Ufuk Turu sona erdi

Ufuk Turu sona erdi

Konya Sivil Toplum Kuruluşları tarafından düzenlenen 9. Ufuk Turu Toplantıları, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi. Sonuç bildirgesinde toplumsal yapımızı tehdit edici değişim karşısında en güçlü yapının aile olduğu vurgulandı

Konya Sivil Toplum Kuruluşları tarafından Alanya Bera Otel’de düzenlenen 9. Ufuk Turu Toplantıları, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi. Kapanış oturumuna katılan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Konya’nın vizyonunu ortaya koydukları için Konya STK’larına teşekkür etti. Bugün Türkiye’de yönetici olan herkesin aynı zamanda STK geleneğinden yetişen insanlar olduğunu anlatan Akyürek, “STK’lar ayakta kalmasaydı Türkiye bir takım kazanımlar sağlayamazdı. Ufuk Turu dünün muhasebesi yerine yarınlarda neler yapılacağını ele alıyor, bu yönüyle de bu toplantılar çok önemli. Değişimin farkına varmazsak altımızdan zemin kayıp gidebilir” dedi.  “Aile konusu bizi çok ilgilendiriyor” diyen Akyürek şöyle devam etti: Konya’da beni şaşırtan veriler ortaya çıktı. Konya muhafazakâr bir şehirdir, ama parçalanmış aile sayısının, aile içi şiddetin, çocuk istismarının bir hayli var olduğunu gördüğümüzde, bozulmanın ya da iyileşmenin topyekûn olduğunu anlıyorsunuz. Bu sonuçlardan yola çıkarak KADEM isimli bir merkez kurduk. Çocuklarımızın nesil emniyetinin sağlanması için yapmamız gereken çok iş var.

AİLE CİDDİ SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA

Toplantılar, “Türkiye’de aile, Aile ve Toplum İlişkileri, İslam Dünyasında Aile ve Sosyalleşme ve Eğitim Kurumu Olarak Aile” ana başlıkları altında 3 gün süreyle, 4 oturum, 2 söyleşi ve özel tartışma ortamlarında ele alındı. Uzmanların tebliğlerinden sonra hem soru ve değerlendirmeler, hem de istişare mahiyetinde ve yüz yüze görüşmeler yoluyla katılımcıların karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaları sağlandı. İcra Heyeti adına Ahmet Elden, Mehmet Kanmaz, Muhsin Görgülügil ve Ali Galip Doğan’la birlikte Konya STK’ları İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi tarafından okunan sonuç bildirgesinde, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ailenin modernleşme sürecinde ciddi olarak nitelendirilebilecek bir takım sorunlarla karşı karşıya kaldığı, bu sorunların çözümünde toplumun her kesimine önemli görevler düştüğü vurgulandı.

TOPLANTILAR 93 STK’NIN EV SAHİPLİĞİNDE GERÇEKLEŞTİ

Selvi,  toplantıların 93 sivil toplum kuruluşunun ev sahipliğinde, Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen 300’ü aşkın seçkin bir toplulukla gerçekleştiğini söyledi. Selvi şunları kaydetti: Toplumun temel kurumu olan ailenin, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artan önemi her geçen gün daha çok fark edilmektedir. Hatta günümüz toplumlarında ailenin yerine getirdiği işlevlerin başka bir kurum tarafından ikame edilemediği gerçeği tüm kesimler tarafından kabul edilmektedir. Bu yılki toplantılarda “Değişen Dünyamızda Aile” konusu, konunun uzmanı akademisyen, bürokrat ve sivil toplum yetkilileri tarafından sunulan tebliğler çerçevesinde değişik boyutlarıyla ve derinlemesine, tartışılmıştır.

İŞTE SONUÇ BİLDİRGESİ

Latif Selvi tarafından okunan sonuç bildirgesi şöyle:

1.         Türkiye’de aile yapısındaki ve değerlerindeki değişimi görmek, gelecekle ilgili aile politikalarını ve önceliklerini belirlemek için sağlıklı, güvenilir ve objektif aile araştırmalarına daha fazla ihtiyaç hissedilmektedir. Bu araştırmaların Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Üniversiteler, TÜBİTAK ve Yerel Yönetimler gibi resmi kurumların yanı sıra Düşünce Kuruluşları ve Sivil Toplum Örgütleri gibi sivil inisiyatifler aracılığıyla artırılması gerekliliği vurgulanmıştır.

