Taç- ül  Vezir Türbesi ve Sakahane

Taç- ül Vezir Türbesi ve Sakahane

Konya Tarihinde önemli bir yere sahip olan şimdiki Kültür Park içerisinde olan Tac-ül Vezir Türbesi ve Sakahane'nin tarihine yolculuk yaptık

taci---i-vezir-turbesi--(1).jpg

taci---i-vezir-turbesi--(4).jpg

 

Konya’nın büyük ve bir o kadar geniş tarihinde bir çok eserler halen orijanal haliyle ayakta durmayı başarıp günümüze kadar gelmişlerdir. Bunlardan sadece iki tanesi olan ve bugün Kültür Park içerisinde yer alan Taç- ül Vezir Türbesi ve Sakahane’dir. Konya’nın gezmekle bitmeyen, araştırmakla sonu gelmeyen tarihi eserlerinden iki tanesini inceledik.

 

taci---i-vezir-turbesi--(4)-001.jpg

taci---i-vezir-turbesi--(4)-002.jpg

Taç- ül  Vezir Türbesi

Taç-ül Vezir Seyid ya da Taceddin Ahmed, Anadulu Selçuklu Sultanları I. Alaeddin Keykubad (1220-1237) ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246) dönemlerinde emirlik yapmış. Dönemin diğer vezirleri gibi o da kendi adına 1239-1240 tarihlerinde bir külliye inşa ettirmiş. Medrese, hanigâh ve bir mescitten oluşan külliye günümüze ulaşamamış. Açık avlulu, revaklı ve girişin karşısında ana eyvanlı olan medresenin ana eyvanının sağında bulunan türbe günümüzde ayakta kalan tek parçası. Bu türbede Taç-ül Vezir ve torunları Celaleddin Kasım Bey ve Şeyh Sureti yatmakta. Türbe taş temeller üzerine, sekiz köşeli yapıda tuğla gövdelidir. Üzeri piramit bir külah ile örtülmüştür. Piramit külahın altındaki kubbe kasnağında yarım daire şeklinde, sekizgen nişler bulunmaktadır. Konya’da İnce Minareli Medrese’nin yakınında, daha çok Fuar Alanı olarak bilinen Kültür Parkı’nın içinde ve kuzey-doğusundadır.  Konya Vakıflar Müdürlüğü’nde bulunan bir defter-i Hakaniyedeki bilgiye göre türbenin 637/1239–1240 yılında inşa edildiği kabul edilir.  Eserin inşa edildiği tarihi, banisini veya ustasını bildiren bir kitabe mevcut değildir.

taci---i-vezir-turbesi--(5).jpg

taci---i-vezir-turbesi--(6).jpg

taci---i-vezir-turbesi--(7).jpg

 

TAŞTA YAZAN İSİM

Fatih ve Bayezıd devrinde Konya evkafını tesbit eden defterlerden banisinin ismi Tac-ı Vezir olarak kayıtlıdır. Bu kişinin torunlarına it mezar taşlarından birinde ise “Muhammed et-Tac Veziri” şeklindedir. İsminin Muhammed olduğu anlaşılan kişinin kim olduğu hakkında herhangi bir bilgiye rastlanılmamıştır. Son yılarda türbe tamir edilmiş, içinde bulunan parkın bahçıvanlarına ait aletlerin deposu olarak kullanılmaktadır. Halk arasında Hacı Veziri Türbesi olarak da bilinir.

taci---i-vezir-turbesi--(8).jpgtaci---i-vezir-turbesi--(9).jpg

 

