Üç bakanlıktan çocukların güvenliği için iş birliği!

Üç bakanlıktan çocukların güvenliği için iş birliği!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yanık, İçişleri Bakanı Soylu ve Milli Eğitim Bakanı Özer ile Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin, çocukların eğitim süreçlerinin güvenliğine ilişkin yönetmeliğe imza attı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin, “Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü”ne imza attı.

Dikmen Polis Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen protokol imza töreninde konuşma yapan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, 85 milyonluk Türkiye nüfusunun yaklaşık 24 milyonunun 18 yaş altında olduğuna işaret etti. Bakan Yanık, “Çocuklarımız ve gençlerimiz Türkiye’nin geleceğini üzerine kuracağımız bir hazine olarak karşımızda duruyor” ifadelerini kullandı.

“TEK ÖLÇÜMÜZ ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI”

Bakan Yanık, şöyle devam etti:

“Çocuklar ve gençler ile ilgili hiçbir meseleyi herhangi bir şekilde ihmal etme, hafife alma ve erteleme şansına sahip değiliz. Böyle bir lüksümüz yok. Tarihe karşı böyle bir sorumluluğu taşıyoruz. Dolayısıyla konunun tarafları olarak üç Bakanlık ve Belediyeler Birliğimiz, bütün kurum ve kuruluşlarımızın bu işin bir tarafında paydaş olduğu tartışmasız.”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ana çalışma alanının desteğe ve yardıma ihtiyacı duyan dezavantajlı kesimler olduğuna işaret eden Bakan Yanık, “Farklı bir ifadeyle pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duyan kesimler. Bu grupların başında da çocuklarımız geliyor. Bizim çocuğa bakış açımız, 20 yıldır çocuklarla ilgili yaptığımız hizmetlerde çocukları insanlığın bize emaneti olarak kabul ediyoruz. Tek bir ölçümüz var, çocuğun üstün yararını korumak. Bütün çalışmalarımızda çocuğun üstün yararını gözeterek hizmet üretiyoruz. Çalıştığımız her dezavantajlı grupta merkeze aldığımız aile odaklı hizmet politikalarımızla, ailenin en kıymetli bireyleri olan çocuklarımıza sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir yaşam alanı sunmak için çalışıyoruz. Bu doğrultuda, ihtiyaca göre kurumsal düzenlemelere gitmeye ve çocuklarımıza destek olmak için birçok farklı hizmet modelleri geliştirmeye gayret ediyoruz. Gerek kamu gerekse özel sektörle iş birliği halinde yürüttüğümüz projelerle çok sayıda çocuğumuzun hayatına dokunduk, dokunmaya da devam ediyoruz.”

Bakanlığın sunduğu Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmeti ile çocuklara fırsat eşitliği sunulmasının amaçlandığını dile getiren Bakan Yanık, ayrıca kurum bakımına ihtiyaç duyan çocuklara yönelik hizmet modelleri uygulandığını anlattı. Bunlardan birinin koruyucu aile hizmeti olduğunu belirten Bakan Yanık, “Koruyucu aile hizmeti, Sayın Hanımefendi Emine Erdoğan’ın himayesinde son yıllarda çok öne çıkmış, çok önemli bir eksiği tamamlamış bir hizmet. Geçtiğimiz yıl 30 Haziran’ı Koruyucu Aile Günü ilan ettik. İnşallah pandemi sonrasında koruyucu ailelik ile ilgili çalışmalarımıza hız vereceğiz. Bizim milletimiz bir şeye inandığı zaman şefkat ırmağına dönüşüyor. Koruyucu aile örneklerinde yüzde 60’ın üzerinde ailelerimizin kendi biyolojik çocukları var. Çocuğu olmadığı için koruyucu aile olmuş değil. Her birisi koruyucu aile oldukları çocuğu hayatın merkezine yerleştiriyor” dedi.

Bakan Yanık, çocukların yaşadıkları risk ve travmaların rehabilitasyonuna yönelik ihtisaslaşmış kuruluşlarda psikososyal destek programları uyguladıklarını vurguladı.