2.         Devletin son yıllarda ailenin güçlendirilmesine yönelik gerçekleştirdiği politika ve icraatlar olumlu bir adım olarak değerlendirilmektedir. Ancak, aile ve aile bireylerine yönelik geliştirilen politikalarda Türkiye’nin toplumsal gerçekliği ve değerlerimize uygunluğu konusunda daha hassas olunması beklenmektedir. AB uyum süreci çerçevesinde aile reisliği, zina, boşanma ve bunun gibi konularda gerçekleştirilen yasal değişiklikler toplumsal ve aile yapımızda meydana getirdiği ve getirmesi muhtemel tahribatlar kaygıyla dile getirilmiştir.

3.         Boşanma oranlarında yıllar itibariyle görülen artışa dikkatle vurgu yapılmış, boşanma sebeplerini ortadan kaldıracak sosyal politikaların geliştirilmesine öncelik verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

4.         Son yıllarda evlilik dışı birliktelikler ve tekil ebeveynlerdeki artış aile kurumunu tehdit edici bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

5.         Devletin ihtiyaç sahibi ailelere yönelik yaptığı yardımların ‘yoksulluk kültürü’ oluşturmayacak bir anlayış içerisinde gerçekleştirilmesi ve bu yardımların Sivil Toplumla işbirliği halinde ilgililere ulaştırılması gerektiği hassasiyetle vurgulanmıştır.

6.         Medyanın kendisinin ‘mesaja’ dönüştüğü bir çağda aile üzerindeki dolaylı değil, doğrudan olumsuz etkileri belirginleşmiştir. Medyanın haber, dizi ve reklamların verilişinde sorumlu davranması, aile ve değerlerimizi dikkate alan yayınlar yapması konusunda hassas olması gerektiği belirtilmiştir.

7.         Medyanın aile ve aile bireyleri üzerindeki olumsuz yayınlarını denetlemede RTÜK’ün daha etkin bir rol alması gerektiği ifade edilmiştir.

SOSYAL DESTEK MEKANİZMALARI HAREKETE GEÇİRİLMELİ

8.         Şehirsel mekânın yapılanmasında ve kentsel dönüşüm projelerinde ailenin kültürel çeşitliliğini zayıflatacak ve tek tipleştirecek projeler yerine ailenin geleneksel değerlerini ve kültürel sürekliliğini sağlayacak stratejilere öncelik verilmesi ve desteklenmesi dile getirilmiştir.

9.         Tüketim toplumunun ekonomik anlayışları ve bunun ortaya çıkardığı sorunlar, aile yapısını doğrundan etkileyen bir unsur olduğu, boşanma başta olmak üzere diğer birçok aile problemine de kaynaklık ettiği belirtilmiştir.

10.       İslam dünyasında yerel geleneklere, İslamlaşma şekillerine ve kültürel farklılıklara göre değişen farklı aile tipleri bulunmaktadır. İslam dünyasındaki aile ve kadın sorunlarının temelinde İslam öncesi ve dışı geleneklerin hala belirleyici olması, aile ve kadını koruyan hukuki düzenlemelerin bulunmamasının yattığı vurgulanmıştır.

11.       Toplumsal yapımızı tehdit edici değişim karşısında en güçlü yapı ailedir; aile önemli bir direnç kurumu, güvenlik ve mahremiyet üreten bir yuvadır. Ne var ki, ailevi sorunlarımızı modern paradigmalar ve kavramlar aracılığıyla çözmeye çalıştığımız için sağlıklı sonuçlara ulaşamamakta ve hatta yeni sorunlara yol açılmaktadır. İnanç ve değerlerimizi referans alan çözümler üretmemiz gerektiği vurgulanmıştır.

12.       Sosyalleşme ve temel toplumsal değerlerin yoğun olarak kazanıldığı dönemlerde, çocukların daha çok sınav başarılarına yönlendirilmeleri toplumun değerlerinin yeni kuşağa aktarılmasını önlediği ifade edilmiştir.

13.       Çağımızın sunduğu teknik ve medya imkânları aile içi iletişim ve etkileşimi zayıflatmıştır. Bunu güçlendirecek sosyal destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi ve bu konudaki aile eğitimlerine ağırlık verilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.

14.       Aile bireylerinin sorunlarına yönelik geliştirilen çözüm arayışlarında aile bütünlüğünü temel alan bakış açısının gözden kaçırılmaması gerektiği vurgulanmıştır.

Katılımcı sivil toplum kuruluşları ve üyeleri, aile kurumunun güçlendirilmesi konusunda üzerine düşeni yapmakta kararlı olduğunu kamuoyuna saygıyla duyurur.

foro-icerik.20120520114343.jpg