Türkiye'de her 7 kişiden 1'i böbrek hastası

Türkiye'de her 7 kişiden 1'i böbrek hastası

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülçin Kantarcı:- "Dünyada yaklaşık 500 milyon kişide böbrek hastalığı olduğunu biliyoruz. Türkiye'de de her 7 kişiden 1'inde böbrek hastalığı var. Bu oldukça yüksek bir orandır"- "Bir başka önemli nokta, böbrek hastalığı olanların önemli bir kısmının hastalığının farkında olmamasıdır. Çünkü böbrekler fonksiyonlarının yüzde 70'ini kaybedene kadar hiçbir belirti vermiyor"

İSTANBUL (AA) - Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, dünyada yaklaşık 500 milyon kişide böbrek hastalığı olduğunu belirterek, "Türkiye'de de her 7 kişiden 1'inde böbrek hastalığı var. Bu oldukça yüksek bir orandır." dedi.

Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, "Dünya Böbrek Günü" dolayısıyla yaptığı açıklamada, bugünün bir kutlama değil, farkındalık günü olduğunu belirtti.

Böbreklerin fonksiyonlarının yüzde 70'ini kaybedene kadar hiçbir bulgu vermediğine dikkati çeken Kantarcı, bu nedenle hekime gitme ya da erken tanı alma şansının kaybolduğunu aktardı.

Bu yıl Dünya Böbrek Günü'nün temasının da "Böbreğine söz ver." olduğunu ifade eden Kantarcı, şu bilgileri verdi:

"Ben bundan şunu anlıyorum, 'Zararlı etkilerden korunun, böbreğinize zarar verecek şeyler kullanmayın. Böbrek fonksiyonlarını bozacak şeyler yapmayın. Dünyada yaklaşık 500 milyon kişide böbrek hastalığı olduğunu biliyoruz. Türkiye'de de her 7 kişiden 1'inde böbrek hastalığı var. Bu oldukça yüksek bir orandır. Bir başka önemli nokta, böbrek hastalığı olanların önemli bir kısmının hastalığının farkında olmamasıdır. Çünkü böbrekler fonksiyonlarının yüzde 70'ini kaybedene kadar hiçbir belirti vermiyor."

- Protein tozlarına dikkat

Böbrek hastalıklarından korunmada beslenmenin önemine işaret eden Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, şunları kaydetti:

"Biz aslında çok iyi bir coğrafyada yaşıyoruz ama buna rağmen ülkemizde diyabet artış hızından baktığımızda neredeyse biz birinciyiz. Çok hızla kilo alan bir toplumuz ve çok hızla tip 2 diyabet artıyor. Böbrek yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biri diyabettir. Ülkemizdeki böbrek hastalarının yaklaşık yüzde 40'ı diyabet nedeniyle diyalize giriyor. Biliyoruz ki önlenebilir ölüm nedenleri arasında Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre birincisi sigara, ikincisi ise hipertansiyon. Bunların ikisi de kronik böbrek yetmezliğine sebep oluyor. Bu da yaşam kalitesini bozan ve yaşam kaybına neden olan bir süreçtir. Ülkemizde doğru ve iyi bir tedaviye rağmen ölüm riski yüksek olan hastalıklar içerisinde kronik böbrek yetmezliğini 7'inci sırada sayabiliriz."

Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, böbrekleri korumak için öncelikle yapılması gerekenin kontrolsüz ilaç kullanmamak ve sigara tüketmemek olduğunu vurgulayarak, "Bir de son zamanlarda daha iyi kas yapabilmek için protein tozlarının tüketildiğini ve yüksek proteinli bir beslenmenin tercih edildiğini görüyoruz. Ancak daha iyi kaslara ulaşayım derken böbreklerin sağlığı bozulabilir. Böbrek yetmezliği yaşam kalitesini çok etkiliyor ve aslında insanların spor yapmasına da engel olacak süreçlere götürüyor. Bununla birlikte böbrek yetmezliği kas erimesine de neden olur. Bir yandan kas yapacağız derken diğer taraftan böbreklerimizden olabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

- "Çocuklarda obeziteye engel olmak çok önemli"

Türkiye'de tuz tüketiminin de çok yüksek olduğunun altını çizen Kantarcı, Dünya Sağlık Örgütünün günlük önerdiği tuz miktarının 5-6 gram olduğunu ancak bunun ülkede 10 gramın üzerinde seyrettiğini kaydetti.

Kantarcı, son yıllarda tuz tüketimini azaltmak için başlatılan uygulamalara dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yapılması gerekenlerden biri ekmekte tuz oranını azaltmaktı ve yapıldı. Bunda da başarılı olundu. Ancak hala içine daha fazla tuz katılan ekmek tercih ediliyor. Çocuklarda obeziteye engel olmak çok önemli. Çünkü çocuk obezitesi ileride tip 2 diyabete yakalanma riskini artırıyor. Tip 2 diyabet de ileride böbrek yetmezliği ve diğer diyabet komplikasyonlarına açık olmak anlamına geliyor. Tüm bunları önlemek için, çocukların tekrar sokakta oynayabileceği, bilgisayar, tablet, telefon karşısında olmayacağı, yani hayatlarını sporla hareketle geçirmeleri çok önemli. Çocuklarımızı küçük yaşlardan itibaren egzersize alıştırmalıyız. Çünkü egzersiz yapan bir bireyin ilerde tip 2 diyabet olma şansı oldukça düşük. Bununla birlikte kantinlerdeki paketli ürünlerden de çocukları kurtarmak lazım. Onların daha çok taze gıda, sebze tüketebileceği beslenme öğünlerini okul şartlarında elde etmek gerekli."

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.