Ayrıca, çocukların erken yaşta okulla buluşmaları için ana sınıfından başlayarak farklı destek programları yürütüldüğünü aktaran Bakan Yanık, bu kapsamda 1 milyon çocuğa ana okulu/ana sınıfı desteği verileceğini, bunu ülkenin geleceği açısından önemsediklerini dile getirdi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak değişen ve dönüşen ihtiyaçları analiz ederek günümüz ihtiyaçları doğrultusunda hizmetleri sürekli güncellediklerini vurgulayan Bakan Yanık, koruma ve bakım hizmetlerinin de bu çerçevede dönüştürüldüğünü, koruma altındaki çocukların koğuş ve yurt yerine artık çocuk evleri veya çocuk sitelerinde 5-6 kişi bir arada yaşadıklarını anlattı.

“TÜM İMKANLARI SEFERBER EDİYORUZ”

İmzalanan protokole ilişkin bilgi veren Bakan Yanık, “Çocuklarımızın geleceği adına bir araya geldiğimiz bu toplantı öncesinde son derece detaylı ve titiz çalışmalar yapıldı. Çocuklarımıza ulaşmak, onlara güvenli ve sağlıklı bir eğitim ortamı ve sosyal çevre oluşturmak, onları hayata hazırlamak için devletimizin tüm imkanlarını hep birlikte bütün kurum ve kuruluşlar, bakanlıklar, yerel yönetimler olarak seferber ediyoruz. Risk altında bulunan çocuklarımıza ulaşmak için oluşturduğumuz mobil ekiplerimiz, sokak çalışmaları ve okul ziyaretleri yaparak koruyucu ve önleyici hizmetler yürütüyorlar. Risk altında bulunduğu değerlendirilen çocuklarla ilgili sosyal inceleme sonucuna göre, uygun sosyal hizmet müdahaleleri oluşturuyoruz” diye konuştu.

“MOBİL EKİPLER 36 BİN ÇOCUK VE 24 BİN AİLE İLE GÖRÜŞTÜ”

Ülke genelinde mobil ekiplerin 11 bin 391 okula 12 bin 35 ziyaret gerçekleştirdiğini, riskli olduğu değerlendirilen 36 bin 67 çocukla ve 24 bin 366 aile ile görüşüldüğünü bildiren Bakan Yanık, “Bugün de burada çocuklarımızın eğitim süreçlerinin güvenliğini sağlamak üzere onların her türlü suç ve zararlı alışkanlıktan uzak tutulmasına ve korunmasına yönelik önemli bir iş birliğini başlatıyoruz. Bakanlıklarımız arası koordinasyonumuzu pekiştirmek için hazırladığımız protokolü imzalayacağız. Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, Millî Eğitim Bakanlığımız ve Türkiye Belediyeler Birliği arasında imzalanan bu protokol ile koordinasyon ve iş birliği içinde koruyucu ve önleyici tedbirleri birlikte alacağız. Eğitimlerle çocuklarımızın bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki yönden nitelikli bireyler olarak yetişmeleri için çalışmalarımızı sürdürmüş olacağız.

