Tamircilikten antikacılığa

Tamircilikten antikacılığa

Hademe olarak adım attığı sonrasında ise öğrencisi olduğu Sanat Okulu’nda saat tamirciliğiyle tanışan ve 60 yıllık ustalık hayatında mesleğinin zirvesine ulaşan 74 yaşındaki Mustafa Yılmaz’ın antika saatler, taş plaklar ve gramofonlardan oluşan değerli bi

Kendini antika ve sanat değeri taşıyan eşyalara, taş plaklara, gramofona ve özellikle de saatlere adayan 74 yaşındaki Mustafa Yavuz, bozulup atılmaya yüz tutan saatleri yeniden hayata döndürerek evlerde ve kollardaki yerini alması için yoğun bir şekilde çalışıyor. Üstelik bu çalışmalarında maddi bir beklentiyi gözetmeyerek, antika saatleri ve diğer eşyaları tamir etmeyi bir hobi olarak görüyor. Mustafa Yavuz’un saat üzerine çalışma fikrinin oluşmasının nedeni ise hayli bir ilginç. Yavuz, 15 yaşındayken hademe olarak başladığı Erkek Sanat Enstitüsü’nde bir gün okuma kararı alarak bu kararını okul müdürüne söyler. Okul müdürünün de desteğiyle okula başlayan Yavuz, elektronik bölümünü tercih eder. Kolejde okurken tamir etmesi için kendisine bir saat verilir. Saatin içini açarak fırça ve benzinle temizleyerek tamir eder. Daha sonra bunu başka saatler takip eder ve böylece Mustafa Yavuz her geçen gün kendini biraz daha geliştirerek aranan bir saat tamircisi haline gelir. Saat üzerine çalışma fikrinin oluşmasında bir diğer etkeni ise Yavuz, “Saat yapan kişilerle görüştüm. Görüştüğüm saat tamircilerinin elleri çok büyüktü ama buna rağmen bu işi yapıyorlardı. Benim ellerim bu iş için çok uygundu. Kendi kendime bu işi onlardan daha iyi yapacağıma inandım. Bu işi sevdim ve böylece saat sektörüne girmiş oldum” diyerek açıklıyor.

ESKİ SAATLERİ TAMİR EDİYOR, BULUNMAYAN PARÇALARI ÜRETİYOR

“Benim gibi saat tamircisi Türkiye’de yok. Ben teori ve pratik sahibiyim. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Orhan Oğuz’un imzaladığı diplomam var benim” diyen Yavuz, arkadaşlarının çoğunun mühendis olduklarını fakat kendisinin saatleri seçtiğini söylüyor. Şuan da Konya’da eski saatleri tamir eden birkaç kişiden biri olduğunu belirtiyor. Yavuz ayrıca, parçası bulunmayan bazı eski saatlere de dişli gibi yedek parçalarını da ürettiğini ifade ediyor.

2 YÜZ YILLIK SAATİ VAR

Saatlerinden bahseden Yavuz, 200 yıllık İsviçre malı bir köşe saatinin olduğunu belirtiyor. Bu saatin dışında Alman İmparatorluğu döneminden kalma bir saatinin olduğunu söyleyen Yavuz, Avusturya gibi diğer ülkelerin de yaptığı saatlerinin olduğunu dile getiriyor. Saatlerin dışında 500’e yakın taş plak koleksiyonunun ve gramofonlarının olduğunu belirten Yavuz, antika ve sanat değeri taşıyan her şeyi sevdiğini, değer verdiğini söylüyor. Sanata, antikaya herkesin değer vermesini isteyen Yavuz; eski, kırık, bozulmuş tarihin izlerini taşıyan bütün eşyaların yeniden hayata döndürülebileceğini vurguluyor. Son olarak Yavuz, saat alacaklara bir tavsiyede bulunarak sözlerini sonlandırıyor. Günümüzde plastik saat üretildiğine dikkat çeken Yavuz, bunların tamirinin yapılmadığını söyleyerek saat almak isteyenlere tamiri mümkün olan taşlı, yataklı saatleri öneriyor. Yakup Horasan - Memleket