TİMAV'dan MEB'e ilginç teklif

TİMAV'dan MEB'e ilginç teklif

TİMAV Genel Başkanı Mehmet Emin Parlaktürk, Milli Eğitim Bakanı'ndan Güzel Sanatlar alanında din eğitimi veren ilköğretim okulları açmalarını istedi. Parlaktürk, isteklerinin Anayasa'nın 33. maddesine uygun olduğunu düşünüyor.


TİMAV Genel Başkanı Mehmet Emin Parlaktürk, Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 33. maddesinde "Güzel sanatlar alanlarında özel istidat ve kabiliyetleri belirlenen çocukları, küçük yaşlardan itibaren yetiştirmek üzere temel eğitim (ilköğretim) ve orta öğretim seviyesinde ayrı okullar açılabilir" denildiğini hatırlatarak adının Güzel Sanatlar İmam Hatip İlköğretim Okulu ya da İslam Güzel Sanatlar İlköğretim Okulu konulacağı okullar açılmasını istedi.

TİMAV Başkanı Parlaktürk'ün açıklaması şöyle:
"Güzel Sanatlar" alanında yetiştirilmek üzere açılan bu okullarda çocuklar, nasıl özel istidat ve kabiliyetlerine göre eğitiliyorsa, din eğitimi alanı da özel istidat ve kabiliyet gerektiren bir alan olduğundan, küçük yaşlardan itibaren yetiştirilmek üzere temel eğitim (ilköğretim) seviyesinde dini okullar açılabilir. Söz konusu madde buna imkan tanımaktadır.

DİNİ GÖREVLER, "ÖZEL YETENEK" GEREKTİRİYOR

Din eğitiminde Kur'an-ı Kerim'i güzel ses (hançere) ile okuma, Kur'an harflerini yerinden çıkarma (meharic-i huruf), ayetleri ezberleme (hafızlık). Güzel ezan okuma (müezzinlik), makam ve usûl eğitimi, Kur'an yazısını güzel yazma (hüsn-i hat) ve güzel konuşma (hatiplik), bunların hepsi özel istidat ve kabiliyete dayanmaktadır. Söz konusu maddeye istinaden özel istidat ve kabiliyet gerektiren okulların açılması mümkün olduğuna göre, tamamen özel istidat ve kabiliyet gerektiren Kur'an eğitimi ve din görevliliği için de Güzel Sanatlar okullarına benzer ilköğretim okulları açılabilir ve açılmalıdır.

MEVCUT OKULLARDA BÖYLE BİR DİN EĞİTİMİ YOK

İlk ve Orta öğretimde okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri bu eğitimi vermediği gibi, İmam Hatip Liseleri'nde okutulan mesleki dersler de bu eğitim için hem yetersiz, hem de özel yeteneklerin ortaya çıkması bakımından çok geç bir öğretim kademesidir. Tarih boyunca eğitim, öğretim ve kültür dünyamızda din eğitimi, özel istidat ve kabiliyet gerektiren bir alan olarak kabul görmüş ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere tüm medeni ülkelerde bu alanda açılan eğitim kurumlarında da özel görevliler yetiştirilmesine özen gösterilmiştir.

YASAYA UYGUN

Anayasa'da bu tür eğitimi yasaklayıcı hiçbir hüküm bulunmadığı gibi, aksine 24. ve 42. maddeler bu düzenlemelere açık hükümler içermektedir. Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 33. maddesi de, dini eğitim alanında yetenekli çocuklara eğitim verilebilmesi için bir referans niteliğindedir. Çünkü, yukarıda sıralanan özellikler tamamen özel istidat ve kabiliyete, beceri ve yeteneğe dayanmaktadır. Bu özellikler, din eğitiminin ve din görevliliğinin olmazsa olmaz şartlarındandır.

Din hizmetleri alanında vasıflı, liyâkatli, kabiliyetli ve iyi yetişmiş ehil görevlilere büyük ihtiyaç vardır. Ama mevcut sisteme göre, ilköğretimi bitirmeden bir öğrenciye ne okulda ne dışarıda yukarıda sayılan özellikleri kazandırmak mümkün değildir. 15 yaşından sonra bir öğrencinin bu tür eğitimi alması da artık çok geç ve zor, hatta imkansız gibidir.

Oysa İslam Dini, mükellef çağına gelmeden önce bir müslümanın, dinin gereklerini yerine getirecek şekilde yetiştirilmesini, ibadetlerinde Kur'anı doğru olarak okumasını emreder. Hele hele dini alanda görev yapacak olanların, mükellef çağından çok önce küçük yaşlarda bu eğitimi almaları gerekir ki, özel istidat ve kabiliyet gerektiren bu görevleri liyâkatla yapabilsin.