TSK'dan Cumhuriyete isyan halka ihanet

TSK'dan Cumhuriyete isyan halka ihanet

Son olaylarla birlikte TSK'nın halka arkasını döndüğü bariz bir şekilde ortaya çıktı. TSK'nın resepsiyona katılmaması ve 'Başörtü görünce kaç' emri büyük tepki çekti.

Çankaya’daki resepsiyona katılmayan Genelkurmay’ın, garnizonlara “eşi türbanlı olanın davetine katılmayın, salonda türbanlı görürseniz süratle ve fark ettirmeden orayı terk edin” emri ve “‘türbandan kurtulma krokisi” büyük tepki topladı. AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, böyle bir emrin “çocukça, gülünç ve anlamsız” olduğunu söyledi. Bozdağ, şöyle dedi: “Başı örtülü bir annenin evladı şehit olduğunda onun yanına gelip elini sıkan ve ona desteğini ifade eden bir subay nasıl saygılı bir yaklaşım içinde oluyorsa, başı örtülü bir hanımefendi protokole geldiği zaman da aynı saygıyı gösterme zorunluluğu vardır. Ordu milletine arkasını dönemez, dönmemesi lazım. Eğer dönerse bu dönmesi gülünç, anlamsız bir yaklaşımdan öte bir mana ifade etmiyor.”

BAŞKOMUTANIN DAVETİNE UYMAK ZORUNLU

Cumhurbaşkanı Gül’ün eşiyle verdiği resepsiyona CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve komutanların katılmamasını da eleştiren Bozdağ şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı, ordunun da başkomutanıdır. Başkomutanın davetine icabet etmek takdir değil bir zorunluluktur. Cumhurbaşkanı herkesin Cumhurbaşkanı’dır. Verdiği resepsiyon da 73 milyon adına verilen bir resepsiyondur. Doğal olmayan, kabul edilemez olan tek şey, CHP Genel Başkanı’nın, Yargıtay, Danıştay Başkanı ve kuvvet komutanlarının tavrıdır. Bu tavrın hukuki dayanağı da yoktur.” AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç da “Eğer Cumhurbaşkanına karşı tavır, Atatürkçülük namına geliştiriliyorsa, Büyük Önder, Kayserili demir döküm işçisi Ahmet Bey’in oğlu Abdullah Bey’in bugün Çankaya’da Reisicumhur makamında olduğunu görseydi, ‘Cumhuriyet hedefine ulaşmıştır’ diyerek, bundan sadece memnuniyet duyardı” dedi.

HÜKÜMET BU DURUMA EL KOYMALIDIR

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise polis ve askerin yani silahlı güçlerin sivil otoriteye bağlı olmasının AB’nin temel kriterlerinden birisi olduğunu hatırlatarak, “Bu durumda Başbakan’a bağlı Genelkurmay Başkanlığı MSB’ye bağlıdır. Hükümete rağmen böyle bir yaklaşımın ve düzenleyici talimatların verilmesi yanlıştır. Hükümetin el koyarak düzelteceği bir durum söz konusudur” dedi.

ASKERİN YAPTIĞI EMRE İTAATSİZLİK

MAZLUM-DER Genel Başkanı Faruk Ünsal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başkomutan olduğunu, askerin Başkomutanın davetine gelmemesi ve alternatif davet vermesinin emre itaatsizlik olduğunu savundu. Genelkurmay’ın illere “türbanlıların davetine katılmayın” şeklinde bir genelge gönderip göndermedikleri konusunda açıklama yapması gerektiğini kaydeden Ünsal, “Eğer gönderdilerse saygısızca bir şey. Kabul edilebilir bir şey değil. Buna makul bir şey söylemiyorlarsa kendi meşruiyetlerini milletin nazarında kaybetmiş olurlar” yorumunu yaptı.

‘TÜRBANI GÖRÜNCE KAÇIN’ EMRİ!..

Genelkurmay’ın “türbanı görünce kaçın” emri, Star Gazetesi’nin dünkü manşetinde yer almıştı. Buna göre; Çankaya’daki resepsiyona katılmayan Genelkurmay’ın, garnizonlara da, “Eşi türbanlı olanın davetine katılmayın, salonda türbanlı görürseniz süratle ve fark ettirmeden orayı terk edin” emri verdiği, komutanlıklara gönderildiği belirtilen emirde de, “Davet sahibi protokolün eşleri tesettürlü ise askeri personel katılmayacak. Eşler tesettürsüz ise salona girilecek ancak tesettürlü bayanlar görüldüğü takdirde süratle ve fark ettirmeden resepsiyon terk edilecektir”denildiği ortaya çıkmıştı. Başörtüsünde bu uyarılarla da yetinilmeyip protokol ayarı yapıldığı da gündeme gelmiş, Genelkurmay’ın hazırladığı ‘Protokol karşılamasında başörtülü eşle el sıkışmama’ krokileri yayımlanmıştı.

BAŞSAVCI İÇİN DAVA

Mehmet Akif Işık adlı vatandaş, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya hakkında “laikliği kendisine göre yorumladığı”, “başörtüsü hakkında hiçbir yasal sınırlama yok iken yasakmış gibi göstermek”, “başörtüsü ile ilgili beyanat verme yetkisi olmamasına rağmen açıklama yaptığı” gerekçeleriyle suç duyurusu yaptı. Işık, Yalçınkaya’nın laiklik anlayışının Atatürk’ün laiklik anlayışına ters ve hükümsüz olduğunu belirterek, görevi kötüye kullanmaktan cezalandırılmasını istedi. Işık, 28 Ekim’de Yargıtay Başkanlığı’na verdiği dilekçesinde, Atatürk’ün laiklik konusundaki sözlerine de yer vererek Atatürk’ün 11 Aralık 1924’te Ankara’da yaptığı konuşmada, “Dinsel düşünce ve inançlara saygılı olmak öteden beri doğal ve genel bir anlayıştır. Bunun tersini düşünmek için neden yoktur” sözlerini hatırlattı. Işık, “Atatürk’ün laikliği tarifinden sonra başörtüsünün laikliğe aykırı olduğu iddiasını ileri sürmek bence Atatürk’ün düşüncelerine aykırıdır ve dolayısıyla hükümsüz olmalıdır” dedi.

Kaynak: Star