Sosyal demokratın başörtüsü itirafı
Özdalga, başörtüsü tarışmasının asıl sebebinin 'sınıf mücadelesi' olduğu görüşünde.
Üniversitelerde yıllardır uygulanan başörtüsü yasağının kalkmasına sadece iki parti karşı: 'CHP ve DSP.' Bu partilerin dışındaki sosyal demokratların büyük kısmı, özgürlük karşıtı tutumu anlamakta zorlanıyor.
Bu isimlerden en önemlisi Haluk Özdalga. AK Parti'den Ankara milletvekili seçildiği 22 Temmuz seçimlerine kadar iki parti içerisinde de siyaset yaptı, yönetim kademelerinde bulundu. Özdalga, başörtüsü tarışmasının asıl sebebinin 'sınıf mücadelesi' olduğu görüşünde. Devletçi seçkinlerin iktidarlarını kaybetmemek için demokrasinin güçlenmesine karşı çıktığını kaydediyor. Bu doğrultuda başörtüsünün kullanıldığını savunuyor. Özdalga, dünyanın çeşitli ülkelerindeki sosyal demokratların başörtüsü özgürlüğünü savunduklarına dikkat çekiyor. Türkiye'de tam aksi bir görüntünün olmasından yakınıyor: "Bizde de kendisine sosyal demokrat diyen insanlar, başörtüsü yasağına karşı ön safta mücadele etmeliydi. Sosyal demokratlık bunu gerektirir."
Özdalga, 20 yıl boyunca hem CHP'de, hem de DSP'de görev yaptı. Merhum Ecevit, Erdal İnönü ve Deniz Baykal'la siyaset yaptı; parti yönetimlerinde bulundu. 27 Nisan bildirisine sert tepki koyan isimlerden biriydi. AK Parti'nin 'sol kanadı' olarak bilinen Ertuğrul Günay, Erdal Kalkan gibi arkadaşlarıyla birlikte 22 Temmuz'da milletvekili seçildi. TBMM Çevre Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten Özdalga, gündemdeki konuları Zaman'a değerlendirdi.
Özdalga, üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağının laiklikle değil kadın ve din-vicdan özgürlüğü ile ilgili olduğunu düşünüyor. AK Parti'ye katılmadan önce de başörtüsü özgürlüğünü savunduğunu hatırlatıyor. Kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayanların yasaktan yana tavır koymasından hayıflanıyor. Başörtüsü tartışmalarının bir "sembol" olduğu kanaatinde: "Sembolün altında sınıf mücadelesi var. Demokrasinin yaygınlaşması ve güçlenmesi devletçi seçkinleri rahatsız ediyor. Bunlar, iktidarlarının eriyip gittiğini görüyorlar. Başörtüsüne karşı direnişin arka planındaki gerçek budur."
Özdalga, Türkiye'de başörtüsünden kaynaklanan bir gerginlik ve kutuplaşmanın olmadığının altını çiziyor. Bu konuda geniş bir mutabakat olduğunu vurguluyor. Ancak son günlerde yaşam tarzı kaygısı oluşturmak için bilinçli bir şekilde tahrik ve kışkırtma yapıldığına işaret ediyor. 'Başörtüsü özgürlüğü olursa gerginlik çıkar' diyen bu çevreleri 'holding medyası' olarak tanımlıyor. Özdalga, samimi bir şekilde yaşam tarzından kaygı duyan insanları rahatlatmanın görevleri olduğunu da dile getiriyor. Özdalga, Türkiye'de laikliğin tehdit altında olmadığını belirtirken "laiklik elden gidiyor" yaygarası koparanların amacının farklı olduğunu kaydediyor. Özdalga'ya göre, "laiklik" üzerinden toplumda korku oluşturarak iktidarlarını sürdürmek isteyenler var. Bu korkuyu salanlar "halk"a karşı mücadele veriyor. Özdalga, şöyle devam ediyor: "Kimse merak etmesin. Laiklik Türkiye'de kökleşmiştir. Sağlam temelleri vardır. Türkiye'nin kültürü, tarihi, İslam anlayışı laikliğin tehdit altında olmasını önler."
AK Parti'de CHP'den daha rahatım
Özdalga, eski partisi CHP ile şu anda siyaset yaptığı AK Parti'yi mukayese ederken ilginç tespitlerde bulunuyor. Özdalga, AK Parti'de CHP'de olduğu dönemden daha rahat ve özgür olduğunu söylüyor: "AK Parti, demokrasiye, özgürlüklere, Kürt Sorunu'na, AB sürecine, sosyal adalete sahip çıkıyor. CHP, demokrasiye sadık değil. Kışkırtıcılık yapıyor. Halkı şuursuz, bilinçsiz bir güruh gibi görüyor. Baykal, çatal dilli bir siyasetçi. Seçim otobüsünde başörtülü fotoğraf kullanır, sonra o kadınların üniversiteye girişine karşı çıkar. AB'ye taraftarım der, engel olmak için elinden geleni yapar."