulunuyordu.
Konyalı, epey bir süredir yıkık olduğunu düşündüğü medresenin II. Bayezid döneminde tamir edilerek eski evkafıyla birlikte faaliyete geçtiği tespitini yapıyor. III. Murad dönemine kadar faaliyetini sürdüren medresenin ne vakit yok edildiği ise meçhul.
Zeki Atçeken’in 151 şer’iyye sicil defterini tarayarak yazdığı “Konya Şer’iyye Sicil Kayıtlarına Göre Selçuklu Medreselerinde Osmanlılar Zamanında Görev Yapan Müderrisler” adlı makalesinde rastladığımız şu bilgi de ilginç: Sultan II. İzzeddin Keykavus zamanında Celaleddin Karatay’ın küçük kardeşi Seyfeddin Karasungur tarafından yaptırılmış olduğu tahmin ediliyor. Bugün yerinde sadece bir kümbet kalmıştır. Hatta kümbetin yakınında bulunan bir bakkala, bu eser hakkında bilgi sorduğumda bana “Abi herhalde Yunanlılar’dan kalmış bir esermiş” dediğine hayretle şahit olmuştum. Karasungur’a ait bulunan bu türbenin etrafında vaktiyle bir takım hücrelerin bulunduğu bazı izlerden anlaşılmaktadır.
KARASUNGUR TÜRBESİ’NİN HAZİN TARİHİ
İbrahim Hakkı Konyalı’nın 1944 yılında yazdığı ve 1965’te basılan eserinden öğrendiğimiz kadarıyla Seyfeddin Karasungur Türbesi, CHP’nin iktidarda olduğu tek parti döneminde ahır olarak kullanıldı. Altındaki cenazelik bodrum kattan türbeye açılan deliği türbeye komşu olarak oturanların kör kuyu zannedip çöp attıklarını belirten Konyalı hazin bir şekilde “İçinde yatan zatın kemikleri ve belki de mumyası çöpler içinde kalmıştı” diye yazıyor. Karasungur’un sandukası ve türbesinin kitabesi kayıp.
SEYFEDDİN KARASUNGUR KİMDİR?
Yine İbrahim Hakkı Konyalı’dan edindiğimiz bilgilere göre Seyfeddin Karasungur, ünlü Selçuklu veziri ve Büyük ve Küçük Karatay medreselerinin banileri Celaleddin Karatay ve Kemaleddin Turumtaş’ın kardeşiydi. Üç kardeş de Hıristiyan Türk’ken sonradan Müslüman olarak Anadolu Selçuklu sultanlığına gulam olarak intisap etmişlerdi.
Seyfeddin Karasungur ile Mevlana arasında büyük bir samimiyetin söz konusu olduğunu biliyoruz. Mevlana, Mektubat’ında yer alan 109’uncu mektubunda ondan samimi bir şekilde bahseder. 1235 yılında Sultan I. Alaaddin Keykubat tarafından Emîr-i İsfehsalarlığa getirildi. Bu makam hem Büyük Selçuklular Devleti’nde hem de Anadolu Selçukluları Devleti’nde bugünkü anlamıyla başkomutanlığa tekabül ediyordu. 1245 yılından itibaren Seyfeddin Karasungur Denizli emirliğine getirildi. Burada birçok eser inşa ettirdi. Bunlar arasında Denizli Ulu Camisi, Kurşunlu Cami ve Goncalı Köyü’ndeki ünlü Ak Han da yer alıyor. Konyalı’nın aktarımına göre 1276 yılında Seyfeddin Karasungur, IV. Kılıçarslan’ın kızı Selçukî Hatun’u Argon Şah’a gelin götürürken Melik Zahir Baybars’ın bir müfrezesine esir düşer. Karasungur’un esaretten hangi zamanda, nasıl döndüğü ve nerede öldüğü kesin olarak bilinmemektedir. Celaleddin Karatay ve kardeşi Seyfeddin Karasungur aktif olarak anıtlara hamilik yapan devlet adamları olarak tanınıyor.
Murat Güzel-Memleket