Uluslararası Bir Düğün: Şeb-i Arus

Uluslararası Bir Düğün: Şeb-i Arus

Hz. Mevlana'nın hayata gözlerini yumduğu 17 Aralık akşamı yaşananlar, Konya’da düzenlenen Şeb-i Arus etkinlikleriyle, 742 yıl sonra yine aynı duygularla anılıyor.

Aylar öncesinden tükenen biletler ve rezervasyonları yapılan oteller ile Konya’da Mevlana'nın 742. Vuslat yıl dönümünde yürekler arasında bir kez daha köprüler kuruldu. “Sırrım, feryadımın içinde durur, yoktur lakin göz ve kulakta o nur!” diyor Rumi. O, gönlüne beşeriyi öteleyen ilahi aşk düştü düşeli gördüğü her zerrede Rabbine olan aşkı anlattı ve zikretti. Fikri de zikri de gönüllere varmak olan Mevlana Celaleddin Rumi’nin ölüm gecesi olan 17 Aralık, Allah katına yükselmesini simgelediği için “Düğün Gecesi” yani “Şeb-i Arus” olarak kutlanıyor. 7-17 Aralık tarihleri arasında farklı temalarla gerçekleşen etkinlikler bu yıl Konya Büyükşehir Belediyesi Spor ve Kongre Merkezi’nde “Aşıkların Niyazi kabul ola” temasıyla gerçekleşiyor. Şeb-i Arus programına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bakanlar ve siyasi erkânın yanı sıra çok sayıda davetlinin gelmesi bekleniyor. Şeb-i Arus programı Türkiye ve Dünya’da birçok TV kanalından canlı yayınlanacak. Bu vesileyle dünyanın gözü Konya’da olacak. 

ogrenci-konseyi-(1).jpg

 

HİÇ KİMSENİN CENAZESİ COŞKUYLA KUTLANMIYOR

Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Nuri Şimşekler, “Her halde dünyada hiçbir kimsenin vefatı musikiyle, coşkuyla kutlanmıyordur. Hiç kimsenin vefatına 'Düğün gecesi, sevgililerin buluşma gecesi' anlamlarına gelen 'Şeb-i Arus' denmiyordur” dedi. Mevlana'yı özgün kılanın da bu olduğunu belirten Şimşekler, kendisi yaşadığı dönemde hep gerçek ve daimi sevgili olarak bildiği Allah'a ulaşmayı düstur edindiğini söyledi. Şimşekler; Mevlana'nın, Allah'tan ayrı kalmayı dert kabul ettiğini, yaşamı oyundan ibaret, bu dünyayı da bir sürgün yeri olarak telakki ettiğini ifade etti. Sevgilisine kavuştuğunda ise kimsenin kendisi için gözyaşı dökmemesini, sevinilerek, ney üfleyerek, kudüm vurarak, sema ederek cenazesini geldiği yer olan toprağa geri verilmesini istediğini aktaran Şimşekler, Mevlana'nın hayatının son döneminde bu alemden ayrılma zamanının geldiğinden bahseden gazeller yazdığını bildirdi.

66 YILIN ARDINDAN VUSLATA ERDİ

“1207 yılında Belh'te başlayan gurbet ve ayrılık hayatı; bazen sakin, bazen coşkulu, bazen yalnız, bazen kalabalıkta ama hep sevgiliyle birlikte olunan 66 yılın ardından vuslatla sonuçlandı. Ertesi sabah Konya'da kalabalık bir cenaze töreni yapılıyordu” diyen Şimşekler, şöyle devam etti: “Cenazede protokol ve Konya'daki Müslümanların yanı sıra 'İsamızı, Musamızı onun sözleriyle daha da iyi anladık' diyen her dinden insan da bulunuyordu Gayet sükûnetli olan halk, Mevlana'nın daima üstünde taşıdığı elbisesine sarılı tabutu kaldırılacağı zaman galeyana gelmiş, ağlamalar sızlamalarla taşıyabilmek için tabuta hücum etmişlerdi. Mevlana sağlığında, namazının Şeyh Sadreddin-i Konevi tarafından kılınmasını vasiyet etmişti. Şeyh Sadreddin imamlık yapmak için tabutun önüne gelince, bayılacak gibi oldu. Kollarına girip geri çektiler. Onun yerine Kadı Siraceddin öne durarak namazı kıldırdı. Yoğun izdiham nedeniyle hayli zor ilerleyen Mevlana'nın tabutu, ancak akşam vaktinde defnedileceği yere, yani şimdiki Mevlana Müzesi'ne getirilebildi. Babası Bahaeddin Veled'in yanında toprağa verilerek, emanet teslim edildi. Günümüzde de her milletten, her kültürden, her dinden insanlar Mevlana'nın bu 'Düğün Gecesi'ne katılmakta ve belki de 742 yıl öncesindeki Konya'nın o günkü manzarasını günümüzde canlandırmaktadır.”  Sami Gediz-Memleket

ogrenci-konseyi-(3).jpg