Türkistanlı Mücahid Haki Efendi anıldı

Türkistanlı Mücahid Haki Efendi anıldı

Türkistanlı Mücahid Haki Efendi, 37. vefat yıldönümü münasebetiyle Üçler Kabristanı’ndaki kabri başında dualar ve Fatiha’larla yâd edildi.

haki-efendi-002.jpg

Türkistanlı Mücahit Hacı Haki İzler, Üçler Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Anma programına Gönül Gözü Derneği Başkanı Derviş Ahmet Şahin, Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Emekli Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Özönder, Gazeteci-Yazar İhsan Kayseri, Mustafa Balkan ve Mustafa Güden, Şair İsmail Desteli, Yazar Mevlüt Bayram ile çok sayıda kişi katıldı. İsmail Detseli’nin okuduğu aşr ve Mevlüt Bayram’ın yaptığı duanın ardından Hacı Haki İzler’in hayatından kesitler sunan Araştırmacı-Yazar Hasan Özönder, “1887 yılında Türkmenistan’da doğan ve iyi bir medrese eğitimi alan Haki Efendi, Türkistan’ın Komünistler tarafından işgaline karşı gelerek büyük mukavemet göstermiş. Bunun üzerine Rus kuvvetleri kendisini öldürme kararı alıyor ve yakınları tarafından Türkistan’ın hemen terk etmesi gerektiği kendisine bildiriliyor. Haki Efendi de ailesine dahi veda edemeden Türkistan’dan Batı’ya doğru hicret ederek Türkiye’ye sığınıyor” dedi.

HAKİ EFENDİ’NİN İKİNCİ KEZ İŞGALE UĞRAYIŞI

Yazar Hasan Özönder, medrese eğitimi alan Haki Efendi’nin Afganistan ve İran üzerinden maceralı bir yolculuktan sonra geldiği Türkiye’de, Eskişehir’e yerleşmeye karar verdiğini belirterek hatıralarını şöyle dile getirdi: “Haki Efendi, Eskişehir’e vardığında duvarlarda Ömer Hayyam’ın içkiden bahseden dörtlüklerini görüyor. Bir İslâm velisi olan Ömer Hayyam’ın o dörtlüklerinde yer alan şarap, saki ve diğer kelimeler tasavvufta başka anlamlara geliyor, biliyorsunuz. Meyhane açılışı dolayısıyla duvarlardaki o afişlere çok müteessir oluyor ve âdeta ikinci bir işgale uğruyor. Duvarlara bu afişleri astıran meyhaneciyi buluyor ve kendisine meyhanenin, içkinin, sakinin ne olduğunu anlattıktan sonra Ömer Hayyam’ın nasıl bir kişi olduğu hakkında bilgi veriyor. Meyhaneci bunun üzerine Haki Efendi’nin elini öpüyor ve beni büyük bir yanılgıdan ve büyük bir dertten kurtardınız diyerek bütün afişleri toplattıracağına dair söz veriyor. Ertesi gün duvarlardaki bütün afişlerin toplattırıldığı görülüyor. Haki Efendi işte böyle birisidir.

İŞTE HAKİ EFENDİ BÖYLE BİR İNSANDI

İkinci hatıram da şöyle: Evimiz Türbe önünde idi. Hocamız buradaki satıcılardan meyve ve sebze alırdı. Kimseye bağlı ve yük olmayan bir insandı. Bekardı ve Ovaloğlu Camisi’nin haziresinde kalırdı. Bahçivandan 2 kilo domates ve 250 gram biber alıyor. Kaç para diyor ve karşılığında 5 lira veriyor. Karşıda fırıncı Metfullah amca vardı. Hocam diyor, niye ondan aldınız? Pahacı bir kişi o, üstelik 5 lira verdiniz, niye pazarlık etmediniz diyor. O da olsun, ihtiyacı olmasaydı istemezdi diyor. İşte böyle bir insandı o. Konya’ya yerleştikten sonra pek çok hocaya Farsça ve Arapça dersler verdi. Tahir Büyükkörükçü Hoca’nın da Farsça hocasıydı. Mesnevî’yi ezberlemesini sağlayan o idi. Hacı Haki İzler’in o küçücük kulübesi bir saray gibi dolup taşardı. 6 Eylül 1975 günü 88 yaşında vefat etti. Üçler Mezarlığına defnedilen Haki Efendi Allah dostu, halk ve Hakk dostu bir insandı. Allah rahmet eylesin ve makamı cennet olsun."