Taşgetiren Altınoluk gecesinde konuştu
Altınoluk Dergisi tarafından Konevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansta konuşan Yazı işleri Müdürü Ahmet Taşgetiren, okuma kültürünün önemi konulu bir konuşma yaptı.
Altınoluk Dergisi tarafından Konevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansta konuşan Yazı işleri Müdürü Ahmet Taşgetiren, okuma kültürünün önemi konulu bir konuşma yaptı. Altınoluk Dergisi kurucusu ve yöneticisi Abdullah Sert’in de katıldığı program büyük ilgi gördü. Altınoluk Dergisi’nin misyonunu anlatan Ahmet Taşgetiren, bir mektep olmanın heyecanı ve azmiyle yayın hayatına katıldıklarına dikkat çekti.
Taşgetiren, Altınoluk Dergisi’nin yayınlandığı ilk günden bu güne çizgisinden sapmadan, ölçüsünden taviz vermeden okurlarına daha faydalı olabilme aşkıyla, hizmet heyecanıyla yayın hayatını sürdürdüğünü ifade etti. Her sayısında tüm insanlığa en doğru, en faydalı bilgileri aktarmanın, bir mektep olmanın mesuliyetini bütün ağırlığı ile hissederek çalıştıklarını belirten Taşgetiren, “Bu mesuliyetle yazıyor, soruşturuyor, araştırıyor, istişare ediyor, en güzele ulaşmak için çaba gösteriyoruz. Büyük emekler, maddi manevi büyük fedakârlıklarla yayınlanan bu dergiyi okuyarak, verilen bilgi ve mesajlardan alınması gerekeni alıp uygulayarak kalplerimizi besleyebiliriz.”dedi.
Mükafatını yalnız Allah Teala’dan bekleyerek çalıştıklarını hatırlatan Taşgetiren, “Televizyon kültürü ile kafaları karışan, kalpleri bulanan, zihin faaliyeti duraksayan, ahlaki olarak tahribata uğrayan toplumların ilmi, ahlakî, soysal vb. çok mühim konularda ciddi, doğru, sağlıklı bilgiler veren yazılı yayınlara her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır”diye konuştu.
Altınoluk Dergisi’nin takip edip okuyarak, televizyon kültürünün ahlaki tahribatından korunulacağına işaret eden Altınoluk Dergisi kurucusu ve yöneticisi Abdullah Sert ise şöyle konuştu: “Mutlaka okuma alışkanlığına sahip olmamız gerekir. Üzülerek ifade etmeliyim ki okuma alışkanlığımız çok zayıftır. Sürekli okuması gerekenler bile bu konuda yeterli değiller. Onun için hem kendimizin, hem de aile fertlerimizin, yakın-uzak çevremizin okuma alışkanlığı kazanmaları için gayret etmeliyiz. Bilelim ki okumaktan zevk aldığımız zaman, öğrenmekten zevk alacak, öğrenmekten zevk alınca da öğretmekten zevk almaya başlayacağız. Neticede kâlp toprağına atılan çekirdeğin çatlayıp yeşermesini, çiçek açıp meyveye durmasını görünce yani öğrenilen ve öğretilenlerin amele dönüştüğüne şahit olunca gönül kuşu kanat açacak, mutluluk gülistanında, huzur baharistanın da bilmem hangi gül ağacının dalında konaklayıp şükür terennümleri şakıyacaktır. İşte o zaman soylu düşünceler, soylu fikirler ve soylu medeniyetler yeniden rağbet görecek. Köksüz ve soysuz akımlar, çeşit çeşit ahlaksızlıklar, medeniyet ve çağdaşlık diye dayatılan onur kırıcı ilkellikler son bulacak, insanlık yeniden gerçek medeniyete, insanca yaşama ortamına kavuşacaktır.”