Tozlu raflardan çıkarılan 638 dosya: 3 ayda 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı
Adalet Bakanlığı’nın özel ekibi, yıllardır çözülemeyen 638 dosyayı yeniden inceledi. 3 ayda 25 dosyadaki 28 cinayet ve kayıp olayı aydınlatıldı.
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, yıllardır çözülemeyen cinayet ve kayıp dosyalarını yeniden mercek altına aldı. Türkiye genelindeki 638 dosyanın incelenmesiyle yürütülen çalışmalarda, yalnızca üç ayda 25 dosyadaki 28 faili meçhul cinayet ve kayıp olayı aydınlatıldı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla 24 Nisan 2026’da kurulan özel birim, geçmişte sonuçsuz kalan soruşturmaları günümüz teknolojisi ve yeni deliller ışığında yeniden değerlendirdi. Çalışmalar kapsamında 79 şüpheli tutuklandı, 21 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
638 dosya yeniden açıldı, 155 dosya mercek altına alındı
Türkiye'nin 75 ilinde bulunan 638 cinayet ve kayıp dosyası üzerinde araştırma başlatıldı. İncelemeler sonucunda 59 ilde, toplam 168 maktulün bulunduğu 155 dosya yeniden ele alındı.
Bu dosyaların 44’ünde ise 47 kişinin hayatını kaybettiği olaylara ilişkin özel çalışma ekipleri oluşturuldu. Cumhuriyet başsavcılıkları ve kolluk birimleriyle koordineli yürütülen soruşturmalarda, yıllar önce gözden kaçan deliller yeniden değerlendirildi.
Uzman ekipler; HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, kamera görüntüleri, dijital materyaller, kriminal bulgular ve adli kayıtları yeniden inceledi. Geçmişte verilen takipsizlik kararları da ortaya çıkan yeni bulgular doğrultusunda tekrar değerlendirildi.
Eski kamera kayıtlarından 14 yıllık dilekçeye kadar her delil incelendi
Soruşturmalarda dikkat çeken yöntemlerden biri, yıllar önce önemsiz görülen veya sonuç vermeyen delillerin teknolojik imkanlarla yeniden değerlendirilmesi oldu.
İstanbulkart kayıtları, HTS verileri, baz istasyonu sinyalleri, 372 saatlik kamera görüntüleri, DNA örnekleri, sigara izmaritleri, topuk kanı kayıtları ve hatta yıllar önce cezaevinden gönderilen bir dilekçe soruşturmaların seyrini değiştirdi.

“Kaza” denilen olay cinayet çıktı
Marmaris’te 28 Mart 2023’te silahla vurularak hayatını kaybeden Abdullah Uslu’nun ölümü de yeniden incelenen dosyalardan biri oldu.
İlk soruşturmada Uslu’nun alkollü olduğu ve silahı beline takmaya çalışırken kendisini vurduğu değerlendirilmiş, dosyada takipsizlik kararı verilmişti.
Uslu’nun kızının itirazı sonrasında soruşturma yeniden ele alındı. Olay yeri inceleme raporları, kamera ve iletişim kayıtları ile yeni ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda olayın kaza değil cinayet olduğuna yönelik bulgulara ulaşıldı.
Soruşturma kapsamında iki şüpheli tutuklandı, iki şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
24 yıllık cinayetin izini 14 yıllık dilekçe ortaya çıkardı
Aydın’ın Germencik ilçesinde 2002 yılında öldürülen Galip Öztürker’in dosyasında ise yıllar önce cezaevinden gönderilen bir dilekçe yeniden gündeme geldi.
Şüphelilerden birinin 2012 yılında savcılığa gönderdiği ve cinayetle ilgili ayrıntılı anlatımlar içeren dilekçe; tanık teşhisleri, telefon kayıtları ve diğer delillerle birlikte yeniden değerlendirildi.
Çalışmaların ardından beş şüpheli tutuklandı ve haklarında dava açıldı. İlk duruşmada verilen tahliye kararına yapılan itirazın ardından dört sanık hakkında yeniden tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı. Bu kişiler yakalanarak tekrar tutuklandı.
İstanbulkart ve HTS kayıtları 8 yıllık cinayeti çözdü
İstanbul Şişli’de 2016 yılında öldürülen Mezdeke Dans Üçlüsü üyelerinden Aynur Kanbur’un dosyasında da dijital izler önemli rol oynadı.
HTS, baz istasyonu, kamera ve İstanbulkart kayıtları birlikte incelendi. Şüphelilerin olaydan önce telefonlarını kapattıkları, olaydan sonraki gün yeniden açtıkları ve aralarında mesajlaşmalar bulunduğu belirlendi.
Düzenlenen eş zamanlı operasyonla üç şüpheli tutuklandı.
372 saatlik kamera kaydı incelendi
Karaman’da 2008 yılında kaybolduktan sonra cesedi baraj yakınlarında bulunan terzi Erkan Erkara’nın dosyasında yaklaşık 372 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü incelendi.
Yaklaşık 40 kişinin HTS ve baz kayıtları da araştırıldı. Teknik incelemelerde Erkara’nın son görüştüğü kişinin ve şüphelinin telefonunun cesedin bulunduğu bölgeden sinyal verdiği tespit edildi.
Şüpheli tutuklanırken hakkında kasten öldürme ve gece vakti silahlı yağma suçlarından dava açıldı.
Çalınan telefon 12 yıl sonra soruşturmanın kilidini açtı
Antalya’da 2014 yılında bir inşaatın bekçi kulübesinde öldürüldükten sonra cesedi yakılan Şeref Kocabıyık’ın dosyasında ise olay yerinden çalınan cep telefonu kritik delil oldu.
