Tarım baş ağrıtacak

Tarım baş ağrıtacak

21. Yüzyılda Türk Tarımı Rixol Hotel’de konuşuldu. TÜSİAD görüşü “Tarımda dönüşümü, yeniden yapılanmayı sağlayamadığımız takdirde ne büyümeden, ne istikrardan ne de sosyal refahtan söz etmemiz mümkün değildir” şeklinde özetlenirken KSO B









TÜSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Grubu Başkanı Rint Akyüz, Türkiye gibi eşsiz tarım potansiyeline sahip bir ülke için tarım sektörünün şu an bulunduğu noktanın iç açıcı olmadığını söyledi.


TÜSİAD ile Konya Sanayici İş Adamları Derneği (KOSİAD) tarafından Rixos Hotel'de "DTÖ ve AB'deki gelişmeler ışığında 21.Yüzyılda Türkiye Tarımı ile İç Anadolu Bölgesi Tarım Programı" semineri yapıldı. Seminerde Konya Valisi Atilla Osmançelebioğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, TÜSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Grubu Başkanı Rint Akyüz ile birçok iş adamı hazır bulunurken konuşmacı olarak ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Erol Çakmak ile Prof. Dr. Halis Akder katıldı. Toplantıya katılamayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı’nın mesajı basın mensuplarına dağıtıldı.


Seminerin ardından konuşan TÜSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Grubu Başkanı Rint Akyüz, tarım sektörünü Türkiye'nin sosyal ve ekonomik istikrara ulaşmasındaki en öncelikli sektörlerden biri olarak gördüklerini ifade ederek, "Türkiye'de tarım politikalarından söz edince, konu mutlaka bölgesel kalkınma konuları ile de örtüşüyor. Türkiye gibi eşsiz tarım potansiyeline sahip bir ülke için şu an sektörün bulunduğu nokta iç açıcı değildir. Tarım, temel besin maddeleri ve sanayinin hammaddelerini üreten bir sektör olması, istihdam ile ihracattaki payı sebebiyle ekonomimiz için çok önemlidir. Tarımın gayri safi yurt içi hasıla içindeki payı 2004 yılında yüzde 11.6'dır. 2004 yılı AB rakamlarına baktığımızda bu oran, AB üyesi ülkelerde yüzde 2.1'dir. Yeni üye olan 10 ülkenin ortalaması ise yüzde 3.6'dır. İstihdam oranları Türkiye'de yüzde 34, AB üyesi 25 ülkede yüzde 5.4 ve yeni 10 ülkede ise yüzde 13.4'tür” dedi.


Rint Akyüz, konuşmasına şöyle devam etti:


"Özellikle istihdam açısından bakıldığında alınması gereken önlemlerin aciliyeti, yapısal dönüşümün gerekliliği net olarak ortaya çıkmaktadır. Ülke ekonomisine yüzde 11 seviyelerinde katkı yapan bir sektör, eğer toplumun yüzde 34'ünü istihdam ediyorsa, sadece sosyal bünyemiz açısından bile iyileşmenin sağlanması için elimizden gelen gayreti göstermemiz gerektiği çok açıktır. Tarımda dönüşümü, yeniden yapılanmayı sağlayamadığımız takdirde ne büyümeden, ne istikrardan ne de sosyal refahtan söz etmemiz mümkün değildir. Tarım, 3 Ekim'de başlayan AB ile müzakere sürecinde Türkiye'nin en çok zorlanacağı konulardan birisidir.


Öte yandan Dünya Ticaret Örgütü 1 Ağustos 2004 tarihinde genel konseyde yer alan 147 ülke temsilcisinin oy birliğiyle kabul edilen Temmuz 2004 kararını açıklamıştır. Karar metninde tarım beklendiği üzere uzlaşması en zor konuların başında gelmiştir. Türkiye, hem DTÖ hem de AB nezdindeki müzakerelerde beklenti oluşturabilmesi veya müzakere pozisyonunda değişikliğe gidebilmesi için tarım reformu uygulama, amaç ve yöntemlerini somutlaştırmalıdır. DTÖ'nün kurallarına uygun tarım desteklerini azami ölçüde devreye sokarak seçilmiş ürünlerde tarımsal verimlilik artışı sağlanmalı ve buna bağlı olarak tarıma dayalı sanayi ürünlerine ilişkin stratejisini şekillendirmelidir."


Daha sonra seminerin ikinci bölümü olan "DTÖ ve AB'deki Gelişmeler Işığında 21.Yüzyılda Türkiye Tarımı ve İç Anadolu Bölgesi" semineri, TÜSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Grubu Başkanı Rint Akyüz'ün oturum başkanlığında yapıldı.


Oturumda konuşan Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Çakmak, Türkiye’nin dünya ve AB’de tarım alanındaki değişime uyum gösterebilmesi için yapısal dönüşümlerin önünün açılması gerektiğini söyledi.


Türkiye’de, tarımdaki korumacılığın muhafaza edilmesi gerektiği görüşünün hakim olduğunu ifade eden Çakmak, “Buna karşın Avrupa ülkelerinden de korumacılığın kaldırılması talep ediliyor. Gerçekte bu gerçekleşmesi zor bir şeydir. Biz serbestleşmeden hep korkuyoruz.  Ancak Türkiye’nin dünya ve AB’de tarım alanındaki değişime uyum gösterebilmesi için yapısal dönüşümlerin önünün açılması gerekmektedir” dedi.


Daha sonra söz alan ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.  Halis Akder ise AB’nin aday ülkeler için önümüzdeki 7 yıl içinde toplam 14 milyar Avro tutarında bir bütçe öngördüğünü dile getirerek, Türkiye’nin bu bütçeden mümkün olduğu kadar en iyi şeklide yararlanması gerektiğini kaydetti.


Konya Sanayi Odası Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil de önümüzdeki yıllarda AB ile müzakere sürecinde Türkiye’nin başını ağrıtacak en önemli başlığın, tarım ve hayvancılık olacağının uzmanlar tarafından açıkça ifade edildiğini söyledi.


Yıllardır siyasete endeksli, kayıt dışı yapısı ile kendi kaderine terk edilen tarımda yeniden yapılanma gelişme stratejileri doğrultusunda bir tarım politikasının şart olduğunu vurgulayan Büyükhelvacıgil, şöyle devam etti:


“AB altyapı yatırımlarını ve tarımsal nüfusun azaltılmasını şart koşarken, IMF ve Dünya Bankası (Altyapı yatırımları yapamazsınız, bütçeniz buna müsait değil) demektedir. Öte yandan Dünya Ticaret Örgütü daha liberal ve korumasız bir yapı istemektedir. İşte bu üçlü kıskaç altında Türkiye, kendine özgü bir tarım politikası geliştirmek durumundadır. Bizler Anadolu girişimcisi ve sanayicileri olarak bu süreçte, her zaman olduğu gibi katkı yapmak ve destek vermek yükümlülüğünün farkındayız.”

Çok sayıda sanayici ve işadamı katıldığı toplantı Konya Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kara, TBMM Tarım Komisyonu Üyesi AK Parti Konya Milletvekili Abdullah Çetinkaya, KOSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Turgay Bilge ve Anadolu Biracılık Genel Müdürü Ayhan Atılır'ın konuşmasıyla tamamlandı