Bizi muadillerimizden ayıran en önemli özelliklerimizden birisi, birlikten kuvvet doğacağı inancına sıkı sıkı sarılmamızdır. Her bakanlığın burada bulunan bakanlıklarımız ve bulunmayanlar da dahil olmak üzere çocuklarla, gençlerle veya farklı toplum gruplarıyla alakalı bireysel çalışmaları var. Kendi sorumluluk alanlarımızda yaptığımız çalışmalar var. Kuşkusuz bunlar devam ediyor ama öbür taraftan beraber yapabileceğimiz, beraber yaptığımızda etkisi ve sonuçları katbekat büyüyecek, ayrı ayrı yaptığımızdan daha az emekle, daha az maliyetle daha çok sonuç üreteceğimiz bir meselede hiçbir kurumsal taassuba kapılmadan bir araya geliyor birlikte hizmet ve sonuç üretmeye çalışıyoruz. Bunun çok önemli kıymetli bir tavır olduğu kanaatindeyim. Bu sadece devletin, milletin kaynaklarını doğru kullanmak değil ama aynı zamanda bir örnek oluşturmak, bir kamu hizmeti mantığı üretmek açısından da son derece kıymetli bir şey. Kurumsal taassupları bir tarafa bırakıp bizim bu milletin bize emanet ettiği maddi manevi bütün emanetlere, insan kaynağı ya da değil her türlü emanete sonuna kadar sahip çıktığımız ve onun üzerinde titizlendiğimizi göstermek bakımından da son derece önemli bir alt mesajı olduğu kanaatindeyim. Bütün bakanlarımıza Bakanlığım adına teşekkür ediyorum. Özellikle İçişleri Bakanlığımız ve Milli Eğitim Bakanlığımızla çok güzel çalışmalar yaptık. İnşallah bundan sonraki süreçte de farklı başlıklarda sadece çocuklar değil, kadına yönelik şiddetle mücadelede, bağımlılıkla mücadele ve benzeri pek çok konuda ayrı ayrı çalışmalar yürütüyoruz.

Eğitim ve güvenlik, yabancı uyruklu çocuklara verilecek eğitim ve hizmetler, erken yaşta evlendirilmelerinin önlenmesi, okul devamlılığının sağlanması, koruyucu ve önleyici hizmetler, sosyal faaliyetler ve sportif etkinlikler, kültürel programlar, bilinçlendirme ve farkındalık kazandırma programları gibi çeşitli başlıklardan oluşan bu protokolümüzün çocuklarımıza, gençlerimize, toplumumuza, milletimize hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni ediyoruz. Bunun için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

Bakan Yanık, protokol kapsamında tüm illerde mobil ekiplerle okul eşleşmeleri yapılacağını, okul rehberlik birimlerince bildirilen çocuklara ilişkin mobil ekiplerin özel çalışmalar yürüteceğini vurguladı. Bakan Yanık, “Hızlı ve yerinde çözümleri 81 ilimizde bildirilen tüm çocuklarımıza ulaştıracağız.” dedi.

Dezavantajlı çocukların okula devam etmelerini sağlamak amacıyla mesleki çalışmalar gerçekleştirileceğini aktaran Bakan Yanık, şunları kaydetti:

“Gerektiği takdirde çocuklar ve ailelerini uygun sosyal hizmet modellerine yönlendireceğiz. Sosyal hizmet müdahalesinde bulunduğumuz çocuklar ve ailelerine ilişkin bilinçlendirme ve izleme çalışmaları yaparak süreci düzenli takip edeceğiz, ihtiyaca göre yeni süreç planlamaları da geliştireceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın da sıklıkla ifade ettiği gibi, ülke olarak bizim en kıymetli sermayemiz insan sermayemiz, nitelikli insan gücümüz. Çocuklarımız bu anlamda bizim geleceğe yönelik en kıymetli varlıklarımızdır. Her birinin iyi bir eğitim alması, sağlıklı bir sosyal çevrede büyümesi, topluma fayda üretecek biçimde yetişkinliğe adım atması için elimizden geleni yapmakla yükümlüyüz.

Çünkü geleceğin Türkiye’sini onlar inşa edecekler, dünyanın daha yaşanabilir bir dünya olması için onlar çalışacaklar. Bizler de onlara bütün bunları gerçekleştirebilmeleri için fırsatlar sunacak, böylelikle yollarını açmış olacağız.”