TÜRBEYE HAS MİMARİ

Türbe sekizgen gövdeli olup, üzeri piramidal külahla örtülüdür Piramidal külahın altında, içeride kubbe yer alır. Türbenin içerisine güney-doğuda bulunan küçük bir kapı ile girilir. Kapının atkı sövesinde devşirme malzeme kullanılmıştır. Kapının üzerinde sonradan açıldığı anlaşılan yuvarlak bir delik yer alır. Yapının içerisinde Her duvar yüzeyinde zeminden kasnağa kadar yükselen nişler yer alır. Birer kubbecikle son bulan nişlerin alt kısımlarında kapı ve pencere açıklıkları bulunur. Kubbeye geçiş tromplar ve nişlerin üzerinde yer alan küçük kubbeciklerle sağlanır. Türbe dıştan kapı yüksekliğine kadar moloz taş örgülüdür. Üst kısım ise ikişer cm arayla derzlenmiş tuğla ile örülmüştür. Güney tarafta, yanında bulunan medrese ayvanına açılan pencere, dışta tuğla kemerli bir niş içine alınmıştır. Yine bu pencerenin bulunduğu duvarın batı tarafında sağır bir kemer yapılmıştır. Duvar yüzeyinde dışa 5 cm taşan bir tuğla dizili korniş yer alır. Dış duvarlar ve iç mekânı örten kubbe gibi piramidal külah da tuğla ile örülüdür.  Orijinal halinde içte sıva üzerine bazı süslemeler bulunmakta ise de bugün hiçbir iz görülmemektedir. İç mekân nişlerle hareketlendirilmiş olup, kapı atkı ve sövelerinde devşirme malzeme kullanılmıştır.

 

sakahane--(1).jpg

sakahane--(2).jpg

 

SAKAHANE (DAVUD AĞA) MESCİDİ

Sakahane şimdiki Konya Kılıçarslan Meydanın yanında yer alıyor. Mülkiyeti Sakahane Mahallesi Halkı Vakfına aittir. Selçuklu Sultanı I.Alaladdin Keykubat tarafından 1221 yılında yaptırılmış olup, 19 y.y.da yıkılan Şifahanenin mescit bölümüdür. Sakahanenin,kıble duvarının altı kırmızımtırak muntazam kesme taşla, üstü tuğla ile diğer duvarları âdi taş ve tuğla ile karışık olarak, tek sağır kubbesi de yalnız tuğla ile yapılmıştır. Kubbenin üstünde tuğladan çıkıntı halinde süsler vardır. Mabetten kıble tarafına alttan iki geniş ve üstten yarma halinde iki dar pencere açılır. Mabedin hiç bir yerinde mimarını, banisini ve yapıldığı tarihi gösteren bir kitabı yoktur. Kapısı batı köşesinden önündeki küçük bahçeye açılır. Başta evkaf idaresi olduğu halde şimdiye kadar hiç bir kimse tarafından banisi ve vâkıfı tespit edilememiştir.

sakahane--(5).jpg

HALK ARASINDAKİ İSİM ‘SAKAHANE’

Sakahane; Sahib Ata'nm Sikaye denilen ve eskiden meşhur olan çeşme vey musluğun civarında yapıldığı için (Sikaye Mescidi) adını almıştı. Sonra halk telâffuzu Sikaye'yı, Sakane şekline sokmuştur. Mescidi; DavudAğa isminde bir hayırsever Türk yaptırmıştır. Davud Ağa'nın şimdiki sanatlar mektebinin yerinde bulunan Bedestenin yanında da bir mescidi vardı. Bu mescitlerin ne vakit yapıldığı hakkında katiyen ifade eden bir vesika henüz bilgi yoktur.

Yalnız Fatih adına1476 yılında Konya Evkafı'nı tespit eden heyet Davud Ağa'nın bu iki mescidini görmüşlerdi. Davud Ağa iki mescidini bir vakfiye ile tescil ettirmişti. Fatih zamanında Bedesten yanındaki mescidinin ittisalinde birçok vakıf dükkanları vardı. Mütevellisi de Bezzaz Hacı Şeydi Oğlu Hacı Mustafa idi. Konya'nın Gedeklas havalisinde Ambar bağı diye meşur olan Çaryek Cerıblik üzüm bağı ile bu bAğa bitişik tarla ve Şaz Bey hamamı civarında ev yeri. Hoca Fakih'deki başka bir tarla; Sakahane Mescidi'ne gelir olarak vakfedilmiştir. Servet R. Çolak – Memleket