TÜSİAD mı, yoksa MÜSİAD mı?

TÜSİAD mı, yoksa MÜSİAD mı?

AKP'nin aday adayları listesinde başta İstanbul olmak üzere Konya ve Kayseri gibi şehirlerde daha önce MÜSİAD üyesi olan, şimdi ticaret ve sanayi odalarının yönetim kurullarında yer alan isimlerin bulunması dikkatleri çekiyor.

Yazar Ali Bulaç’ın önceki gün köşesinden başlattığı ve dün de Sabah yazarı Meliha Okur’un başka bir pencereden ele aldığı konu yeni bir tartışmayı gündeme getirdi. Türkiye rantiyeden beleş para kazananların cirit attığı bir ülke mi olacak yoksa üreten ve satanların zenginleştiği ve giderek söz sahibi olduğu bir ülke mi?


Ali Bulaç, “1929 yılından bu yana halktan toplanan kaynaklarla "devlet zengini" olarak yaşamaya alışmış bu imtiyazlı ve mutlu zümre, artık eski konumunu muhafaza edemiyor. Dün kapısında müstahdem olanların sınıf atlamalarına, başarılar kaydetmelerine içerliyor. 1929'dan beri Cumhuriyet, onlara halkın parasıyla kalkınmayı sağlamak ve modern/Batılı yaşama tarzının öncülüğünü üstlenme görevini vermişti. Modern yaşama tarzı ellerinde, ama zenginliği koruma konusunda zorluklar var. Çünkü üretemiyor, dışa açılamıyor, yeni gelişmeleri algılayamıyorlar. Yaşama biçimini fazlasıyla önemsiyorlar, asla yaşama tarzından ödün vermeyeceğini bağırıyor, ama bu pahalı yaşama tarzını finanse edecek kaynakları oluşturamıyorlar. "Eskisi gibi devlet bizim yaşama tarzımızı finanse etsin" diyorlar. Çalışan, üreten, biriktiren, yeni iş alanları açan, dışa açılan, Ortadoğu'dan Balkanlar'a Rusya'dan Orta Asya içlerine kadar elinde çantası mal satan, Afrika'nın balta girmemiş orman içlerinde okul veya işyeri açanlar "ötekiler"!...” diyor


Meliha Okur ise AK Parti’nin AK zenginleri başlıklı yazısında “Eski para, yeni parayı kovar mı? Görünen o ki, eski parayı temsil edenler güç erozyonuna uğradı, yeni para temsilcileri sessiz sedasız güçleniyor!.. Diyeceksiniz ki, "Kim bu eski ve yeni paracılar?" Eski parayı, Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) üyeleri temsil ediyor. Yeni para temsilcileri ise "AK zenginlerden" oluşuyor. Sakın, "Nerede AK zenginler?" demeyin! Çoğu tarikat ve cemaat kültüründen geliyor. Kimsesizlerin kimsesi olmaya özen gösteriyor. "Bir dolar milyarderi yerine bin dolar milyoneri" hedefi koyan AK Parti'yle birlikte yürüyor. Daha ne olsun!..” diyor.


10 yıl önce çekim merkezleri MÜSİAD olan şimdi ise İTO, İSO, KTO, KSO, KAYSO hatta TOBB’un zirvesine yerleşen sermaye sahipleri, tarikat ve cemaat kültüründen geliyor olsalar da artık eskisinden daha fazla siyasetle iç içeler. Pek çok işadamı Anadolu’da AK Parti’nin il ve ilçe başkanlıklarıyla yönetim kurullarındalar. İş dünyasında hızla yükselmeleri onları halktan ayırmıyor.


AK Parti'yle birlikte yürüyen ve büyüyen sermaye sahiplerinin bugün TÜSİAD’la yarışır hale geldiklerini kimse inkar etmiyor. 566 TÜSİAD üyesine karşın 2 bin 900 MÜSİAD üyesi bulunuyor. Dolar cinsinden TÜSİAD üyelerinin hükmettikleri sermaye tutarı fazla olsa da dengelerin hızla değiştiği görülüyor. Fakat atlanan ya da üzerinde fazlaca durulmayan bir husus var. O da MÜSİAD üyelerinin tamamının AK Partili olarak kabul edilmesi. Oysa çoğunluk AK Partililer’den oluşsa da değişik siyasi görüşleri olan üyeler de azımsanmayacak kadar.


AK Parti’nin, 4.5 yıllık iktidar döneminde kendi zenginini yarattığını söyleyen siyaset bilimci ve sosyologlara göre AK zenginler artık global düşünmeye ve yüksek maaşlı yöneticiler çalıştırmaya başladılar. Şirket yönetimlerine emekli askerler, bürokratlar transfer edildi. AK zenginlerin Anadolu ayağında devleşenler var ve bunlar zenginleştikçe kendilerine, "Muhafazakâr liberal" dediler. Artık çocuklarını iyi okullarda, hatta Amerika’da okutuyor, kentli olmaya ve sınıf atlamaya çabalıyorlar. AB'ye doğrudan mal satıyor, şehirlerinde yabancı konuk ağırlıyor, ancak içki içmiyor ve içirmiyorlar. Küresel şirketlerle stratejik ortaklık hedeflerini canlı tutmaya özen gösteren bu işadamları için sosyal bilimciler “İslami burjuvazi” deyimini rahatlıkla kullanabiliyor.


TÜRKİYE ‘MÜSLÜMAN SOSYETE’ İLE TANIŞIYOR


MÜSİAD'ın eski başkanı Erol Yarar, "Yeni bir burjuvazi yükseliyor. Anadolu kökenli bu insanlar, Anadolu'nun hızlı sanayileşen şehirlerinde esnaflık yaparken artık sanayici oldu. Yakında Türkiye için motor güç haline gelecekler. İsimlerini daha çok duyacağız" derken, SÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay da siyasi ve ekonomik güç oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Aktay’a göre burjuvazisi güçlü olmayan toplumun sivil toplumu da başarılı olamıyor.


Kim ne iddiada bulunursa bulunsun orta yerde bir gerçek var. Konya ve Kayseri gibi çekim merkezlerinde yaşayan AK zenginlerin önümüzdeki süreçte hız kesmeden büyümeye devam edecek gibi görünmeleri. Türkiye’de zor ama imkansız olmayan bir devrim yaşanıyor. Sermaye yavaş yavaş el ve kabuk değiştiriyor. Memleket