“BÜTÜN ÇALIŞMALARIMIZDA ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARINI GÖZETEREK HİZMET ÜRETİYORUZ”
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaşlanma problemi olduğunu hatırlatan Bakan Yanık, konuşmasında çocuklar ve gençleri Türkiye’nin geleceğini üzerine kuracakları bir hazine olarak tanımladı.
Tek ölçülerinin çocuğun üstün yararını korumak olduğunu belirten Bakan Yanık, “Bütün çalışmalarımızda çocuğun üstün yararını gözeterek hizmet üretiyoruz. Çalıştığımız her dezavantajlı grupta merkeze aldığımız aile odaklı hizmet politikalarımızla, ailenin en kıymetli bireyleri olan çocuklarımıza sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir yaşam alanı sunmak için çalışıyoruz. Bu doğrultuda, ihtiyaca göre kurumsal düzenlemelere gitmeye ve çocuklarımıza destek olmak için birçok farklı hizmet modelleri geliştirmeye gayret ediyoruz” dedi.

“BEYİN GÖÇÜNÜ GÜNDEME GETİRENLER BAŞÖRTÜSÜNDEN DOLAYI YURT DIŞINA GİDENLER HAKKINDA KONUŞMADI”

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 2021-2022 eğitim yılının kesintiye uğramadan yüz yüze tamamlamanın mutluluğunu yaşadıklarını anlattı. Eğitimin bir ülke için milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatan Bakan Özer, 2000’li yıllarda yüz çocuktan 11’inin okul öncesi eğitime erişebildiğini söyledi. Özer, bu sayının şu an yüzde 92’ye ulaştığını kaydetti.

Bakan Özer, şöyle devam etti:
“Bu ülkede yıllardan beri kız çocuklarıyla ilgili, özellikle muhafazakar kesimi irite edecek şekilde ‘Kız çocuklarını okullara göndermiyor vatandaşlarımız’ şeklinde bir retoreyi tekrarlayarak muhafazakar kesimi töhmet altında bırakarak, ama bunun yanında okullar açmayarak, eğitime erişimlerini kolaylaştırmayarak, süreci güçleştirerek geçtiğimiz bir dönemden şu anda kız çocuklarımızın okullaşma oranının erkek çocuklarını geçtiği bir eğitim sistemine evrildik. Bu ülke son 20 yıl içerisinde eğitime erişim sorununu çözdüğü gibi kız çocuklarının eğitime erişme sorununu da çözdü. Bugün beyin göçünü sıklıkla gündeme getirenlerin dün başörtüsü yasağından dolayı yurt dışına giden kadınlar ve kızlarla ilgili hiçbir şey konuşmadıklarını görürsünüz. Çünkü onların kucaklama diye bir dertleri yoktur.”

“HİÇBİR TERÖR ÖRGÜTÜNE TESLİM EDECEK, KAYBEDECEK TEK BİR GENCİMİZ YOK”
“Bizim 18,9 milyon öğrencimizin yaklaşık 1 milyonu geçici koruma altındaki Suriyeliler ve diğer yabancılardır. Böyle bir ülke yok. Tüm vatandaşını kucakladığı gibi ona misafir olan insanların çocuklarına da eğitim hizmetini sunan bir ülke yok” diyen Milli Eğitim Bakanı Özer, çocukları sadece akademik başarıda değil, devletiyle, milletiyle barışık gençler olarak yetiştirmek için çaba sarf edeceklerini anlattı. Hiçbir genci terör örgütüne teslim etmeyeceklerini vurgulayan Bakan Özer, “Madde bağımlılığından internet bağımlılığına kadar hiçbir bağımlılığa feda edecek tek bir gencimiz yok. Hiçbir terör örgütüne teslim edecek, kaybedecek tek bir gencimiz yok. Özellikle son zamanlarda bakanlık olarak internet bağımlılığıyla ilgili süreçlere çok daha müdahil olduğumuz zaman gördüğümüz şey şu; çok tehlikeli bir sürecin içindeyiz. Gençlerimizi bağımlılıkla ilgili süreçlerde yalnız bıraktığımız zaman kaybetme riskimi çok fazla artıyor” ifadelerine yer verdi.
Bağımlılığın teknolojinin yan ürünü değil, bizatihi istediği bir şey olduğunu savunan Milli Eğitim Bakanı Özer, üç bakanlık olarak geçmiş kültürel kodların sürekliliğini okullarda tekrar sağlamaya çalışacaklarını kaydetti.