Maktule ait telefonun cinayetten yaklaşık dört ay sonra Gaziantep’te kullanıldığı belirlendi. Telefonu kullanan kişiler ile Kocabıyık’ın çalıştığı inşaatta bulunan kişiler arasındaki bağlantılar, HTS ve baz kayıtları üzerinden ortaya çıkarıldı.
Operasyonlarda üç şüpheli tutuklandı, iki şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. Yurt dışında olduğu belirlenen bir şüpheliyle ilgili çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Çöp poşetindeki bebeğin kimliği topuk kanıyla belirlendi
Manisa’da 2010 yılında çöp poşeti içerisinde bulunan kız bebeğin dosyasında ise topuk kanı kayıtları soruşturmanın seyrini değiştirdi.
Otopsi bulgularından bebeğin hastanede doğmuş ve topuk kanı alınmış olabileceği değerlendirildi. Bunun üzerine olay tarihinde doğan ve topuk kanı alınan bebeklere ilişkin Sağlık Bakanlığı kayıtları incelendi.
Bir kadının kız bebeğinden topuk kanı alındığı ancak sistemde yaşayan bir çocuk kaydının bulunmadığı belirlendi. Yakalanan şüphelinin bebeği doğumdan sonra çöp konteynerinin yanına bıraktığını söylediği, kardeşinin de bu anlatımı doğruladığı aktarıldı.
Anne tutuklanırken kardeşi hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol uygulandı.
19 yıl sonra DNA testiyle kimliği belirlendi
Batman’ın Kozluk ilçesinde 2007 yılında bulunan ve yüzü teşhis edilemeyen erkek cesedinin kimliği yaklaşık 19 yıl sonra DNA eşleşmesiyle ortaya çıkarıldı.
Çalışmalarda yalnızca kayıp başvuruları değil, uzun yıllardır hiçbir resmi kurumda işlem yapmayan kişiler de araştırıldı. 2007’den bu yana resmi kaydı bulunmayan Aydın Özcan üzerinde yoğunlaşıldı.
Özcan’ın çocuklarından alınan DNA örnekleri ile cesetten elde edilen DNA’nın eşleşmesi sonucunda kimlik tespit edildi. Operasyonlarda altı şüpheli tutuklandı, dört şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.
Sigara izmaritleri cinayetin faillerini işaret etti
Diyarbakır’da 2016 yılında mera arazisinde öldürülen Mehmet Emin Karaalp’in dosyasında olay yerinde bulunan dört sigara izmariti yeniden incelendi.
Adli Tıp Kurumunun moleküler genetik çalışmaları sonucunda izmaritlerden elde edilen DNA profilleri ile şüphelilerden alınan örnekler arasında eşleşme sağlandı.
HTS ve daraltılmış baz incelemeleriyle bazı şüphelilerin olay sırasında bölgede bulunduğu da belirlendi. Soruşturma kapsamında beş şüpheli tutuklandı, üç şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
14 yıllık kayıp dosyasında cansız bedene ulaşıldı
Hatay’da 2012’den bu yana kayıp olan Selbi Uyğur’un dosyasında ise cezaevindeki şüphelilerin anlatımları ve yer gösterme işlemleri yeni bir sürecin önünü açtı.
Bir şüphelinin Uyğur’un öldürülerek Dörtyol’daki portakal bahçelerinin yakınına gömüldüğünü söylemesinin ardından yaklaşık 300 metrelik alanda arama yapıldı.
Kazı çalışmalarında kadın kıyafetleri içerisinde insan kemikleri bulundu. Kemiklerden elde edilen DNA profili, Selbi Uyğur’un anne ve babasından alınan örneklerle eşleşti. Böylece 14 yıllık kayıp dosyasındaki cansız bedenin kimliği kesinleştirildi.
Bakan Gürlek: Devlet mutlaka hesabını sorar
Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul suçlarla mücadeleyi önemsediklerini belirterek, göreve geldikten sonra 28 faili meçhul cinayetin aydınlatıldığını söyledi.
Gürlek, yıllar önce işlenen cinayetlerin de ortaya çıkarılmasının devletin görevi olduğunu vurgulayarak, “Devlet mutlaka hesabını sorar” mesajını verdi.
28 kişinin bulunduğu dosyalar yeniden aydınlatıldı
Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmalarıyla aydınlatılan dosyalarda Abdullah Uslu, Fatma Teryaki, İbrahim Teryaki, Kübra Yapıcı, Kadriye Tetik, Havva Yıldırım, Sevda Atalay, Galip Öztürker, Zeynep Aydın, Aynur Kanbur, Şeref Kocabıyık, Maia Khimshiashvili, Erkan Erkara, Dorukhan Büyükışık, Mehmet Şirin, kimliği belirlenemeyen kız bebek, Aysel Yıldırım, Nesim Bayram, Evindar Tiğrak, Aydın Özcan, Ahmet Aktaş, Yusuf Sayaner, Mehmet Emin Karaalp, Esra Aşık, Ali Sarıoğlu, Gültekin Yıldırım, Selbi Uyğur ve Mehmet Ali Türkmen isimleri yer aldı.
Öte yandan Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Gülistan Doku, Çağla Tuğaltay ve Rabia Naz Vatan dosyaları ile Fenerbahçe Spor Kulübü otobüsüne yönelik silahlı saldırı soruşturması da yeniden incelenen dosyalar arasında bulunuyor. Bu dosyalardaki inceleme ve soruşturmaların ise sürdüğü bildirildi.
Kaynak: