Tömük yaylalarında..

Tömük yaylalarında..

Yazarımız Zeki Oğuz, hafta sonu Mersin'nin Tömük yaylalarına yapdıkları gezinin izlenimlerini aktarıyor

Zeki Oğuz

Sosyal paylaşım siteleri zararlı olabildiği gibi çok da yararlı yönleri var. Bu siteler sayesinde birçok yeni insan tanıdım. Yeni arkadaşlarım oldu. Benzer şeyleri paylaşan insanlar hemen yeni guruplar oluşturuyorlar. Örneğin gezginler, fotoğrafçılar, şairler kendi aralarında guruplar oluşturuyor, güzel bir iletişim ortamı sağlıyorlar. Kimi çektiği yeni bir fotoğrafı, kimi kendi şiir videosunu paylaşıyor.

Bizde fotoğraf meraklıları ve gezginler olarak “Yeryüzü Gezginleri” adıyla bir gurup oluşturduk. Gurubun adının öyle iddialı olduğuna bakmayın biz yalnızca kendi ülkemizi gezelim yeter, diyoruz. İlk gezimizi de Mersin Erdemlinin Tömük yaylalarına yaptık. Başta iki gün olarak planlamıştık geziyi, ilk gün sahil boyundaki tarihi güzellikleri gezecek ikinci gün yaylalara çıkacaktık ama sahilin o berbat sıcağına dayanamayacağımızı hesap ederek sadece yaylalara çıkmaya karar verdik. Sahili güz aylarına bıraktık.

Sultan Akça Erdemli Tömük’te oturuyor. Fotoğrafa yeni başlamasına rağmen ustalık yolunda hızla ilerliyor. Farklı bir bakış açısı var ve ürettiği görüntülere yapılan eleştirilerden hiç gocunmuyor. Gelen eleştiri ve uyarıların onu daha da ilerleteceğini biliyor.

Tömük yaylalarına yaptığımız geziyi de Sultan Akça üstlendi, gezginleri götürecek araçtan yiyeceğe kadar her şeyi o örgütledi. En büyük yardımcısı da eşi Rafet oldu. Gezginler olarak iki arkadaşımıza da teşekkür borçluyuz.

Uzun yolculukları trenle yapmayı severim. Hem rahat hem de ucuz olur. Tren Yenice’ye kadar 12 lira otobüs ise 36 lira, böyle büyük bir fark var arada. Erdemli’ye birlikte gittiğimiz Reyhan Sur mecburen otobüsle gitmek zorunda kalınca bende ister istemez ona uydum. Mersin’de Rabiye Cirit bizi bekliyordu.

Rabiye şimdilik cep telefonuyla bir şeyler çekmeye çalışıyor ama fotoğrafa müthiş meraklı. Adana’dan Ülkü Demircanlı’da gelmişti. Garajda buluşup Rabiye’nin evine gittik. gittik. Evde kızları Nilay ve Sevilay ile torunu Öykü cadısı bizi bekliyorlardı. Rabiye’nin annesi yaylaya çıkmıştı ama gitmeden önce içli köfte hazırlayıp gitmişti konuklarımız yesin, diye. Müthiş lezzetli bir yemekti gerçekten.

Yemek ve çay keyfinden sonra Tömük’e gittik. Sultan heyecan ve sabırsızlıkla bizleri bekliyordu. Heyecanlanması normaldi çünkü ilk defa böyle bir gezi örgütlüyordu. Gezide umulmadık aksaklıklar çıkmasından korkuyordu.

17 Temmuz Pazar sabahı güzel bir ortamda başladı gezi. Tömük Belediye Sporun arabası gelmişti bizi almaya. Arabaya doluştuk. Değişik yörelerden insanlar bir araya gelmiştik ve çoğumuz ilk orada tanışıyorduk. Nebi Köse İstanbul’dan çıkıp gelmişti. Mustafa Soydan ile eşi Ankara’dan gelmişlerdi ve yayla gezisinden sonra da birkaç gün Zehra Koçak’a konuk olacaklardı. Ülkü Ermenek Görmeli köyünden. Adana’dan katılmıştı geziye. Aslı Dönertaş, Fatma Aslan, Yılmaz Nalbant Tömük’ten katılıyorlardı. İçleri Tömük sevgisiyle dolu Sultan Akça ile eşi Rafet’de Tömüklü ev sahibimizdiler.

İlk durağımız Karahıdırlı köyü Boyalı Çeşmedeki kahvehaneydi. Burada kısa bir çay molasındanr sonra Duztaşı gediğine çıktık. Çevreye hâkim bir tepeydi burası. Doğudan batıya derin bir vadi uzanıyordu. Ardıç ağaçlarıyla kaplıydı bütün tepeler. Burada Şaban Yılmaz çay hazırlamıştı bize. Sultanın ve Tömüklü arkadaşların hazırladıkları kahvaltılıkları ortaya çıkardık. Müthiş keyifli bir kahvaltıydı. Çoğu yeni tanışmış olmalarına rağmen kırk yıllık dost gibiydiler.

Sultan’ın anlattığına göre Karahıdırlı köylüleri son yıllarda kivi yetiştirmeye başlamışlar ve iyi de para kazanıyorlarmış. Duztaşı gediğinin batısındaki vadide de son yıllarda kiraz bahçeleri oluşturulmuş.

Yılmaz Nalbant Hacıalanı köyünden. Çok güzel bir köy.

Oradan Yörüklerin eğleştiği Talvarlıyurt Çıtlıcak yaylasına geçtik. Daha uzaklara gitmek istemeyen Yörükler yaz gelince buralara çıkıyorlarmış. Keşşaflı Yörüklerinden Ahmet ve ailesini de bu yaylada tanıdık. Güler yüzlü konuksever insanlar. Kışı Tece’de geçiriyor yazın bu yaylaya çıkıyorlarmış. Keşşaflı Yörüklerinin bir çoğunu Gevne yaylalarında tanımıştım. Bize peynir sündürme pişirip ikram ediyor gül yüzlü Yörük gelinleri. Yayla Tömük’e 50 km uzaklıkta. 1850 mt. yükseklikte.

Onlardan yeniden görüşme dilekleriyle ayrılıp Tavus Çayırı Yarık Pınarına gidiyoruz. Kocaman bir söğüdün altına seriyoruz çullarımızı. Kimi fotoğraf çekerken kimi yemek hazırlığına girişiyor. Burada da en büyük yük Sultan ile Rafet’in omuzlarına yıkılıyor. 

Yeniden buluşma dilekleriyle dönüş yoluna düşüyoruz. İkinci buluşma da ekimin ilk haftası Beyşehir’de olacak. 

Meraklısına not: Peynir sündürme.

Peynir kişi sayısına göre tavaya konuyor. İçine çok az su katılarak sürekli karıştırılarak pişiriliyor. Az tuz ve baharat ekleniyor. Peynir tavada eriyip sünmeye başlayınca üzerinde biriken su alınıyor, üzerine biraz kaymak ya da sadeyağ konarak biraz daha pişirilerek sofraya konuyor ve sıcak olarak yeniliyor.  

1-(1).20110726112617.jpg

1-(2).20110726112624.jpg

1-(3).20110726112632.jpg