BAKAN SOYLU: SUÇ, ŞİDDET VE İSTİSMAR 21. YÜZYILIN EN TEMEL GÜVENLİK PROBLEMLERİ ARASINDA

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise söz konusu protokolde dört konu başlığı olduğunun bilgisini vererek, “Birincisi: Suç, şiddet ve istismar. İkinci: Bağımlılık ile mücadele. Üçüncüsü: Güvenli eğitim iletişimi. Dördüncüsü: Eğitim çağında olan yabancı uyruklu çocukların eğitim ve güvenlik sorunları. Arkadaşlarımız o kadar güzel belirlemişler ki karşı karşıya kaldığımız bütün alanları belirlemişler ve bunların izlemelerine ve takiplerine yönelik ve yapılması gereken eylemlere yönelik değerlendirmeleri ortaya koymuşlar” dedi.

Soylu, suç, şiddet ve istismarın 21. yüzyılın en temel güvenlik problemleri arasında olduğuna dikkati çekerek, “Burada özellikle meselenin önleyicilikle bertaraf edilmesi bir tarafa olay olduğu andan itibaren, hissedilip, anlaşılıp, tespit edilip durdurulması en temel önceliklerimiz bir tanesidir. Gerek öğretmenlerimiz gerek rehber öğretmenlerimiz, bizim medeniyet kodlarımızın en temel garantörleridir. Onların dikkati, onların ortaya koyacakları süreç, olaylar olmadan önce engellendiği ama olay hemen ortaya çıktığı zaman dilimi içerisinde müdahale edilip yönetilebilme kabiliyetine sahip olabilmesi. Ardından ilgili bakanlığımızın birimleri ile rehabilite edilmesi ve o olayın tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik adımların atılması, 360 derecenin en önemli zincirleme adımları olarak nitelendirilmelidir” diye konuştu.

“GÖÇ ÇOCUKLARI BU COĞRAFYANIN ÇOCUKLARIDIR”
Bağımlılık, uyuşturucu, internet bağımlılığı ile mücadelenin herkesin katkısıyla gerçekleştirilmesi gerektiğini savunan Soylu, “Güvenli eğitim iletişimini ve bir travmanın içerisinden gelen göç çocukları. Çok itiraz ediliyor. Ama bu çocuklar bizim coğrafyamızın çocukları. Annelerini, babalarını kaybetmiş çocuklar bunlar. Onları itip, o travmaların içerisinde kalmalarına seyirci mi olmalıyız yoksa bir insan olarak onlara elimizi mi uzatmalıyız? En iyi el uzatma yöntemi eğitimdir. Başka bir el uzatma yöntemi yoktur. Bizim İçişleri Bakanlığı olarak iki görevimiz var. Biri önleyiciliktir. Temel görevimiz budur. İkinci görevimiz ise olay olduktan sonra suçu aydınlatma ve adalete teslim etmektir. Ama bizim temel görevimiz önleyiciliktir. Eğer seyirci kalırsak, eğer toplumu uyarmazsak, eğer milletimize doğruyu ve gelecek tehditleri ifade etmeye çalışmazsak sürekli olaylarla karşı karşıya kalırız” dedi.

Protokole Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) de destek verdi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Eğitim Bakanı Özer ile TBB Başkanı Fatma Şahin’in de konuşma yaptığı törende, konuşmaların ardından protokole imza atıldı.

“Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü”, eğitim ve güvenlik, yabancı uyruklu çocuklara verilecek eğitim ve hizmetler, erken yaşta evlendirilmelerinin önlenmesi, okul devamlılığının sağlanması, koruyucu ve önleyici hizmetler, sosyal faaliyetler ve sportif etkinlikler, kültürel programlar, bilinçlendirme ve farkındalık kazandırma programları gibi çeşitli başlıklardan oluşuyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler